Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, katıldığı televizyon canlı yayınında iç ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi. Kurtulmuş, güvenlik politikalarından "Terörsüz Türkiye" sürecine, parlamento çalışmalarından muhalefet partisinde yaşanan iç tartışmalara kadar pek çok konuda resmi duruşu ve geleceğe yönelik yol haritasını açıkladı.
"AB ve NATO, Rusya'nın ilhakına karşı bir tavır geliştiremedi"
NATO Parlamenter Zirvesi'nin 28-29 Haziran'da İstanbul'da, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ise 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirileceğini hatırlatan Kurtulmuş, ittifakın mevcut durumunu ve Euro-Atlantik eksenindeki görüş ayrılıklarını şu sözlerle özetledi:
"Rusya'nın Kırım'ı ilhakıyla birlikte başlayan süreçte ne Avrupa Birliği ne NATO, Rusya'nın bu ilhakına karşı bir tavır geliştiremedi, bir güç ortaya koyamadı. Ondan sonraki süreçte de özellikle Ukrayna'nın Luhansk, Donetsk gibi bölgeleri de tekrar ilhak edilmiş oldu, Ruslar tarafından. Dolayısıyla, özellikle Avrupalılar şunu tartışıyorlar: 'Avrupa, güvenlik bakımından oldukça zayıf bir bölge haline geldi.' Bu gelişmeler devam ederken üstüne üstlük geçtiğimiz dönemde, son birkaç yıllık süre içerisinde özellikle Sayın Başkan Trump'ın sürekli 'Artık ben Avrupa'nın yükünün taşımayacağım, NATO olarak bu yükü daha fazla taşımak istemiyorum.' diyerek ortaya koyduğu fikirler ve geçen seneki bir zirvenin ana konusu olan savunma harcamalarının yüzde 5'in üstüne çıkarılması meselesi, aslında Euro-Atlantik bakış açısında da çok ciddi farklılıkları ortaya koydu."
Güvenliğin artık sadece askeri yöntemlerle sağlanamayacağını belirten Kurtulmuş, küresel sistemdeki değişime ilişkin, "Artık bundan sonra dünyayı bir ülke ya da bir grup, bir kıta, bir bölge tek başına yönetemez, yönetemeyecek. Dünyanın birçok yerinde farklı güç merkezleri ortaya çıkacak. Türkiye, bu güç merkezlerinden birisi ve böyle büyük bir merkez olmaya aday bir ülkedir" değerlendirmesini yaptı. Türkiye'nin çatışma bölgelerindeki pozisyonuna dair ise, "İsrail'in Gazze'deki soykırımı başta olmak üzere, bütün buralarda insani noktada duruyor, barıştan, diyalogdan, hakkaniyetten yana duruyor" dedi.
Terörle mücadelede "infaz düzenlemesi" mesajı
"Terörsüz Türkiye" sürecinde işin yüzde 80-90'ının bittiğini ve yakın zamanda terörün Türkiye gündeminden kalkacağını ifade eden TBMM Başkanı Kurtulmuş, Suriye’deki rejim değişikliğinin de bu sürece olumlu katkı sağladığını savunarak, "Terör örgütü ya da destek çıkacaklar şunu gördüler: Yakın dönemde Suriye üzerinden Türkiye'yi tehdit etmek mümkün değil" dedi.
Sürecin yasal altyapısına dair Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunu işaret eden Kurtulmuş, kanun teklifinin niteliğine dair şu açıklamayı yaptı:
"Benim gönlümden geçen bütün partilerin ittifakıyla Meclise bir yasa gelir ve çok süratle bu geçer. Eğer bu noktada temkinli, dikkatli olmazsak ve acele hareket etmezsek korkarım ki araya birtakım provokasyonlar girer. Bir kere çıkarılacak yasa, müstakil ve geçicidir. İlanihaye bütün herkesi kapsayacak ve ilanihaye yürürlükte kalacak bir yasa olmayacak tabii. Amaç ne? Silahlar bırakılsın. Diyelim 6 ay, 8 ay, bir sene, neyse bir süre verilir. Bu süre içerisinde gelenler, bundan istifade eder. Ondan sonra kapı kapanır. Geçici dememizin birinci sebebi bu. İkincisi, çıkarılacak yasa asla af niteliğinde olmayacaktır. Öyle bir algı şeklinde olmayacaktır, olmaması gerekir. Bunun daha çok bir infaz düzenlemesi olması gerekir."
Kurtulmuş ayrıca, komisyonda başta şehit aileleri ve gaziler olmak üzere Türkiye'nin büyük çoğunluğunu rencide edecek hiçbir teklifin içinde olmamayı kararlaştırdıklarını vurguladı.
CHP’deki "mutlak butlan" tartışması
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında verilen "mutlak butlan" kararı sonrası ana muhalefet partisinin komisyondaki durumu ve parti içi yönetim krizine yönelik soruları da yanıtlayan Kurtulmuş, parlamentonun ve Meclis Başkanlığının bu konudaki sınırlarını şu ifadelerle çizdi:
"Başından itibaren tavrım çok net. Bu, nihayetinde Cumhuriyet Halk Partisinin iç tartışması. Sadece sözle, dostluklarla, arkadaşlık ilişkileriyle birtakım tavsiyelerde bulunabiliriz. TBMM Başkanlığı, bir mahkeme değil herhangi bir partinin vasisi değil. 'TBMM Başkanlığı, bir karar alacak ve bir partinin içerisindeki tartışma şu ya da bu şekilde sonuçlanacak.' diye bir durum söz konusu değil. Pozisyonumuz belli, asla Cumhuriyet Halk Partisinin iç kavgasının tarafı olamayız. TBMM, kendi aralarındaki sorunu çözemedikleri için başvurdukları bir mahkeme hiç değil. Onlar adına, 'Şunu şöyle yapın, bunu böyle yapın.' diyemeyiz."



