Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, uluslararası endeks kuruluşları Morgan Stanley Capital International (MSCI) ve S&P Dow Jones Indices (S&P DJI) tarafından Türk borsasına yönelik peş peşe yapılan uyarılar ile Türkiye’nin NATO Zirvesi’nde üstlendiği yeni savunma harcaması taahhüdünün ekonomik yansımalarına ilişkin ANKA Haber Ajansı'na önemli açıklamalarda bulundu.
"Küresel yatırımcıların en fazla takip ettiği iki kuruluş peş peşe uyardı"
Uluslararası endeks kuruluşlarının Türk borsasının statüsünü gözden geçirebileceğine yönelik yaptıkları açıklamaların yabancı sermaye akışları açısından kritik sinyaller barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yaklaşık iki hafta önce Morgan Stanley Capital International (MSCI), Türkiye'nin piyasa erişilebilirliği ve menkul kıymet sahipliği şeffaflığı konusunda iyileştirme sağlamaması halinde ülke sınıflandırmasını yeniden değerlendirebileceğini açıklamıştı. Ardından benzer bir uyarı S&P Dow Jones Indices (S&P DJI)'den geldi. S&P DJI, Türkiye'deki piyasa erişilebilirliği, yapısal sorunlar ve özellikle hisse senedi sahipliğinin şeffaflığına ilişkin gelişmeleri yakından izleyeceğini duyurdu. Kuruluş, mevcut sorunlerin devam etmesi veya ağırlaşması halinde Türk hisse senetlerine özel uygulamalar getirebileceğini, sorunların bir yıl içinde giderilmemesi durumunda ise Türkiye'nin ‘gelişen piyasa’ statüsünün gözden geçirebileceğini açıkladı. Küresel yatırımcıların en fazla takip ettiği iki endeks sağlayıcısının peş peşe aynı konuda uyarıda bulunması dikkati çekicidir. Çünkü MSCI ve S&P DJI, trilyonlarca dolarlık küresel yatırımın referans aldığı endeksleri hazırlıyor. Bu nedenle yaptıkları değerlendirmeler, özellikle yabancı sermaye akımları açısından önemli sinyaller taşıyor.”
"Borsanın önemli bölümü sınırlı sayıdaki büyük yatırımcının elinde"
Borsa İstanbul'un haziran sonu itibarıyla piyasa değerinin yaklaşık 480 milyar dolar, pay senedi yatırımcısı sayısının da 6,76 milyon seviyesinde bulunduğunu anımsatan Yılmaz, borsa yatırımcı profili ve yabancı payındaki tarihsel değişime ilişkin şu verileri paylaştı:
“Ancak piyasanın önemli bölümü sınırlı sayıdaki büyük yatırımcının elinde. 2025 sonu itibarıyla 1 milyon TL'nin üzerinde hisse portföyüne sahip yaklaşık 295 ban yatırımcı, toplam yatırımcıların yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini oluşturmasına rağmen portföy büyüklüğünün yaklaşık yüzde 95'ini kontrol ediyor. Bir diğer dikkati çekici gelişme de yabancı yatırımcıların borsadaki ağırlığıdır. 2015–2019 döneminde yabancı payı yüzde 60'ın üzerindeyken, Borsa İstanbul'un piyasa değeri 150–250 milyar dolar aralığındaydı. 2022'de yabancı payı yüzde 31'e kadar gerilerken piyasa değeri 128 milyar dolara düştü. 2023 sonrasında yabancı payı yeniden belirgin şekilde artmamasına rağmen borsanın piyasa değeri 450 milyar doların üzerine çıktı. 2022 yılında ekonomik programın güven vermekten uzaklaşmasıyla kendini gösteren piyasa işleyişine ilişkin kaygılar, enflasyonun yükseldiği bir ortamda politika faizinin düşürülmesi, kur oynaklığı ve küresel gelişmeler yabancıların çıkışını tetiklemişti.”
Mevcut makroekonomik tablodaki iyileşmelere rağmen kurumsal güven sorununun aşılamadığına değinen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2026 yılında meşruiyeti tartışılsa da bir ekonomik programın varlığı, politika faizi yüksek seyrediyor, rezervler güçleniyor, kredi notlarında ve CDS priminde iyileşmeler yaşanıyor. Buna rağmen yabancı yatırımcı payı 2022 yılında olduğu gibi dip noktaya doğru gidiyor ve uluslararası endeks kuruluşları piyasa erişimi ile şeffaflık konusunda art arda uyarılar yayımlıyor. Dolayısıyla mesele artık yalnızca makroekonomik göstergeler değil; piyasanın işleyişine duyulan güven, yatırımcı hakları, şeffaflık, doğru zamanda kurumların müdahalede bulunması ve uluslararası standartlarla uyumdur.”
"Savunma harcamalarının yıllık 45-50 milyar dolara çıkması anlamına gelecek"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 36. NATO Ankara Zirvesi kapsamında Türkiye adına verdiği bütçe taahhütlerine de değinen Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, savunma harcamalarının artırılmasının mali disiplin ve dış kaynak ihtiyacı üzerindeki olası etkilerini şu bütçe projeksiyonuyla açıkladı:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO Zirvesi’nin açılışında Türkiye’nin savunma harcamalarını GSYH’nın yüzde 3’üne çıkaracağı taahhüdünde bulundu. 2024 sonunda GSYH’nın yüzde 1,9’u ve 25 milyar dolar seviyesinde olan harcamaların GSYH’nın yüzde 3’üne çıkması, 2027-2029 döneminde yıllık bazda ilave 16-17 milyar dolar ağırlıklı kamu harcaması yapılması demek. Bu, toplam savunma harcamalarının yıllık 45-50 milyar dolara çıkması anlamına gelecek. Bu, kaçınılmaz olarak bazı kamu harcamalarının azalması, vergilerin artırılması veya borçlanmaya ağırlık verilmesi anlamına gelecektir. Bu çerçevede iç tasarrufların yetersiz olduğu ortamda dış kaynağa olan ihtiyaç daha da artıracaktır.”





