CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında emeklilerden staj ve çıraklık mağdurlarına, kamudaki taşeron işçilerden tarım sektörünün sorunlarına kadar çeşitli başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. Gürer, gazetecilerin sorularını da yanıtlayarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kuracağını açıkladığı yeni partiye geçip geçmeyeceğine ilişkin açıklama yaparak, "Mustafa Kemal Atatürk'ün iki emaneti var. Birisi Cumhuriyet, birisi CHP. Ben Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinde kalmaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı.
Gürer, CHP'de kalacağını duyurdu
Özgür Özel'in yeni parti kuracağını açıklamasının ardından gözlerin çevrildiği CHP'li milletvekillerinden Ömer Fethi Gürer, CHP'de kalacağını belirtti.
Gürer, CHP içinde bulunduğu süre boyunca gördüğü olumsuzlukları, yanlışları ve eksiklikleri dile getirmeye devam edeceğini söyledi.
CHP'li vekil, "Ancak burada kaldığım süre içinde de olumsuzlukları, yanlışları, gördüğüm eksiklikleri ifade edeceğim" ifadelerini kullandı.
Gürer, milletvekilliği süresince temel amacının toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını Meclis gündemine taşımak olduğunu vurguladı.
"Emeklilere en az 10 bin lira seyyanen artış yapılmalı"
Toplantıda emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Gürer, Türkiye'de yaklaşık 10 milyon emeklinin bulunduğunu belirtti.
Fiyat artışları nedeniyle emeklilere yönelik düzenlemelerin daha vatandaşların cebine girmeden eridiğini savunan Gürer, tüm emeklilere en az 10 bin lira seyyanen artış yapılması gerektiğini söyledi.
Gürer, emeklilerin açlık sınırının altında bir gelirle yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, yapılacak düzenlemelerin emeklilerin insanca yaşayabileceği koşulları sağlaması gerektiğini ifade etti.
Gürer'den staj ve çıraklık mağdurları için kademeli geçiş talebi
Gürer, emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili düzenlemede kademeli geçiş uygulanmaması nedeniyle bazı vatandaşların ciddi hak kayıpları yaşadığını söyledi.
Staj ve çıraklık dönemlerinin emeklilik hesabına dahil edilmesi gerektiğini savunan Gürer, bu kişilerin işe başladıkları tarihin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini istedi.
Gürer, staj ve çıraklık dönemlerinde çalışan gençlerin işçi statüsündeki işlerle karşı karşıya kaldığını belirterek, bu süreçte çok sayıda gencin yaralandığını veya yaşamını yitirdiğini de ifade etti.
"Kamuda taşeron uygulaması sona erdirilmeli"
Kamudaki taşeron uygulamasına da değinen Gürer, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kadroya alınmayan taşeron çalışanların da kadro hakkından yararlanması gerektiğini söyledi.
Taşeron işçilerin yanı sıra belediye şirketlerinde çalışan ve taşerondan şirket işçiliğine geçirilen yaklaşık 500 bin kişinin de özlük hakları konusunda sorun yaşadığını savunan Gürer, bu çalışanların kurumların kadrolarına alınması gerektiğini belirtti.
Gürer, geçmişte taşerondan kadroya geçiş sürecinde yaşanan mağduriyetlerin de giderilmesi çağrısında bulundu.
"İktidar yoksulluğun yaygınlaşmasına neden oluyor"
Toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını Meclis gündemine taşıdıklarını ve bu konularda kanun teklifleri hazırladıklarını belirten Gürer, işçi, çiftçi, esnaf, memur, emekli ve engellilerin sorunlarının giderek arttığını söyledi.
Gürer, iktidarın bu kesimlerin taleplerini görmezden geldiğini ve bunun yoksulluğun yaygınlaşmasına neden olduğunu savundu.
Türkiye'de yaklaşık 50 milyon insanın yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkûm edildiğini ileri süren Gürer, ekonomik politikaların yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Tarım sektörünün borcu 1 trilyon 439 milyar lirayı aştı
Tarımda üretim planlamasına ilişkin sorunlara da dikkat çeken Gürer, tarım sektörünün bankalara olan borcunun 1 trilyon 439 milyar 81 milyon liraya ulaştığını söyledi.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışların üretim maliyetlerini yükselttiğini belirten Gürer, bunun iğneden ipliğe birçok ürünün fiyatına yansıdığını dile getirdi.
