Atila Güvenç (24 Saat)- Bu yıl ana teması "Elektrikli Araçlar, Hidrojenli Araçlar, Hibrit Araçlar ve Otonom Sürüş Teknolojileri ile Şarj İstasyonları" olarak belirlenen iki gün sürecek Otomotiv Kongresi 2025; Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD), Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) ve Alagan Partners desteğiyle yapılıyor.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın (MMO) düzenlediği Otomotiv Kongre ve Sergisi 2025, bugün Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Oditoryumu'nda başlayan, Bursa'nın ülkemiz ekonomisindeki güçlü otomotiv sanayi geleneğiyle bütünleşerek, sektör temsilcilerini, akademisyenleri, uzmanları ve kamu kurum temsilcilerini bir araya getiren kongrede, otomotiv sektörünün güncel durumu değerlendirilecek, geleceğe dair öngörüler paylaşılacak ve sektörün sorunlarına çözüm önerileri ele alınıyor..

Otomotiv2025

İki gün sürecek kongrenin açılış konuşmaları TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Bursa Şube Başkanı Ahmet İhsan Taşkınsel, MMO Başkanı Yunus Yener, Kıbrıs Türk Makina Mühendisleri Odası Başkanı Ayer Yarkıner ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Metin Tunçel tarafından yapıldı.

Yunus Yener, Dünya, kritik ürünlerde yeni bir "tekel" ile karşı karşıya.

MMO Başkanı Yunus Yener, Odanın otomotiv sektörüne yönelik çalışmalarını anlatarak başladığı konuşmasında özetle şöyle konuştu:"Otomotiv sektöründe hareketli, çalkantılı günler yaşanıyor. Bugün otomobil dediğimizde sadece mekanik bir araç değil elektronik, bilişim ve yazılımın belirleyici olduğu bir üründen söz edilir oldu. Ayrıca otomobilin yüzyılı aşan hikâyesinde sadece güç bölümünde değil sürüş güvenliği, gövde, şase tasarımında önemli yenilikler yaşandı.

Pandemi döneminde çip krizi nedeniyle otomotiv üretiminin düşmesi benzeri bir kriz riskiyle Hollanda'nın bir firmaya müdahalesi üzerine Çin'in çip sevkiyatlarını durdurma tehdidi ile yeniden yüz yüze gelindi. Çipler, yarı iletkenler konusunda kıyasıya bir rekabet var. Son 20 yılda Çin'in neredeyse tüm ürünlerde dünyanın üretim üssü olmasını otomotivde daha belirgin olarak görüyoruz. Başta bataryalar olmak üzere kritik ürünlerde yeni bir "tekel" ile karşı karşıya dünya.

Küresel hareketliliğin başta gelen olguları, Çin'in dünya otomotiv üretiminin üçtü birine sahip olması, ABD'nin korumacı önlemleri/gümrük vergileri kıskacı ve otomotivde önemli yeri bulunan Almanya ve Avrupa'nın gücünün sarsılmasıdır. Çin'de bu sene sonunda bitecek olan teşviklerle büyüyen sektörde çok sayıda firmanın varlığı ile rekabetin yıkıcı hale gelmesi ve bir devlet müdahalesi yaşanacağı, konsolidasyona gidileceği, tartışılan konular arasındadır.

Tek başına menşe kazanmak mümkün gözükmemektedir

ABD'nin bu yılın Ağustos ayında yürürlüğe soktuğu karar ile Türkiye'den daha önce yüzde 2,5 vergi ile ithal edilen çelik ve alüminyum içeren ürünlere yüzde 50 ek vergi getirmesiyle Türkiye açısından motor ve şanzımandan döküm parçalarına kadar uzanan geniş bir ürün grubuna ABD pazarının fiilen kapanması söz konusudur. Çin'in Türkiye'nin ihracatta en büyük pazarı olan Avrupa'ya yönelmesi yanı sıra AB ile Çin, ABD ile Çin ve ABD ile AB arasındaki rekabet, ülkemiz otomotiv ana ve yan sanayisini etkileyecek boyuttadır.

Sektör yetkililerine göre AB ile ABD arasındaki çerçeve anlaşma da Türkiye açısından dezavantaj oluşturmaktadır. Çünkü AB'den ABD'ye giden araçlarda vergi oranı yüzde 15, Türkiye'den gidende ise yüzde 25'tir. Bu durumun üretimin Türkiye yerine Avrupa'da yapılmasını avantajlı hale getirdiği belirtilmektedir.

On İkinci Kalkınma Planı(2024-2028) için hazırlanan "Otomotiv Sanayii Çalışma Grubu Raporu"nda; Gümrük Birliği, AB ve AB'nin Serbest Ticaret Anlaşmalarının Türkiye açısından oluşturduğu olumsuzluklara yer verilmesinin ardından, "Sanayi olarak yurt içi katkı oranımız ile tek başına menşe kazanmak çok mümkün gözükmemektedir" denilmektedir.

