“Zamanı dize getiren, zarafeti bir araya getiren Tesbih, Sanat, Antika ve Doğal Taşlar Fuarı’nda; tespih sanatından antikaya, doğal taşlardan özgün tasarımlara kadar geniş bir yelpazede eserler” sanatseverlerle buluşmaya başladı. Bugün açılan fuarda, alanında uzman isimlerin, koleksiyonerlerin ve sektör temsilcilerinin birbirinden göz alıcı eserleri sanatseverlerin beğenisine açılırken, fuar aynı zamanda kültürel mirası yaşatmaya, yeni iş birliklerine de zemin hazırlıyor.
Fuar için gittiğiniz ATO Congresium merkezine ilk girdiğinizde hemen sağdaki stant; asılı kocaman tespih ve “Dünyanın en küçük tespihi burada” yazısı ile dikkat çekiyor.
Standın sahibi, esnaflıktan tespih ustalığına geçiş yapan Yusuf Güney. 20 yıldır tespih ustalığı yaptığını aynı zamanda Kültür Bakanlığı’nda tespih hocası olduğunu da ifade eden Yusuf Güney, tespih ustası belgesi almak için sınava giren öğrencilere hocalık yaptığını da söylüyor. Tespih ustası Güney, “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda somut olmayan kültürel miras taşıyıcılığı belgesi almak isteyenlere, o belgeyi veren hoca” olduğunu da ekliyor.

Mikroskop içinde görülen en küçük tespih!
Ancak mikroskop ile görülebilen tespih!
Ustanın standında minik bir tespih var. Ancak mikroskop ile görülebiliyor. Nitekim görülsün diye mikroskobik kutu içesinde sergilenmiş. Usta, bu kehribar tespihi 0.38 mm yani 1 milimin yarısından daha ince bir matkap ucu yapmış, tanelerin içine de saç teli inceliğinde bir delik açarak… “Çok özel, pamuk ipliğine dizilen bir tespih” diyor usta ve bunu da elektronik mikroskop ile çalışarak yaptığını anlatıyor. Kendi adına açtığı Instagram hesabından da nasıl yapıldığını anlatıyor…
Tespihe merakının henüz 14 yaşlarında iken anneannesinin sandığında gördüğü bir tespih ile başladığını, o tespihin çok hoşuna gittiğini anlatıyor Yusuf Güney Usta ve “Ben 1979 doğumluyum, 14 yaşlarında anneannemin sandığında bir tespih gördüm. Çok hoşuma gitti. Oradan bir tespih merakı başladı. 1998 yıllarında tespih almaya, 2007 yılında imalat yapmaya başladım” diye anlatıyor.
Aldığı tespihlerin çok hoşuna gittiğini ama işçiliğini de beğenmediğini ifade ediyor ve “İşçilikleri güzel değildi. Daha güzel nasıl yapılabilir diye öyle yola çıktım. Hobi amaçlı başlayıp sonra mesleğe dönüştü, ustalaştım” diyor.

Bir terzi gibi taşı alıp, ölçüp biçiyor sonra tespih…
Daha önce çanak anten satışı işi ile uğraşıyor Yusuf Usta, ama dükkânına hırsız girince dükkanı kapatıp, tespih yapımına dönüyor. Şimdilerde Ankara’da kendi evinde imalat yapıyor. Dükkânın kalabalık olmasından, el işinin de ince ve ustalık kadar dikkat istediğinden dolayı da kapattığını, evinde çalıştığını şöyle anlatıyor:
“Ankara'da evimde çalışıyorum. Dükkânları kapattım, yoğunluktan dolayı. Çok gelen oluyor. El işçiliği olduğundan dolayı dikkat istiyor. O nedenle kapattım. Şimdi sipariş üzerine çalışıyorum. Tıpkı terzi usulü, müşteri taşı getirir, taşı ölçer, biçeriz, o taşın ölçüsüne, boyutuna, rengine göre de bir tespih ortaya çıkar. “