Gürer, üreticinin maliyetlerini düşürmek ve makul bir gelir elde etmesini sağlamak yerine aracılık sisteminin ve ithalata dayalı politikaların sürdürüldüğünü savundu.
"Çiğ süt fiyatı 24 lira 30 kuruşta sabit tutuldu"
Çiğ süt fiyatlarına da değinen Gürer, fiyatın 24 lira 30 kuruş seviyesinde sabit tutulduğunu, buna karşın üreticinin yem ve ahır giderleri başta olmak üzere maliyetlerinin arttığını söyledi.
Raflardaki süt fiyatlarının 100 liraya yaklaştığını belirten Gürer, üreticilerin artan maliyetler nedeniyle hayvanlarını kestirmek zorunda kaldığını savundu.
Gürer, bunun uzun vadede daha fazla ithalat ve daha yüksek fiyatlar anlamına geleceğini ifade etti.
"Sistem doğru işlememekte, sorunlar üretmektedir"
Ekonomik politikalara ilişkin eleştirilerini de dile getiren Gürer, sıkı para politikasının Türkiye'deki yoksulluğun aşılmasını zorlaştırdığını söyledi.
Gürer, kamucu, planlı ve öngörülebilir politikaların uygulanması gerektiğini belirterek, kooperatifçiliğin güçlendirilmesi ve hem üreticinin hem de tüketicinin mağdur olmayacağı bir sistem kurulması çağrısında bulundu.
Ne olmuştu?
Özgür Özel, dün gerçekleştirdiği grup toplantısında yeni parti kuracağını açıklamıştı.
Özel, yeni oluşumun ilk adımının milletvekilleriyle atılacağını belirterek, sosyal demokratların yanı sıra muhafazakâr demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları ve liberal demokratları "Türkiye ittifakı" çatısı altında buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Yeni partinin kuruluş sürecinin doğru bir takvim ve ölçeklendirme içerisinde yürütüleceğini belirten Özel, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri başta olmak üzere hiç kimseye "Neden geçmedin?" şeklinde baskı yapılmaması gerektiğini ifade etti.
Özel, şunları söyledi:
"Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisimiz, MYK'mızla, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz.
Yeni partimizi milletimizin seçtiği ona yetkisini emanet ettiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz. Yeni kuracağımız partimizle açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz.
Bugün bu kürsüye CHP'nin grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz. Ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da günlerini sayıyoruz!
Elbette bizler sosyal demokratız. Altı oka sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce yüzde 5 parti yüzde 25 oy aldığımız yerden yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, onlarla birlikte Türkiye ittifakını kurmuşsak; Atatürk'le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz.
Ayrıca milletvekillerimiz bu büyük yürüyüşün ilk adımını atarken; doğru tasarlanmış, doğru hazırlanmış, doğru takvimlendirilmiş, riskleri doğru analiz edilmiş şekilde elbette büyüyeceğiz, güçleneceğiz, hep birlikte olacağız. Buradan önemle ricamdır: Bugünlerde bizim bu partiyi milletvekilleriyle kurmamızla birlikte, doğru bir takvimlendirme ve ölçeklendirme içinde iktidar yürüyüşümüze herkes güvensin. Yarın sabah kimse, belediye başkanına "Sen niye geçmedin?", belediye meclis üyesine "Hala niye buradasın?", filanca kişiye "Hala niye orada değilsin?" demesin. Bir tane kuralımız var. Bir kere, kimseyi geride bırakmayacağız. Kimseden ayrı ya da uzak değiliz. Şu kadarını söyleyeyim: Ben yeni partide yokum. "Özgür Özel'le, arkadaşlarıyla birlikte değilim" diye kulağınızla duymadığınız herkes, emin olun ki bizimle birliktedir, bizimle birliktedir. Kimse şundan şüphe etmesin: Bu iktidar yürüyüşünde bizler, sizler, biz, hepimiz..."





