Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova'da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında bölgesel gelişmeler, Ukrayna savaşı ve ABD-İran mutabakatı ele alındı.
"Mutabakat kalıcı diplomatik zemine dönüşmeli"
ABD ile İran arasında varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirten Fidan, anlaşmanın bölgedeki çatışma ikliminin sona erdirilmesi açısından önemli bir diplomatik eşik olduğunu söyledi:
"Özellikle cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırılardaki artış ve Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetini tehdit eden saldırıların üçüncü tarafların çıkarlarına zarar veren etkileri gerilimi düşürücü bazı önlemler gerekli kılmaktadır. Son dönemde ülkemizin Karadeniz'deki çıkarlarına halel getirebilecek hadiselerin önünün alınmasına yönelik beklentimizi de değerli meslektaşıma ayrıca ilettim. Bu çerçevede Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin teminat altına alınması için neler yapılabileceğine dair fikir teatisinde bulunduk.
ABD ile İran arasında varılan mutabakatı, coğrafyamızda çatışma ikliminin kırılması için son derece kıymetli bir diplomatik eşik olarak görüyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladıkları üzere bölgemize ve tüm dünyaya nefes aldıran bu adımın geçici bir sukünetten ziyade, yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesi en büyük temennimizdir. Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ediyoruz."

"İsrail'in olası sabotajlarından kaçınılmalı"
Anlaşmanın imzalanmasına kadar geçecek sürecin hassas olduğuna dikkat çeken Fidan, barış ortamını zedeleyebilecek söylem ve girişimlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Fidan, "Nihai imzalar atılana dek geçecek hassas süreçte barış iklimini zehirleyebilecek söylemlerden ve İsrail'in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek olası sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir. Bu neticenin ortaya çıkmasında ABD ve İran liderliklerinin sergilediği siyasi iradeyi çok önemli buluyoruz. Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını takdirle karşılıyor, Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik girişimlere verdikleri desteği memnuniyetle not ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı vurgusu
Hürmüz Boğazı'nın tüm gemiler için güvenli ve kesintisiz şekilde açık tutulmasının önemine işaret eden Fidan, bunun yalnızca bölgesel istikrar değil, küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret açısından da kritik olduğunu söyledi:
"Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesinde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması, bölgesel istikrarın yanı sıra küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret bakımından da hayati önemde bulunuyor. Önümüzdeki dönemde arzumuz bu mutabakatın daha geniş bir bölgesel barış perspektifine kapı aralamasıdır. Türkiye bunun için çalışmaktadır."
"İsrail'in tavrı tüm dünyanın sorunu"
Bölgesel barışın önündeki engellerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Fidan, İsrail'in politikalarının sadece bölge ülkelerini değil tüm dünyayı ilgilendirdiğini belirtti:
"Özellikle cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırılardaki artış ve Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetini tehdit eden saldırıların üçüncü tarafların çıkarlarına zarar veren etkileri gerilimi düşürücü bazı önlemler gerekli kılmaktadır. Son dönemde ülkemizin Karadeniz'deki çıkarlarına halel getirebilecek hadiselerin önünün alınmasına yönelik beklentimizi de değerli meslektaşıma ayrıca ilettim. Bu çerçevede Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin teminat altına alınması için neler yapılabileceğine dair fikir teatisinde bulunduk.
ABD ile İran arasında varılan mutabakatı, coğrafyamızda çatışma ikliminin kırılması için son derece kıymetli bir diplomatik eşik olarak görüyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladıkları üzere bölgemize ve tüm dünyaya nefes aldıran bu adımın geçici bir sukünetten ziyade, yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesi en büyük temennimizdir. Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ediyoruz.
Nihai imzalar atılana dek geçecek hassas süreçte barış iklimini zehirleyebilecek söylemlerden ve İsrail'in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek olası sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir. Bu neticenin ortaya çıkmasında ABD ve İran liderliklerinin sergilediği siyasi iradeyi çok önemli buluyoruz. Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını takdirle karşılıyor, Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik girişimlere verdikleri desteği memnuniyetle not ediyoruz."
"Trump, İsrail'in itirazlarını dinlemedi"
Türkiye'nin diplomatik çabalarına da değinen Fidan, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yürütülen süreçte siyasi irade ortaya koyduğunu savundu.
Fidan, "Sayın Trump, İsrail'in bu konudaki itirazlarını dinlemedi ve İran da bu iradeye olumlu cevap verdi. Umudumuz teknik müzakerelerin kısa sürede tamamlanması ve bölgede kalıcı bir barış ikliminin oluşmasıdır" ifadelerini kullandı.
Ukrayna ve Karadeniz mesajı
Fidan, Türkiye'nin temel önceliğinin Rusya ile Ukrayna'nın yeniden diplomasi masasına dönmesi olduğunu belirterek, Karadeniz'de seyrüsefer güvenliğini tehdit eden gelişmelerden duyulan rahatsızlığı da Lavrov'a ilettiklerini söyledi:
"Bu çerçevede beşinci yılında Ukrayna'daki savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollardan sonlandırılmasına yönelik arzumuzu ilettik. Kendisine, müteakip müzakere turlarına ev sahipliği yapma hususunda hazır olduğumuzu ifade ettim. Ülkemizin temel önceliği, Rusya ile Ukrayna'nın diplomasi masasına dönmesidir. Taraflar mutabık kaldıkları takdirde müzakerelerin daha sonuç odaklı şekilde nasıl ilerletilebileceğine de ele almaya hazırız"




