Demetevler’deki Onkoloji Hastanesi önünde toplanan Hastanemi Açın Platformu(HAP) üyeleri, hekimler, siyasetçiler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri, “Onkoloji Hastanesi hayattır, kıymayın” diye seslendi. Sağlık meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, milletvekilleri ve hastaların katılımla gerçekleşen eylemde ortak açıklamayı Hastanemi Açın Platformu Sözcüsü Dr. Bayazıt İlhan yaptı. İlhan, Onkoloji Hastanesi’nin devredilerek, fiilen ortadan kaldırılmak istendiğini söyledi.
"Hastanemi Açın Platformu" imzalı "Onkoloji Hastanesi Devredilemez-Onkoloji Hastanesine Sahip Çık!" pankartı arkasında yapılan açıklamada "Sağlık haktır satılamaz", "Hastaneler halkındır satılamaz" sloganları atıldı.
İlhan'ın açılış konuşmasının ardından ortak açıklamayı Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Sabri Dokuzoğuz yaptı.

Dr. Dokuzoğuz, Onkoloji Hastanesi önünde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Arkamızdaki hastane Türkiye’nin en önemli ve köklü hastanelerinden biri: Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi. 1952 yılında kurulmuştur. Türkiye’nin ilk kanser hastanesidir. Ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük kanser merkezlerinden biridir. Sağlık Bakanlığı’nın elindeki tek onkoloji dal eğitim ve araştırma hastanesidir. Halen Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile ortak kullanımdadır. Kanser hastalığının bu kadar yaygınlaştığı bir ortamda hastanenin ‘onkoloji hastanesi’ vasfı ortadan kaldırılmakta, tüzel kişiliği bitirilmekte, binası Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ne devredilmekte, varlığı fiilen ortadan kaldırılmaktadır”
Büyük bir sorun ile karşı karşıya olduklarını belirten Dokuzoğuz, devire ilişkin ne hastalardan, ne hocalardan, ne asistanlardan, ne sağlık çalışanlarından ne de Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hoca ve öğrencilerinden görüş alındığını söyledi. Kamuoyuna yapılan hiçbir açıklama olmadığını, kapalı kapılar ardında görüşmelerin sürdürüldüğünü aktaran Dokuzoğuz, Sağlık Bakanlığı ile Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğü arasında bir devir protokolü imzalandığı yönündeki söylemlere işaret etti.

“Hastane yok edilmek isteniyor”
Onkoloji Hastanesi’nin 2022 yılında Etlik Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla kapatılmak istendiğini hatırlatan Dokuzoğuz, “Halkın ve Hastanemi Açın Platformu’nun verdiği mücadele ile hastanemiz ayakta kalabilmiştir” dedi. Daha sonra aynı kampüste yeni hastane binası inşaatının başladığını, Onkoloji Hastanesi’nin yeni yapılacak binada gelişerek hizmetine devam edeceğinin açıklandığını ve bundan çalışanların da halkın da hastaların da memnun olduğunu dile getiren Dokuzoğuz, “Ancak son alınan bu kararlar huzursuz edicidir. Dört yıl sonra hastanemiz yine yok edilme tehlikesi ile karşı karşıyadır” diye konuştu.
“Türkiye’nin sağlık ve bilim merkezi, sağlığın hafızası”
Onkoloji Hastanesi’nin tarihsel gelişimine ve sunduğu hizmetlere dikkat çeken Dokuzoğuz, kurumun başlangıçta Kurtuluş semtinde 100 yatak kapasitesiyle hizmet veren Ahmet Andiçen Onkoloji Hastanesi olarak kurulduğunu, 1989’da Yenimahalle’deki mevcut binasına taşınmasıyla yatak kapasitesinin 600’e ulaştığını anlattı. Zaman içinde ek hizmet binası, kemik iliği nakli ünitesi, Klinik Araştırmalar Merkezi ve Faz 1 ilaç araştırmaları merkeziyle gelişen hastanenin, kapsamlı bir kanser merkezi niteliği kazandığını kaydeden Dokuzoğuz, hastanenin yalnızca Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalara sağlık hizmeti sunmadığını, aynı zamanda hekim ve sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini de dile getirdi. İlhan, kurumun uluslararası alanda da eğitim ve danışmanlık hizmetleri de sözlerine ekledi.
Hastanede 63 profesör, 82 doçent, 213 uzman hekim, 352 asistan hekim, 34 pratisyen hekim, 600 hemşire ve 1200 sağlık profesyoneli olmak üzere toplam 2 bin 700 sağlık çalışanının görev yaptığına dair hastanenin resmi sitesinde yazan bilgileri aktaran Dokuzoğuz, "Kurumda 31 ana dalın yanı sıra tıbbi onkoloji, cerrahi onkoloji ve hematoloji yan dallarında asistan eğitimi de yürütülüyor” dedi.
Dokuzoğuz, hastanede yılda 10 bin yeni kanser hastasının değerlendirildiğini, günde yaklaşık 5 bin poliklinik hizmeti sunulduğunu hatırlattı. “Yılda 10 bin yeni tanı kanser hastası görmektedir. Günde 5 bin civarı poliklinik hizmeti, yılda 1 milyonun üzerinde poliklinik hizmeti, 30 binin üzerinde kemoterapi uygulaması, 3 bin civarı radyoterapi, 3 binin üzerinde cerrahi işlem, 100’ün üzerinde kök hücre nakli, her türlü nükleer tıp uygulamaları yapılan bir hastanedir” diyen İlhan, hastanenin uluslararası ölçekte “Akademik Kapsamlı Kanser Merkezi” niteliğinde olduğunun altını çizdi. İlhan, “Böyle bir hastaneye kıyılır mı?” sorusunu yöneltti.

