TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Komisyonda, TCMB Başkanı Fatih Karahan, milletvekillerine sunum yaptı.

Karahan'ın sunumuna geçmeden önce usülden itirazda bulunan İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Sermaye Piyasası Kanunu ile Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kanunu'ndaki, "SPK'nın yılda en az bir defa TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna bilgi verme yükümlülüğü vardır" maddelerini anımsatarak, "Ne SPK ne BDDK ne de Sayın Mehmet Şimşek geldi bilgi verdi. Hiç birisi bilgi vermedi" dedi. Usta, BDDK, SPK, Borsa İstanbul, Varlık Fonu, MASAK, Takas Bank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun Komisyon'a milletvekillerine bilgilendirme yapılmasını talep etti.

Komisyon üyesi muhalefet milletvekilleri de Usta'nın talebine desteklerini bildirdi.

Türk savunma sanayisi büyüyor: Avrupa'nın artan ihtiyaçlarında yeni rol
Türk savunma sanayisi büyüyor: Avrupa'nın artan ihtiyaçlarında yeni rol
İçeriği Görüntüle

DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç da fon krizine ilişkin gelişmeleri hatırlatarak, SPK ve BDDK'nın buraya gelerek Komisyon'a bilgi vermesi ve milletvekillerinin sorularına cevap vermesi gerektiğini belirtti. Oluç, "İdeal olanı Meclis'te bir araştırma komisyonunun kurulması ve bu komisyonun konuyu enine boyune ele almasıdır. Araştırma Komisyonu'nun kurulması son derece önemlidir. Bu olmayacaksa da bürokratların gelip Komisyon'da bizi bilgilendirmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu.

Fatih Karahan: "Emtia Fiyatları Savaş Öncesine Kıyasla Yüksek Düzeylerini Koruyor"

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, sunumunda, küresel gelişmeler, iktisadi faaliyet, enflasyon, enerji fiyatları ve eşel mobil sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gerek enerji gerekse enerji dışı emtia fiyatlarının savaş öncesine kıyasla yüksek düzeylerini koruduğunu belirten Karahan, "Enerji dışı tarafta El Nino iklim olayı son dönemde tarımsal emtia fiyatlarını olumsuz etkilerken, değerli metal fiyatları ise dalgalı bir seyir izliyor. Küresel büyüme tahminleri 2026 yılı için aşağı güncellenmiştir. Küresel büyümenin 2026 yılında ivme kaybetmesi bekleniyor. 2027 yılında ise büyüme görünümünün bir miktar toparlanması öngörülüyor. Bununla birlikte Türkiye’nin bu bölgeyle güçlü ticaret bağlarının bulunması dış ticareti olumsuz etkiledi. Yüksek seyreden enerji fiyatları, küresel enflasyon ve enflasyon beklentileri üzerinde etkili olmayı sürdürüyor" diye konuştu.

İktisadi Faaliyet Yavaşladı

Karahan, bu yılın ikinci çeyreğinde, büyümenin yıllık yüzde 2,3 oranında gerçekleşerek yavaşladığını belirtti. Sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunun dengeli bir görünüm sunduğunu ifade eden Karahan, "Nihai yurt içi talep belirgin şekilde ivme kaybederken net ihracat yıllık büyümeye pozitif katkı verdi" dedi.

Temmuz ayında hizmet üretiminin arttığını, sanayi üretiminin ise gerilediğini bildiren Karahan, 2026 yılının ikinci çeyreğinde kuvvetli artış gösteren sanayi üretiminin temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte azaldığını söyledi.

Oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında da benzer bir gerileme görüldüğünü ifade eden Karahan, hizmet üretiminin ise temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte arttığını aktardı.

Merkez Bankası Başkanı Karahan, üçüncü çeyrekte manşet işsizlik oranının yataya yakın seyrettiğini, işsizlik oranının, geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında olmasına karşın geniş tanımlı göstergelerin yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti.

