Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

"En güçlü seçim kampanyasına hazırlanıyoruz"

İşte Özel'in açıklamalarından satır başları:

"Yoğun bir haftayı hep beraber geride bıraktık, daha yoğununa da hep birlikte başlıyoruz. Çarşamba günü İstanbul’da üçüncü bölge mitingimizi gerçekleştirdik. Ardından da Burdur’da il mitingimizi, eylemimizi gerçekleştirdik. Bir sivil darbeye karşı duyduğumuz; işçinin, emeklinin, çiftçinin, kadınların, gençlerin derdini konuştuğumuz 93 eylemi geride bıraktık.

Dün ise Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizin tanıtım toplantısında liyakatli, güçlü kadrolarımızı tanıtırken parti programımızın hükümet programı çalışmasına evrildiği ilk çıktıları; milletvekillerimizin, parti meclis üyelerimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün… Yetmez, dünya siyasi tarihinin en kalabalık seçim kampanyasına, en güçlü seçim kampanyasına hazırlanıyoruz.

"Durmadan çalışmaya devam edeceğiz"

19 Mart darbesine karşı 23 Mart’ta dayanışma sandıklarına koşan 15,5 milyon gönüllünün ve devamında Ekrem Başkan’a ve yol arkadaşlarımıza sahip çıkan herkesin, darbenin karşısında duran bütün demokratlarla birlikte önemli bir yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bunun için dünkü tanıtım toplantımıza kulak kabartan, ardından il başkanlıklarımıza, ilçe başkanlıklarımıza bu vaatlerden, bu seçim yürüyüşünden duyduğu memnuniyeti ifade eden ve bizimle birlikte bir devri kapatıp bir devir açmak isteyen; yüz yıl sonra yine Cumhuriyet için, demokrasi için ve yokluktan, yoksulluktan kurtulmak, hep birlikte kalkınmak ve eşitçe paylaşmak için ümidi bizde olanlara selam olsun, selam olsun!

O yüzden, o yüzden durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Biz bu eylemlere başlarken bunlara mevsimlik ya da konjonktürel ömür biçenler olmuştu. Demişlerdi ki bu ilk iki, üç eylem, miting olur, sonra milletin heyecanı söner. Yaz gelir, öğrenciler gider, İstanbul boşalır; sıcak olur, millet eyleme katılmaz, memleketine gider. Biz de demiştik ki; bunlar siyasette miting yaparken, toplantılar düzenlerken gözetilecek işler ama durum o değil, duygu o değil.

Bu millet seçtiğini bırakmaz, seçme hakkını bırakmaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet Cumhuriyet'in en büyük kazanımı sandığı bırakmaz. Sandığa el uzatan oldu mu, o elin karşısında dimdik millet durur. Devletini sever ama devleti milletin karşısına dikerseniz, o zaman millet sandığı savunur, millet kazanır dedik. O günden bugüne de 46 derece sıcakta 15-16 kişinin bayıldığı eylem de oldu, eksi 4 derece sıcakta donduğumuz ama meydandan ayrılmadığımız, birlikte dolunun altında kaldığımız, karın tipinin altında kaldığımız ancak asla bir adım geri atmadığımız eylemlerimiz oldu.

Çünkü o eyleme katılanlar biliyorlar ki bu mücadele otokrasiyi savunanlarla demokrasiyi savunanlar arasındadır. Çünkü bu mücadele zalimle mazlum arasındadır. Çünkü bu mücadele ezenle ezilen arasındadır. Bu mücadele emeği sömüren, sömürttürenlerle emeği sömürülen işçi sınıfının arasındadır. Bu mücadele yıllarca elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, 'Artık sen rahat et, sana biz bakacağız' diye emeklilere seslenip de sonra bu toplum sözleşmesini bozanların; dünyanın en vicdansız emekli maaşını, yoksulluğun, açlığın, sefaletin maaşını veren vicdansızlara karşı emeklilerin haysiyet mücadelesidir, onlarla emekliler arasındadır.

"Krizi doğru okumayan bir dış politika yönetimi"

Bu mücadele kendi iktidardan gidecek kaygısı dışında bu topraklardaki hiçbir kaygıyı görmezden gelenlerle geleceğinden kaygı duyan gençler arasındadır; gençlerin onur, varoluş ve haysiyet mücadelesidir. O yüzden güç bir haftayı geride bıraktık, daha zoruna, mücadelenin daha koru koruna verileceği yeni bir haftaya da burada hep birlikte giriyoruz.

Değerli arkadaşlar, dünya kritik bir eşikten geçiyor ve iktidarın dünyadaki, bakmayın yandaş basınlarına, televizyonlarına, birbirlerine dizdikleri övgülere; diplomasi yapılmadığında dikleşiyorlar, diplomasi yapılmadığında dik duruyorlar, diplomasi yapmaya başladıklarında 'efendim doğrusunu yapıyorlar', 180 derece geri döndüklerinde 'hep arkasındayız, ne kadar güzel' ama maalesef yeni bir krizle ve bu krizi doğru okumayan bir dış politika yönetimiyle karşı karşıyayız.

