Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Meclis çatısı altında gerçekleştirilen Yeni Yol Partisi'nin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik verilerden ara seçim sonuçlarına, yeni anayasa tartışmalarından iktidarın erken seçim hazırlıklarına kadar birçok başlığı ele alan Arıkan, hükümetin gizli bir seçim takvimi yürüttüğünü öne sürdü.

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında "yetkisizlik" kararı: Dosya Ankara’ya devredildi
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında "yetkisizlik" kararı: Dosya Ankara’ya devredildi
İçeriği Görüntüle

"İktidarın ajandasında baskın seçim var"

Konuşmasında erken veya baskın bir seçimin ayak seslerinin duyulduğunu savunan Mahmut Arıkan, süreçle ilgili şu tespitleri paylaştı:

"İktidarın ajandasında bir baskın seçim var. Nerden mi biliyoruz; çünkü alametler birer birer belirmeye başladı. Birinci alamet anayasa tartışmaları, ikinci alamet muhalefete yapılan operasyonlar, üçüncü alamet YSK'daki hareketlilik, dördüncü alamet Varlık Barışı, beşinci alamet ABD swap hattı. Geriye iki şey kaldı; bir Gabar'da petrol, iki Karadeniz'de doğal gaz müjdesi kaldı. İktidarın ajandası ne olursa olsun biz; baskın seçime de, erken seçime de, yerel seçime de, genel seçime de hazırız"

Ara seçim eleştirisi: "1773 kişilik beldeye 6 bakan gitti"

Hafta sonu gerçekleştirilen yerel ara seçimlerin adaletsiz bir ortamda yapıldığını ileri süren Arıkan, Saadet Partisi'nin Mustafapaşa beldesinde haksız rekabete rağmen yüzde 16 oy oranıyla üçüncü parti olduğunu hatırlatarak, devlet imkanlarının seferber edilmesini şu sözlerle eleştirdi:

"Bu ara seçimde Türkiye'nin içinde bulunduğu krizi bir kez daha gördük. İktidardan tam 6 bakan, tekrar söylüyorum tam 6 bakan, bu beldeye gitti. Devletin ve iktidarın imkanlarını, haksız rekabeti sağlamak için seferber ettiler. Her gün yeni bir büyük dosyanın konuşulduğu, her gün yeni bir çetenin ortaya çıktığı Türkiye’de Adalet Bakanı, bin 773 kişinin oy kullandığı bir beldeye giderek oy istedi."

Arıkan ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim sonuçları için kullandığı "ezici" ifadesine de tepki göstererek, "Sayın Cumhurbaşkanım hakikaten merak ediyorum. Siz, kimi ezdiniz Allah aşkına ya? Sizler seçimi, muhalefet partilerini bir ezme aracı olarak mı görüyorsunuz?" sorusunu yöneltti.

"Yeni anayasa yeni bir siyasi kapı yapılmak isteniyor"

Siyasetin bir diğer sıcak başlığı olan yeni anayasa çalışmalarına da değinen Saadet Partisi Lideri, mevcut yönetim zihniyeti değişmediği sürece yasal metin değişikliğinin "eski bir binanın tabelasını değiştirmekten ibaret kalacağını" söyledi. Arıkan, partisinin kırmızı çizgilerini şu ifadelerle özetledi:

"Anayasa, yeni dönemin siyasi kapısı yapılmak isteniyor. Eğer bu kapı; hukuka, adalete, özgürlüğe, Meclis'in itibarına, milletin birliğine ve devletin ahlakına açılıyorsa, biz orada en yapıcı tavrı gösteririz. Ama bu kapı; daha merkeziyetçi bir yönetime, daha denetimsiz bir yürütmeye, daha bağımlı bir yargıya, daha etkisiz bir Meclis'e açılıyorsa işte biz buna millet adına itiraz ederiz"

İçişleri Bakanı’na "İsrail vatandaşı savaş suçluları" çağrısı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin kamuoyuna yansıyan "Kudüs'e vali olma" yönündeki açıklamalarını hatırlatan Arıkan, çetelerin şehirlerde cirit attığını iddia ederek Bakan Çiftçi’ye şu çağrıda bulundu:

"Sayın Bakanım madem Kudüs’ü bu kadar önemsiyorsunuz; işe, İçişleri Bakanı olarak hem İsrail, hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından yararlanan savaş suçlularına karşı harekete geçerek başlayabilirsiniz. Bu imkandan yaralananlerin hepsi, soykırımcı İsrail ordusunda görev yapan isimlerdir. Bu imkandan yararlananların hepsinin, Türkiye’ye girdikleri anda tutuklanıp, savaş suçlusu olarak yargılanması gerekmez mi?"

Bu kişilerin yargılanması amacıyla Meclis'e sundukları araştırma önergesinin AK Parti oylarıyla reddedildiğini anımsatan Arıkan, "Kudüs’ye vali olma arzunuz önemlidir. Ama bu öneriyi, AK Parti Grubu'na kabul ettirmeniz çok daha önemlidir" dedi.

Ekonomi tepkisi: "Çiftçi kilo başına 7 lira zarar ediyor"

Konuşmasının son bölümünde ekonomik göstergeleri ve tarım sektöründeki üretici mağduriyetlerini ele alan Mahmut Arıkan, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 16 lira 50 kuruşluk buğday alım fiyatının yetersiz olduğunu belirtti:

"Temel destek ve tohum kullanım desteği çıktığında, 1 kilo buğdayın maliyeti, yaklaşık 24 liraya tekabül ediyor. Tarım-ÜFE’si yüzde 42 seviyesinde açıklandı. Peki hükümet ne kadar artış yaptı? Yüzde 21. Yani maliyet başka yere gitmiş, fiyat artışı başka yerde kalmış. Çiftçi bu fiyatla kilo başına yaklaşık 7 lira zarar ediyor. Nasıl savunma sanayi milli güvenlik meselesiyse tarım da ülkemiz için bir milli güvenlik meselesidir."

Resmi olarak yüzde 2,5 seviyesinde açıklanan ekonomik büyüme oranlarının vatandaşa yansımadığını söyleyen Arıkan, "Büyümeden bankaların haberi var. Bankacılık sektörü 2026’nın ilk dört ayında 364 milyar liradan fazla net kar elde etmiş. Biz, buradan iktidara güçlü bir itirazda bulunmak isteyen herkesi israfa ve adaletsizliğe karşı durmaya davet ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Anka Haber Ajansı