Venezuela'da meydana gelen ve can kaybının 1450'ye ulaştığı çifte deprem felaketinin ardından, Türkiye'deki sismoloji uzmanlarından yapısal hasar mekanizması ve artçı sarsıntı risklerine dair teknik değerlendirmeler geldi. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, bölgenin sismik geleceğine yönelik değerlendirmede bulundu.
"Plakalar arasında en az 3 metrelik yer değiştirme var"
Karayip ve Güney Amerika tektonik plakalarının sınır hattında son 100 yılın en büyük depremlerinden birinin meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depremlerin sismolojik arka planına dair şu teknik verileri paylaştı:
"Bu depremler sismolojik anlamda ikiz deprem olarak tanımlanmaktadır. Sismolojik veriler, depremlerin Karayip ile Güney Amerika plakalarının sınırındaki doğu-batı doğrultulu sağ yanal atımlı faylanma mekanizmasıyla geliştiğini ve deprem sırasında plakalar arasında en az 3 metrelik bir yer değiştirme gerçekleştiğini göstermektedir. Bu durumda ilk sarsıntıda taşıyıcı sistemleri zayıflayan yapılar, henüz 40 saniye dolmadan meydana gelen ikinci depremde tamamen göçmüş olmalıdır. Bu durumun can kaybını ve fiziksel hasarı dramatik bir şekilde artıracağı öngörülmektedir. İkinci ana şokun 7,5 büyüklüğüne kadar çıkması nedeniyle, yakın gelecekte yıkıcı deprem niteliğindeki 6,5 büyüklüğüne varan artçı şokların olması beklenebilir."
Türkiye’den örneklerle "ikiz deprem" vurgusu
Prof. Dr. Sözbilir, sismik enerjinin komşu fay hatlarını tetiklemesiyle kısa süre aralıklarında gelişen benzer ölçekteki sarsıntıların literatürde "ikiz deprem" olarak adlandırıldığını belirtti. Bu mekanizmanın küresel ve ulusal örneklerine değinen Sözbilir, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler ile 10 Ağustos ve 27 Ekim 2025 tarihlerinde Balıkesir Sındırgı'da kaydedilen 6,1 büyüklüğündeki sarsıntıların bu sınıfa girdiğini hatırlattı.
Sözbilir, olası afet risklerini önceden azaltabilmek adına Türkiye genelindeki aktif fay segmentlerinden hangilerinin ikiz deprem üretme potansiyeline sahip olduğunun bilimsel olarak tescil edilmesinin kritik bir öneme sahip olduğunu da sözlerine ekledi.