Turizm Gelirleri Toparlandı

Hizmet gelirlerinin önemli bir bileşeni olan turizme ilişkin değerlendirmesinde Karahan, savaşın etkisinin beklenildiği kadar olumsuz olmadığını söyledi. Ocak-temmuz döneminde, Türkiye'ye gelen toplam ziyaretçi sayısının, bir önceki yıla göre sınırlı gerilediğini, gerilemenin büyük ölçüde, savaşın etkilerinin daha yoğun olduğu ikinci çeyrekte gerçekleştiğini ifade eden Karahan, temmuz ayında başlayan toparlanmanın ise güçlenerek devam ettiğini belirtti.

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, ikinci çeyrekte cari açığın, milli gelire oran olarak, tarihsel ortalamaların altında bir seyir izlediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen, enerji hariç dış ticaret dengesindeki iyileşme, bu dönemde 12 aylık birikimli cari açığın sınırlı olarak gerilemesinde rol oynadı. Olumsuz dış koşullara rağmen, üçüncü çeyrekte cari açıktaki artışın daha sınırlı düzeyde olacağını tahmin ediyoruz. Söz konusu görünümde, ılımlı seyrini sürdüren dış ticaret açığı ve turizm gelirlerindeki toparlanma etkili olacak. Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatları yüksek seyrini sürdürüyor. Bu ise hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış talep görünümü kanallarından dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk taşıyor. Diğer taraftan, iç talepteki yavaşlama ve altın dış ticaret dengesindeki iyileşme cari dengeyi destekliyor. Bu gelişmeler doğrultusunda, 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz."

Enflasyon Gelişmeleri ve Ana Eğilim

TCMB Başkanı Karahan, eylül ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 29,7 seviyesine gerilediğini ve nisan ayındaki zirveye kıyasla 2,6 puanlık bir düşüş kaydedildiğini hatırlattı.

Jeopolitik gelişmelerin yarattığı arz yönlü baskılara rağmen ana eğilim göstergelerindeki gerilemenin dezenflasyon sürecinin devam edeceğine işaret ettiğini bildiren Karahan, gıda, temel mal ve hizmet gruplarındaki yavaşlamaya dikkati çekti. Fatih Karahan, şöyle devam etti:

"Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse, dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Yıllık enflasyon birçok alt grupta da geriledi. Nitekim, eylül ayı itibarıyla alt gruplara baktığımızda, savaşın olumsuz etkilerinin belirgin olduğu enerji grubu dışındaki tüm gruplarda yıllık enflasyon geçen yıla kıyasla geriledi. Hizmet grubunda yıllık enflasyon yüzde 44,7’den yüzde 37,7’ye gerilerken, kira gibi geçmiş dönemde ataleti yüksek seyreden kalemlerdeki yavaşlama bu görünümü destekliyor. Son iki aya kadar yüksek seyrederek dezenflasyon sürecindeki yavaşlamada etkili olan gıda ve alkolsüz içecekler grubunda da yıllık enflasyon geçen yılki yüzde 36,1 seviyesinden yüzde 27,6’ya geriledi.

Geçen yıl olumsuz hava koşullarından etkilenen tarımsal üretimdeki toparlanma bu görünümü desteklerken, küresel tarımsal emtia fiyatları ve iklim koşullarına ilişkin riskleri yakından takip ediyoruz. Temel mallarda ise yıllık enflasyon yüzde 19,9’dan yüzde 15,9’a geriledi. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı maliyet artışlarına rağmen temel mal enflasyonunun ılımlı seyri, zayıf talep koşullarının maliyet geçişkenliğini sınırladığına işaret ediyor."

Akaryakıt Fiyatlarındaki Artışta Petrol Ve Rafineri Marjları Etkili

Son aylarda başta motorin olmak üzere akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin belirginleştiğini aktaran Karahan, bu gelişmede ham petrol fiyatlarının yanı sıra küresel rafineri marjlarındaki yükselişin de önemli rol oynadığını söyledi.

Eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki birikimli değişimin, sistemin bulunmadığı durumla karşılaştırıldığını ifade eden Karahan, "Sistem, küresel şokun yurt içi akaryakıt fiyatlarına yansımasını, yaklaşık 16 puan sınırladı. Alt kalemlere baktığımızda bu etki, motorin ve benzinde daha belirgin olurken, LPG'de sistemin sınırlayıcı etkisi daha düşük kaldı" dedi.

Kira Artışlarında Yavaşlama

Merkez Bankası Başkanı Karahan, uzun süredir hizmet enflasyonunun belirgin olarak üzerinde seyreden aylık kira artışlarının, son aylarda kayda değer şekilde yavaşlayarak hizmet grubu genelinin altına indiğine dikkati çekti.

Bu gelişmenin, hizmet enflasyonunda kira kaleminden gelen ataletin gücünü yitirdiğini gösterdiğini söyleyen Karahan, "Yeni kiracı kira endeksi ise ağustos itibarıyla yeni kiralamalarda yıllık artışın yüzde 26,4’e gerilediğini gösteriyor. Bu oran, TÜİK kira endeksindeki yıllık artışın belirgin şekilde altında" diye konuştu. Karahan, mevcut görünümün, kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğine işaret ettiğini dile getirdi.

Sıkı Para Politikasının Etkisi

Karahan, jeopolitik şokun, enflasyondaki ilk yansımalarının, ağırlıklı olarak enerji ve petrokimya ile bağlantısı güçlü alt gruplar üzerinden gerçekleştiğini kaydetti.

Temel mal grubunda fiyat artışlarının, nisan ayıyla birlikte güçlendiğini, petrokimya ürünleriyle yakından bağlantılı kişisel bakım ve ev temizlik ürünlerinin bu dönemde öne çıktığını ifade eden Fatih Karahan, takip eden aylarda bu etkilerin azaldığını belirtti.

Karahan, temel mal grubunda yıllıklandırılmış yakın dönem eğilimin, yıllık enflasyonun altına gerilediğine işret ederek, "Sıkı para politikasına bağlı olarak, tüketim talebindeki yavaşlama ve Türk lirasındaki ılımlı seyir, arz yönlü baskılara rağmen temel mal enflasyonundaki artışı sınırladı. Son dönemdeki arz şoklarının enflasyon üzerindeki etkilerinin sınırlı kalmasında sıkı para politikasının önemini bir kez daha gördük" şeklinde konuştu.

Para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını aktaran Karahan, talepteki zayıflama sonucunda enflasyonun ana eğiliminin düşme eğiliminde olduğunu söyledi. Bununla birlikte, enflasyon beklentilerinde yıl başında öngörülen iyileşmenin sağlanmamış olmasının, dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğini dile getiren Karahan, bu durumun ihtiyatlı duruşun sürdürülmesini gerekli kıldığını kaydetti.

Para Politikasında Alınan Tedbirler

Fatih Karahan, mart ayı başında yaşanan jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan belirsizliklerin enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici tedbirler aldıklarını belirtti.

Bu kapsamda, 2 Mart'ta bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdiklerini dile getiren Karahan, böylece ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin TCMB gecelik vadede borç verme faiz oranı seviyesinde oluşmasını sağladıklarını söyledi.

Karahan, mart ayında ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine ağustos ayı sonunda yeniden başlandığını belirterek, "Böylece mevcut durumda, para piyasalarında gerçekleşen faiz oranlarının politika faizimiz olan yüzde 37'ye yakın seviyelerde oluşmasını sağlıyoruz" dedi.