İthalata dayalı üretime yönelim güçlendi

Ülkemiz otomotiv sanayiinin 60 yılı aşan bir geçmişi aynı zamanda potansiyel gelişme imkânlarının nasıl harcandığını göstermiştir. 1960'lı yıllarda planlamaların otomotiv ve yan sanayii kapsamadaki yetersizliği ile başlayan ithal ikameci montaj sanayiine yönelim, 80'li yılların neoliberal küreselleşme ve serbest ticaret süreci eşliğinde sürdürülmüş, uluslararası işbölümü gerekleriyle dışa bağımlılık ivmeli bir şekilde artmıştır.

Mühendisliğe, ar-ge'ye, tasarıma, inovasyona, yüksek teknolojilere dayalı robotik üretimin ön plana çıktığı 45 yıl boyunca Türkiye'nin de aralarında bulunduğu geç kapitalistleşen ülkelerde sanayileşme süreci olgunlaşmadan kesintiye uğratılmıştır. Bugün otomotiv sektörü, küresel üretim ağları ile pazarlarda tutunan gelişmiş ülkelere ait büyük ölçekli şirketlerin egemenliğindedir.

Türkiye'de de ülke ekonomisi açısından önemli ve yüksek oranlı katma değer sağlama potansiyeline sahip otomotiv sektörü, yabancı sermaye ve ara malına bağımlı sektörlerden biri halindedir. 1990'lı yıllara kadar otomobil imalatı için gerekli olan girdilerin pek çoğunun üretimi ülke içinde yapılıyor idiyse de, ithalata dayalı üretime yönelim güçlenmiştir.

Araçların motor, elektronik aksam ve aktarım parçalarının ithal edildiği, diğer aksam ve parçaların ise yurtiçi veya yurtdışından karşılandığı bir yapılanma söz konusudur. Dolayısıyla, otomotiv sektörü, son 30 yıllık dönemde üretim hacmi açısından büyümesine karşın, birim üretim değeri içerisinde yurtiçi katma değer payının azaldığı, dışa bağımlılığın arttığı bir yapıdadır. Sektör ihracatının katma değerinin önemli bir bölümü yurtdışındaki ana firmalarda kalmaktadır.

Tasarım ve fikri/sınai mülkiyet boyutlarına yoğunlaşılmalıdır

Türkiye'de prototip, seri imalat, mühendislik deneyim ve kapasitesi bulunmaktadır ancak bu kapasitenin harekete geçirilebilmesi için dışa bağımlılık zinciri mutlaka kırılmalıdır. Ülkemizin kaynaklarının, küresel güçlerin baskısından bağımsız bir şekilde değerlendirilmeye yüksek düzeyde ihtiyaç duyduğunu belirtmek istiyorum.

Bilimi ve teknolojiyi esas alan, yerli sanayiye yönelik ar-ge ve inovasyona ağırlık veren, yerli yatırımcıyı ve yerlileşmeyi özendiren, koruyan, devletin ekonomideki yönlendiriciliğini toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda artıran, dış girdilere bağımlı olmayan, sosyal devlet anlayışı ile istihdam odaklı planlı bir kalkınmayı öngören politikalar uygulandığında, durumun değişeceği kesindir. Otomotiv sektöründe bu yönde bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç vardır. Türkiye menşei sorunu bulunan salt bir üretim mekânı olmakla yetinmemeli, tasarım ve fikri/sınai mülkiyet boyutlarına yoğunlaşmalıdır.

Otomotiv2025 Sergi 2

TZOB Başkanı Bayraktar Temmuz ayı raporunu açıkladı: Üretici ile market arasındaki fiyat farkı yüzde 461’i aştı
TZOB Başkanı Bayraktar Temmuz ayı raporunu açıkladı: Üretici ile market arasındaki fiyat farkı yüzde 461’i aştı
İçeriği Görüntüle

Nitelikli işgücü birikimi tahrip edilmemelidir

Tasarım geliştirmeye yönelik ar-ge faaliyetlerine desteğin yan sanayi ve KOBİ'lere de ciddi biçimde yayılması, özellikle yan sanayide kalıp tasarımlarına öncelik verilmesi; ana sanayinin yan sanayinin işgücü ve yatırım maliyetlerini paylaşması; yeni projelerde üretim öncesi tasarım–geliştirme–prototip–kalıp safhalarında yerli üretimin egemen kılınması; kalifiye eleman, mühendis istihdamı ve ar-ge çalışmalarını özendirici kredi ve teşvik uygulamalarının gündeme alınması gerekmektedir. Ar-ge teşviklerinin etki analizleri yapılmalı, sonuçları ölçülebilir, izlenebilir, şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır.

Sektörün rekabet gücü ile katma değerin artırılması ve ithalata dayalı ana girdilerin yerli kaynaklardan temini için üretim mekanizmalarının çok güçlü bir şekilde harekete geçirilmesi gerekmektedir. İthal araç miktarı düşürülmeli, yerli ürünlerde katkı oranı yükseltilmelidir. Çalışanların iş güvenceleri oluşturulmalı, nitelikli işgücü birikimi tahrip edilmemelidir.

Bu gerekliliklerin yerine getirilebilmesi için ekonominin döviz-borç-faiz kıskacından kurtarılması; üretimci, yatırımcı sosyal devlet yaklaşımı temelinde öz kaynaklara dayalı kalkınma yönelimine girilmesi ve bunları gerçekleştirecek bir siyasal irade gerekmektedir." Kongrenin sonuç bildirisi önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacak.

Muhabir: Atila Güvenç