Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) 2026 Şubat ayı verilerine göre, 23 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 11 kadının ölümü de “şüpheli” olarak kayıtlara geçti. 2026 yılının ilk iki ayında ise 42 kadın öldürüldü, 18 kadının ölümü de “şüpheli” olarak değerlendirildi; ilk iki ayda 60 kadın yaşamdan kopartıldı.

TKDF tarafından Şubat ayına ilişkin kadın cinayetleri verileri paylaşıldı. Buna göre, “1 Şubat – 28 Şubat 2026 tarihleri arasında 34 kadın erkekler tarafından katledildi. 23 kadın cinayete kurban gitti, 11 kadının ölümü ise şüpheli olarak kaydedildi.” TKDF verilerine göre, cinayete kurban giden kadınların 15'i evli, 7'si bekar, 3'ü de boşanmış olarak tespit edildi. Öldürülen 9 kadının medeni durumu ise tespit edilemedi.

“En genci 8 yaşında!”

TKDF’nun raporunda yaş aralığına ilişkin bilgiler de paylaşılırken öldürülen kadınların en gencinin 8 yaşında bir çocuk olduğu gözlendi. Öldürülen en yaşlı kadın ise 72 yaşında. Yine öldürülen kadınların yüzde 4,8'i 0–18 yaş aralığında, yüzde 33,3'ü 19–35 yaş aralığında, yüzde 42,9'u 36–50 yaş aralığında ve yüzde 19,0'ı 51 yaş ve üzerinde olarak kayıtlara geçtüi, 2 kadının ise yaşı tespit edilemedi.

Cinayetin failleri: Eş, oğul baba veya erkek kardeş!

Kadın cinayetlerinin failleri konusunda da raporda şu ifadeler yer aldı: “Cinayetlerin faillerine baktığımızda, kadınların 9'unun aile içindeki erkekler (eşi, oğlu, babası veya erkek kardeşi) tarafından öldürüldüğü görülmektedir. 8 kadın boşandığı ya da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledilmiştir. 3 kadın birlikte olduğu/yaşadığı erkek tarafından, 1 kadın ailesinden bir kadınla bağlantılı erkek tarafından öldürülmüştür. 1 kadın tanıdığı bir erkek ve 1 kadın ise kızını istismar eden erkek tarafından katledilmiştir. 11 kadının ise ölümü şüpheli bulunmuştur.”

Kadınlar nasıl öldürüldü?

Bu dönemde kadınları öldüren 5 failin cinayet sonrası intihar ettiği tespitine de yer verilen raporda, “2 kadının öldürüldüğü sırada aktif koruma kararı bulunmaktaydı” denildi.

Öldürülme yöntemleri konusuna da yer verilen raporda; en yaygın yöntemin ateşli silahlar olduğu, cinayetlerin 18'inde ateşli silah kullanıldığı, 6 kadının kesici aletlerle, 3 kadının boğularak, 1 kadının da darp edilerek katledildiği bilgilerine yer verildi. Yine rapora göre 2 kadın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybetti, 4 kadının ise öldürülme yöntemi tespit edilemedi.

Cinayetlerin gerçekleştiği mekânlar konusunda da bilgilere yer verilen rapora göre, kadınların büyük bir kısmının kendi evlerinde öldürüldü. 22 kadın evinde, 5 kadın kamusal alanlarda, 4 kadın ormanlık alanlarda, 3 kadın sulak alanlarda öldürüldü.

Tdkf Kadın Cinayet Şubat 2026

Öğretmenler süresiz açlık grevine başladı: Verilen sözler tutulsun
Öğretmenler süresiz açlık grevine başladı: Verilen sözler tutulsun
İçeriği Görüntüle

TKDF: Kadın cinayetleri münferit değil!

“Bu veriler, kadın cinayetlerinin münferit olaylar değil, yapısal sorunların sonucu olduğunu göstermektedir” değerlendirmesi yapılan raporda şu görüşler ifade edildi: “Kadınların en çok kendi evlerinde öldürülmesi, eşitlikten uzak ve denetimsiz bırakılmış aile yapısının kadınlar açısından nasıl bir risk alanına dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Boşanma sürecinde olan ya da ayrılmak isteyen kadınların hedef haline gelmesi, kadınların yaşam hakkının kendi kararları üzerinden tehdit edildiğini göstermektedir.”

“Koruma kararlarına rağmen!”

Koruma kararı bulunmasına rağmen iki kadının öldürülmüş olmasının, “koruyucu ve önleyici mekanizmaların etkin uygulanmadığını gösterdiğine” işaret edilen raporda, “Cinayet sonrası faillerin intihar etmesi ise kamuoyunda dosyanın kapandığı algısını yaratmakta, ancak gerçekte cezasızlık duygusunu derinleştirmektedir. Oysa burada sorgulanması gereken; risk değerlendirmelerinin yeterli yapılıp yapılmadığı, uzaklaştırma ve koruma kararlarının etkin biçimde uygulanıp uygulanmadığı, tutuksuz yargılama kararlarının hangi ölçütlerle verildiği ve kurumlar arası koordinasyonun neden sağlanamadığıdır” denildi.

“Cinsel şiddet ve istismar vakaları”

“Cinsel şiddet ve istismar vakalarında mağdurların yaşadığı ağır psikolojik travmanın yargı süreçlerinde yeterince dikkate alınmamasının adalet mekanizmasının koruyucu niteliğini zayıflattığına” da yer verilen raporda, “Uzman değerlendirmesinden uzak, toplumsal baskı ve spekülasyonun etkili olduğu süreçler hem mağdurları hem de toplumun adalet duygusunu zedelemektedir.

Şiddet yalnızca ev içinde değil; okullarda, kamusal alanda ve toplumsal ilişkilerin her katmanında karşımıza çıkmaktadır. Eğitim sisteminde süreklilikten uzak politikalar, psikososyal destek mekanizmalarının zayıflaması ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği riskleri büyütmektedir. Şiddeti sıradanlaştıran dil, öğretmenlerin ve kamusal otoritenin itibarsızlaştırılması, gençler arasında artan agresyon ve denetimsizlik ortamı, uzun vadede toplumsal güvenliği tehdit etmektedir” görüşü dile getirildi.

“Bu, sadece kadınların değil, toplumun güvenlik ve adalet meselesi”

Raporda şu tespitin de altı çizildi: “Şubat 2026 verileri; ataerkinin beslediği eşitsizlik, cezasızlık kültürü ve etkisiz uygulamaların kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini bir kez daha göstermektedir. Kadın cinayetleri bireysel değil yapısal bir sorundur. Yaşam hakkının güvence altına alınması için koruyucu-önleyici mekanizmaların etkin işletilmesi, risk analizlerinin bilimsel kriterlerle yapılması, yargı süreçlerinde şiddet riskinin öncelikli değerlendirilmesi ve kadın erkek eşitliğini esas alan politikaların kararlılıkla uygulanması zorunludur.

Bu mesele yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının güvenlik ve adalet meselesidir. Yaşam hakkı güvence altına alınmadıkça hiçbirimiz gerçek anlamda güvende değiliz.”

Muhabir: Sultan Özer