Finansal piyasalarda son dönemde yaşanan gelişmeler dikkate alınarak likidite yönetimi kapsamında bazı tedbirler alındığını kaydeden Karahan, haftalık repo ihaleleriyle sağlanan fonlama miktarının artırıldığını, TCMB Bankalararası Para Piyasasında bankaların borç alabilme limitlerinin güncellendiğini ve teminat iskonto oranlarının azaltıldığını anlattı. Karahan ayrıca Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının düşürülerek bankalara likidite yönetiminde esneklik sağlandığını söyledi.

Ağustos ayında yeniden bir hafta vadeli repo fonlamasına geçilmesiyle, ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinde 3 puanlık azalış olduğunu belirten Karahan, bu azalışın mevduat ve kredi faizlerine büyük ölçüde yansıdığını ifade etti.

TL Mevduatın Payı Yüzde 61'in Üzerine Çıktı

Merkez Bahkası Başkanı Karahan, kıymetli maden fiyatlarındaki gelişmeler ve artan jeopolitik riskler sonucunda Türk lirası payında dalgalanmalar görüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:

"Ancak sıkı para politikası duruşumuz ve destekleyici makro ihtiyati araç setimiz, yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili oldu. Özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanması ile birlikte TL mevduatın payı yüzde 61’in üzerine yükseldi. Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar, büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda TL tercihinin mevcut TL payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla TL payı yatırım fonları dahil ve hariç olarak yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ediyor."

"Kredi Büyümesi Yüzde 25 Civarına Geriledi"

Karahan, 2025 yılı son çeyreğinde bilanço dönemi başta olmak üzere takvimsel etkilerle kredi büyümesinin hızlandığını da vurguladı.

2026 yılının ilk yarısında alınan tedbirlerle kredi büyümesinin yılın ikinci yarısında yavaşladığını ifade eden Karahan, para politikasındaki sıkı duruşa ilave olarak büyüme sınırlarının düşürülmesi ve istisnaların daraltılması gibi adımların bu yavaşlamada etkili olduğunu söyledi.

Toplam kredi büyümesinin şubat sonunda yüzde 35 iken, yüzde 25 civarına gerilediğini belirten Fatih Karahan, alınan önlemlerin etkisiyle ticari ve bireysel kredi büyümelerinin yavaşladığını, bu gelişmenin, kredi kompozisyonunu iyileştirirken iç talepteki dengelenmeye katkı verdiğini ifade etti.

"Tahsili Gecikmiş Alacaklarda Artış Sürüyor"

Tahsili gecikmiş alacaklarda kademeli yükselişin devam ettiğini kaydeden Karahan, toplam içinde önemli paya sahip ticari kredilerin TGA oranlarının halen tarihsel ortalamalarının altında seyrettiğini söyledi. Bireysel tarafta ihtiyaç kredisi ve bireysel kredi kartı TGA oranlarının tarihsel ortalamalarının üzerine çıktığını dikkati çeken Karahan, bu kredilere yönelik son iki yılda devreye alınan tedbirlerle söz konusu borçların yapılandırılmasına imkan sağlandığını aktardı.

Rezervler 171 Milyar Dolara Yükseldi

Son dönemde yurt içi ve yurt dışı finansal piyasalarda yaşanan gelişmelerin etkisiyle ülke kredi risk primi ve döviz kuru oynaklığında sınırlı bir artış yaşandığını ifade eden Karahan, "Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda TL tercihinin mevcut TL payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla TL payı yatırım fonları dahil ve hariç olarak yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Karahan, 27 Şubat'ta 210 milyar dolar olan brüt rezervlerin savaşın etkisiyle 26 Haziran'da 149 milyar dolara gerilediğini, 25 Eylül itibarıyla ise 171 milyar dolar seviyesine yükseldiğini bildirdi.

27 Şubat sonrası rezervlerdeki gerilemenin 23 milyar dolarlık kısmının altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını belirten Fatih Karahan, swap hariç net rezervlerin 25 Eylül itibarıyla 40 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu aktardı.

Kaynak: ANKA