“Kehribarlar 25-30 milyonluk fosiller”
Müşterinin tespihini daha çok damla kehribar adını verdikleri kehribardan istediğini söylüyor Yusuf Usta ve “Doğal, ağacın reçinesi… 25-30 milyon yıl toprak altında kaldıktan sonra fosilleşip, taşlaşıyor. Özü ağacın reçinesidir. Ağacın yaralandığında iyileşmek için salgıladığı bir sıvıdır. O taşlaştıktan sonra biz onu dilimler halinde kesiyoruz, sonra tespih haline getiriyoruz” diye anlatıyor.
Bir de 1902 yıllarında hiç plastik yokken reçineyi eritip, yine damla kehribarı sıkıştırarak, Osmanlı Kehribarı dedikleri bir malzeme bulmuşlar. O malzeme de yine yüzyıl önce yapıldığı için, onların objelerini bulup, yine tespih haline getiriyoruz.
Malzemeyi daha çok müşterinin getirdiğini ya da satın aldıklarını belirtiyor usta ve müşterilerin daha çok yadigâr kalmasını istediği eser istediğini söylüyor:
“Özel ürünler yapıyoruz. İnsanlar bir hikâyesi olsun istiyor. Çocuğu olacak ise ona özel bir tespih yaptırıyor veya babası için özel bir tespih. Oğlundan oğluna kalsın diye özel ürünler yapıyoruz.”

İçinde büyük hayvan kalıntıları olan kehribarlar!
İçinde hayvan kalıntıları gözükenlerin plastik mi doğal mı olduğunu sorduğumuzda, “Onlar genelde Polonya'da var. Damla kehribarı eriterek, sıvı hale getiriyorlar. Daha sonra içerisine ölmüş karınca, sivrisinek, örümcek gibi böcekleri koyarak o şekilde yapıyorlar” diye yanıtlıyor.
Günümüzde içerisinde böcek vb olan ürünlerin nadir bulunduğunu, bulunanların da gözle görülemeyecek olan küçük olduğunu söylüyor Yusuf Usta: “Eskiden daha çoktu ama artık bulunmuyor. Orijinali de var tabii ama orijinalindeki böcekler çok küçük ve gözle görülür düzeyde değil. Büyük böcekler, karıncalar, örümcekler konulduysa muhtemelen yenidir.”
Ayrıca damla kehribardan bileklikler, erkek yüzükleri yaptığını da ekliyor sözlerine ve kehribardan yapılmış küpe ve bastonları da gösteriyor Yusuf usta. Bastonun, “Osmanlı sıkma kehribar” dedikleri kehribardan yapıldığını da sözlerine ekliyor.

Ermeni Usta Bedii Gorbon’un 42 tespihinden biri de fuarda
Pusula Tespih’in sahibi Murat Karakoç ile konuşuyoruz. Fuara Bursa Osmangazi’den katılmış. Pusula Tespih olarak canlı yayın tespih mezatları yaptıklarını, ayrıca 360 metrekare tespih dükkanları olduğunu anlatıyor.
Standında iki değerli tespih eseri de gösteriyor Murat Karakoç ve elinde tuttuğu ve "Ermeni Usta Bedii Gorbon’a ait” dediği tespihi gösteriyor; “Usta ömrü boyunca yaptığı 42 adet tespihten biri bu elimdeki tespih. Fiyatı 30 bin dolar” diyor.

Başka bir değerli tespihi de gösteriyor ve “Bu da Akgerdanlı Mehmet Efendi’nin eseri. Dönem işçiliğidir, 1950’ler öncesine ait. Dönem işi yapılmış, tek parça sandık malı ve hiç çiziği olmayan bir tespih. Osmanlı sıkma kehribardan. Hiç bir hatası, kusuru olmayan nadir parçadır. Bunun da fiyatı 20 bin dolar. İkisi de çok nadir parçalar” diyor.

Askerlikten tespih koleksiyonerliğine
Bir başka stand da emekli astsubay olduğunu söyleyen Onur Atik’e ait. O da yaklaşık 10 yıldır tespih işi ile uğraştığını, koleksiyoner olarak başladığını şimdi satışını yaptığını söylüyor. Onur Atik kendisi usta değil, ustaların yaptığı tespihleri alıyor. “Sevdiğimiz bir iş, Türk kültüründe ve İslam kültüründe özellikle tespihin yeri büyük. Onun için tespit erkeğin bir aksesuarı” diyor ve tespihe merakının da babasının oltu taşından yapılan tespihine sevgisi ile başladığını anlatıyor. Onur Atik Kale’de tespih dükkânında bu işi yürüttüğünü de ekliyor.

Ankara ATO Congresium’da bugün kapılarını açan fuarda, renk renk, ama daha çok sarı kehribarlarıyla dikkati çeken tespihler, takılar, doğal taşlar görenleri hayran bırakıyor. Ankara Kent Konseyi’nin de destekleriyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların iş birlikleriyle açılan fuar tespih ve doğaltaş sevenler için 10 Mayıs’a kadar gezilebilecek.






