soL TV ekranlarında gündemi değerlendiren Kemal Okuyan; laikliğin tarihsel kökenleri, eğitim sistemindeki dönüşüm ve mevcut ekonomik krizle laiklik arasındaki bağa dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Okuyan, Türkiye'de laikliğin elitist bir proje olduğu iddiasını reddederek, gericiliğin asıl kaynağının mülk sahibi sınıflar olduğunu savunmştu.

"Yoksulluk, laikliğin tasfiye edildiği bir iklim ister"

Kemal Okuyan, bugünkü hayat pahalılığı ve ekonomik krizin laiklikten bağımsız olmadığını ifade etti. Sermaye sınıfının laikliği savunma kapasitesinin kalmadığını belirten Okuyan şu tespiti yaptı:

"Bugünkü yoksulluk ve hayat pahalılığı, laikliğin ayaklar altına alındığı bir iklime ihtiyaç duyuyor. Piyasacılaşma ve yeni Osmanlıcılık laiklikle doğrudan ilgili. Artık emek ekseni dışındaki bir laiklik mücadelesinin toplumsal bir karşılığı kalmadı."

Düzen siyasetine eleştiri

Siyaset alanındaki laiklik duyarlılığının toplumun gerisinde kaldığını savunan Okuyan, ana muhalefet partisinin geçmişteki tutumlarını da eleştirdi. Düzen siyaseti açısından laikliğin izinin silindiğini ifade ederek şunları kaydetti:

"CHP ve Kılıçdaroğlu’nun 'Laiklik tehlikede diyemem' gibi söylemleri, direnç gösteren kesimlere ayar vermeydi ve mevzi kaybettirdi. Siyasetin normlarını AKP belirledi ancak bu noktaya gelinmesinde tek suçlu onlar değil; sistemin tamamıdır."

Gürsel Tekin: CHP'ye 3 bin 146 yeni üye katıldı
Gürsel Tekin: CHP'ye 3 bin 146 yeni üye katıldı
İçeriği Görüntüle

"Anti-laiklik elitisttir"

Türkiye’de laikliğin tepeden inme bir elit projesi olduğu yönündeki tezlere karşı çıkan Okuyan, tarihsel bir perspektif sundu. Milli Mücadele döneminde laikliği en kolay benimseyen kesimin yoksul köylülük olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

"Laiklik karşıtı anlayışın çıkışı aslında elitisttir. Türkiye'de gericiliğin kaynağı mülk sahibi sınıflar, toprak ağaları, aşiret reisleri ve eşraftır. Hepsi saltanatın kaldırılmasına ve laikliğe direnmeye çalıştılar. Halka rağmen laiklik dayatıldı iddiası gerçeği yansıtmıyor."

Eğitimde "bireycilik" ve "hurafe" eleştirisi

Okuyan, eğitim sistemindeki altüst oluşun temelinde toplum algısını yok etme isteği yattığını savundu. Bilimin doğası gereği kolektif olduğunu vurgulayan TKP Genel Sekreteri, eğitimin mevcut durumunu şu sözlerle özetledi:

"Eğitimin en büyük sorunu bireyci düşünme ve toplum algısını ortadan kaldırmadır. Bilim kolektiftir, hurafeler ise bireyseldir. Bilimsel ve parasız eğitim vasıfları aynı anda yok edildi. Milyonlarca aile çocuğunu gerici bir müfredata teslim etmek zorunda kalıyor."

Programda laikliğin basit bir tanımını yapan Okuyan, inanç özgürlüğünün bir insan hakkı olduğunu ancak dinin kamusal alandan çekilmesi gerektiğini belirtti. "Laiklik, dinsel referansların ve ritüellerin siyasette, devlet yönetiminde ve kamusal alanın düzenlenmesinde yer almamasıdır" diyen Okuyan, mücadelenin akıl ve yaratıcılıkla süreceğini ifade ederek konuşmasını "Enseyi karatmadan mücadeleye devam edeceğiz" sözleriyle noktaladı.

Kaynak: Haber Merkezi