Hastalar ve sağlık çalışanları belirsizlik içinde
Devir kararının hastalar ve sağlık çalışanları üzerindeki olası etkilerine de değinen Dokuzoğuz, yıllardır hastanede tedavi gören, önemli bir bölümü dar gelirli olan kanser hastalarının geleceğe ilişkin ciddi kaygılar yaşadığını söyledi.
Hastaların tedavilerine nerede devam edeceğinin, alıştıkları hekimlere ulaşıp ulaşamayacaklarının ve aynı olanaklara başka bir kurumda sahip olup olamayacaklarının belirsiz olduğunu belirten Dokuzoğuz, özel sağlık kuruluşlarının birçok hasta için ekonomik açıdan erişilebilir olmadığını vurguladı.
Hastanenin geleceğine ilişkin belirsizliğin hekimleri, asistanları ve diğer sağlık çalışanlarını da etkilediğini ifade eden Dokuzoğuz, asistan hekimlerin eğitimlerinin ve gelecek planlarının, sağlık çalışanlarının ise görev yerleri ve çalışma koşullarının belirsiz hale geldiğini kaydetti.
Yıllar içinde oluşan kurumsal birikimin ve sağlık çalışanlarının özverisiyle sürdürülen hizmetin zarar görmemesi gerektiğini belirten Dokuzoğuz, “Yıllardır özveri ve kurum kültürü ile kanser hastalarına hizmet veren hekimler ve sağlık çalışanları hastanesini kaybetmekte” ifadelerini kullandı.
Yeni hastane binası da tartışma konusu
Kampüste yapımı süren 600 yataklı yeni hastane binasının geleceğine de değinen Dokuzoğuz, inşaatın başlangıçta 2026’da tamamlanmasının planlandığını, bitiş tarihinin 2027’ye ertelendiğini hatırlattı.
2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı verilerine göre projenin toplam tutarının 8 milyar 88 milyon lira olduğuna işaret eden Dokuzoğuz, “2025 sonuna kadar 2 milyar 636 milyon lira harcanan proje için 2026’da ayrılan ödenek 500 milyon lira. Bu kaynakla inşaatın 2027’de tamamlanması güç” dedi.
Onkoloji Hastanesi’nin hizmetlerini sürdürmesi için planlanan binanın, üniversitenin tıp eğitimi amacıyla kullanılmaya uygun olmadığını da ifade eden Dokuzoğuz, dersliklerin, staj ve intörnlük eğitiminde ihtiyaç duyulan alanların yanı sıra çocuk hastalıkları, yenidoğan yoğun bakım ve doğumhane gibi birimlerin projede yer almadığını belirtti. İlhan kampüste temel bilimler laboratuvarları ve öğrenci yurtlarının da bulunmadığını kaydetti.

Tıp eğitimi için de belirsizlik uyarısı
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin halen Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ve Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ortak kullanım ilişkisi içinde olduğunu hatırlatan Dokuzoğuz, Onkoloji Hastanesi’nin devrinin mevcut eğitim düzenini de etkileyebileceğini söyledi.
Öğrencilerin temel bilimler eğitimlerini Bilkent Şehir Hastanesi yanındaki yerleşkede aldığını belirten Dokuzoğuz, yeni düzenlemenin hem temel bilimler hem klinik eğitim açısından belirsizlik yaratacağını; öğretim üyeleri ve binlerce öğrencinin geleceğinin yanı sıra konaklama olanaklarını da tartışmalı hale getireceğini ifade etti.
“Hastane geliştirilmeli, yaşatılmalı”
“Devir kararının sağlık hizmetlerine, bilimsel araştırmalara, tıp eğitimine, hastalara ve sağlık çalışanlarına yarar sağlamayacağını” belirten ve HAP olarak geri alınmasını istediklerini belirten Dokuzoğuz, Onkoloji Hastanesi’nin mevcut kimliğinin korunması ve geliştirilerek hizmet vermeyi sürdürmesini istediklerini söyledi. “Bir an önce bu yanlıştan dönülmeli, Onkoloji Hastanesi geliştirilerek yaşatılmalı” diyen İlhan sözlerini, “Her işin başı sağlık olsun, rant değil!” diye tamamladı.
Milletvekilleri ve hastaların da söz aldığı eylem, "Hastaneler halkındır satılamaz" sloganı ile sona erdi.