Ve Türkiye'nin çaresizliğini, maalesef iktidarın teslimiyetini; Gazze'yi yerle bir etmiş olanlara, orada soykırım yapmış olanlara, bir yandan 'eli kanlı katil' derken onlarla Gazze için aynı masaya oturanları... Adı barış olan ama 'Gazze Şeridi güzelmiş, burada Filistinlilere yer yok, onları yandaki ülkelere süpüreceğim, buraya oteller, kumarhaneler dikeceğim, çok da doğalgaz varmış onu istiyorum' diyen Trump'ın adını barış masası koyduğu ama Gazze'yi, Filistin'i işgal masasına Netanyahu ile birlikte oturanların ve Trump'a teslimiyet, Netanyahu ile gönülsüz de kayıkçı kavgası ama dün Trump'a sorunca 'Erdoğan iyi iş çıkardı, ona güveniyorum. Netanyahu ile arasında bir sorun yok, bir sorun yaşamayacaklar. Onlar da birbirlerine saygı duyuyorlar' ifadeleri ortadayken Türkiye'nin bölgede Amerikan planının bir parçası olması noktası...

'Netanyahu ile birlikte çalışacaklar' dedikleri Barack, Türkiye Büyükelçisi bu. Daha geçtiğimiz aylarda 'Trump akıllı, benim aklıma hiç gelmemişti, Erdoğan'da olmayanı ona veriyor, karşılığında istediğini alacak' diyen Barack bu. Ne veriyormuş? Türkiye'de meşruiyeti yokmuş Erdoğan'ın, Obama... Kendisine Trump meşruiyet verecekmiş, karşılığında istediğini alacakmış. İşte tam o günleri yaşıyoruz. O günlerde Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri'ne gidip de öyle daha görüşmeden önce yasak savmalık Filistin'in F'sini anınca Amerikan Dışişleri Bakanı'nın 'Trump'la 5 dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar'... İşte Türkiye dediğini unutmadı.

Bugün 1 Mart tezkeresine hayır diyenler dökülen kanın eline bulaşmamasının gururunu yaşattı bize. Trump'a teslimiyet var. Trump ve Netanyahu ne yapacağını biliyor ama bunlar ne yapacağını, içinde bulundukları oyunun nereye evrileceğini bilmiyor. Hakan Fidan iki hafta önce 'savaş tehdidi yok' diyordu. Bütün dünya tarihin en büyük yığınağını yaptığında Amerika'nın ne yapacağını biliyor ama bizim Hakan Fidan görmüyor. AKP iktidarı Trump yönetimine çıt çıkarmıyor. Biz, ABD ve İsrail'in planları karşısında bölgede yaşayan tüm insanların hakkını savunduk, savunmaya da devam ediyoruz. İran'a tüm kayıpları için başsağlığı diliyoruz.

Bugünün Resmi Gazetesi (4 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete)
Bugünün Resmi Gazetesi (4 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete)
İçeriği Görüntüle

"Trump’ın ve Netanyahu’nun dayattığı düzen yeni dünya düzeni olamaz"

"İran’daki rejimin baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvip etmemekle birlikte İran’ın ve bölgemizin geleceğine karar verecek olanların İran’da yaşayanlar, bölgede yaşayanlar olması gerektiğini savunuyoruz. Mevcut krizin diplomasi masasına dönülerek çözülmesini savunduk, bu konuda ısrarcıyız ve bu konuda Türkiye’nin de ısrarcı olması gerektiğini ifade ediyoruz.

Trump’ın ve Netanyahu’nun dayattığı düzen yeni dünya düzeni olamaz. Kan akıtan, bütün kurulları dışlayan, kuralları yok sayan bir düzensizliğe yeni düzen denemez. Bunun için biz dünyadaki siyasi akrabalarımızla birlikte bu düzene, bu dayatılan karmaşaya itiraz ediyoruz. Türkiye’nin de burada uluslararası toplumla birlikte dünya düzenine, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ve Üçüncü Dünya Savaşı olmasın diye ortaya konmuş düzene sahip çıkmaya ve uluslararası hukuka saygılı olmayanlara açıktan ya da örtülü destek olmamaya bir kez daha Erdoğan’ı bu şekilde davranmaya davet ediyoruz.

"İç cepheyi sarsmak derken bana demiyor herhalde"

Sayın Bahçeli diyor ki 'iç cephemiz sarılırsa sağımız solumuz zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum ne zaman görmeyi ümit edecek birileri'. İç cepheyi sarsmak derken bana demiyor herhalde.

Bolu'nun seçilmiş belediye başkanı en son, Türkiye'nin en büyük belediyesi Esenyurt'un belediye başkanı, devamında üst üste 3 kez seçilmiş İstanbul'un ve Cumhurbaşkanı adayımıza, Adana gibi başkan Zeydan Karalar... Her gün sabah kalkıp Zeydan Başkan'a terör suç örgütüne sokamadılar. İftira atarak aylarca içeride tuttular. İç cepheyi bozan biz miyiz, yoksa o seçim sonuçlarını hazmetmeyip Ekrem Başkandan Zeydan Başkana, Ahmet Özer'den 16 belediye başkanımızı teker teker her sabah birine algı operasyonu yapmak için iki koluna polisle kapıya dayananlar mı? Ben hiç üstüme almadım bunu. Bir okuyun baştan aşağıya.

"Bu akşam Tanju'nun yanına gideceğim"

Vallahi de billahi de katılacaktır. Gidecektik, o masada Meclis Başkanı'nın davetiyle iftara icabet edecektik. Madem ki milli bir duruş lazımdı, madem ki iç cephe güçlü olsundu, madem ki bu kadar saldırı altındayken Türkiye'nin iktidarı, muhalefeti orada olsundu. Yine balta çektiler arkadaş. Gideceğim iftara. Bu akşam iftara gideceğim. Bu akşam iftara Sincan Cezaevi'ne Tanju'nun yanına gideceğim."

Muhabir: Esin Özdemir