M. Ferhat Yüksel - Türkiye’de 3D baskı teknolojileri yani katmanlı üretim, son yıllarda adını giderek daha sık duyurmaya başladı. Savunma sanayiinden medikale, otomotivden eğitime kadar geniş bir alanda kullanılan bu teknoloji artık yalnızca küresel oyuncuların değil, yerli üreticilerin de odağında. Sektörün bu hızlı büyümesi, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın da dikkatini çekmiş. Kurumun 2019’da yayımladığı “Üretimde Paradigma Değişikliği: Üç Boyutlu Yazıcılar” raporu, bu dönüşümün yol haritasını çiziyor ve en kritik bulgularından biri olarak “üretimin demokratikleşeceğini” öngörüyor. Bugün hem pazarın geldiği nokta hem de yerli üreticilerin deneyimleri, bu vizyonun giderek somutlaştığını gösteriyor.

Evler fabrikaya dönüşüyor

Türkiye’nin 3D baskı pazarı son yıllarda istikrarlı bir büyüme kaydediyor. 2017’de 22,5 milyon dolar seviyesinde olan pazar, 2023’te yaklaşık 49 milyon dolara yükseldi. 2024 itibarıyla 51,7 milyon dolar olarak hesaplanan 3D baskı pazar büyüklüğü, önümüzdeki sekiz yıl içinde 209 milyon dolara ulaşacak. Bu artış, sektörün yıllık ortalama yüzde 25 oranında büyüdüğünü gösteriyor.

3D baskı teknolojisi, sanayiden sağlığa, inşaattan savunma sanayine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Ancak bu teknoloji, özellikle ev kullanıcılarını da üreticiye dönüştürerek küçük ölçekli “ev fabrikaları”nın ortaya çıkmasının önünü açıyor.

Architecture7 (7)

Üretim demokratikleşiyor

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın raporuna göre, üç boyutlu yazıcıların tüketicilere kendi ürünlerini üretme imkânı sunarak üretimin demokratikleşeceği öngörülüyor. Ancak bu dönüşümün, diğer teknolojik gelişmelere kıyasla daha uzun vadede gerçekleşeceği belirtiliyor.

Raporda ayrıca, 3D baskının Türkiye’nin imalat sanayisinde rekabet gücünü artıracak stratejik bir alan olduğu vurgulanıyor. Teknolojinin medikalden otomotive, havacılıktan makineye kadar geniş bir yelpazede üretim süreçlerini hızlandıracağı, iş gücünün niteliğini dönüştüreceği ve sürdürülebilir üretime katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Üretim lokasyonlarını değiştirme potansiyeliyle tedarik zincirlerinde köklü bir dönüşüm yaratabileceği öngörülüyor.

3D Baski Tablo

Üniversite ve sanayi işbirliği zayıf

Rapora göre, Türkiye’deki 3D baskı teknolojisinin en yaygın uygulama alanı prototip üretiminde yoğunlaşırken, dünya örneklerinde doğrudan ürün imalatına geçiş eğilimi görülüyor. Türkiye’de bu dönüşümü yavaşlatan en önemli faktörlerden biri ise üniversite–sanayi işbirliğinin zayıflığı.

Raporda bir diğer ilginç tespit, şirketlerin yalnızca yüzde 9’unun üniversitelerle ortak çalışma yürüttüğü ve bunun yenilikçi kapasiteyi sınırladığı yönünde. İlgili paydaşlar arasındaki iletişim ve koordinasyon eksikliğine dikkat çekilerek, bu engelin aşılması için 3D baskı ekosisteminin daha güçlü ağ yapıları ve nitelikli insan kaynağıyla geliştirilmesi öneriliyor.

Ayrıca malzeme pazarında yerli üretimin teşvik edilmesi ve üniversite–sanayi ilişkilerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu analizlerin ileride hazırlanacak “Katmanlı Üretim Ulusal Stratejisi” için temel oluşturacağı öngörülüyor.

Baki Gezgen Zaxe

Türkiye bölgesel bir merkez olabilir

2015 yılında kurulan ve Türkiye’nin ilk yerli 3D yazıcı üreticisi olan Zaxe’nin kurucusu ve CEO’su Baki Gezgen, “Önümüzdeki beş yılda Türkiye güçlü bir iç pazar ve ihracat açısından bölgesel merkez olma potansiyeline sahip” dedi.

Gezgen, 3D yazıcı teknolojilerindeki eksikleri görüp daha iyisini yapabileceklerine inanarak sektöre girdiklerini belirterek, “Son on yıldır 3D yazıcı teknolojilerine odaklanıyorum. Bu teknolojiyi ekibimizle birlikte daha erişilebilir ve akıllı hale getirmek için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yerli pazarın özellikle eğitim kurumları ve sanayi tarafında hızlı büyüdüğünü vurgulayan Gezgen, Zaxe’nin bu yıl piyasaya sunduğu yeni nesil X4 modeliyle yerli üretimde önemli bir aşama kaydettiklerini söyledi.

Abg Fotolar (41)

Yine Türkiye’nin ilk kurumsal filament üreticisi ABG’nin kurucusu Kemal Güner ise Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı ve mühendislik altyapısıyla 3D baskı malzemelerinde bölgesel üretim üssü olabileceğini belirterek, “Yerli üretim kapasitesi ve kaliteli hammadde tedariki sağlandığında, Türkiye bu alanda sadece tüketici değil, ihracatçı ülke konumuna gelebilir” dedi.

Üretimde döviz kuru ve hammadde bağımlılığı

Her iki girişimci de en büyük sorunlardan birinin döviz dalgalanmaları ve ithalat bağımlılığı olduğunu vurguladı.

Güner, “Katkı maddelerinden makaralara kadar her şey ithal. Döviz kurundaki ani değişiklikler piyasayı altüst ediyor. Malzeme gümrükte beklediğinde üretim planlaması imkânsız hale geliyor” dedi.

Abg Fotolar (47)

Hammaddenin büyük kısmını ABD ve Avrupa’dan temin ettiklerini belirten Güner, “Biyopolimer plastik grubumuzun tamamı Amerika ve Hollanda’dan geliyor. Saflık oranı yüzde 99’un üzerinde. Kaliteyi belli bir seviyede tutuyoruz; en ufak hata olduğunda ürün satışa çıkmaz” diye konuştu.

Abg Fotolar (1)

Gezgen de ölçeklenme ve Ar-Ge desteği olmadan Çin menşeli ürünlerle rekabetin zor olduğunu vurgulayarak, “Yerli üreticilerin Ar-Ge ve ölçeklenme konusunda desteklenmesi gerekiyor. Aksi takdirde küresel rekabette geri kalıyoruz” dedi.

Devlet teşvikleri ve rekabet eşitsizliği

Her iki üretici de Çinli firmaların devlet destekleri sayesinde küresel pazarda avantaj sağladığına dikkat çekti.

Güner, “Çin devleti üreticisine KDV iadesi ve vergi teşvikleriyle destek veriyor, biz ise vergi ödüyoruz. Devletten anti-damping talebimiz bile olmadı. Devlet, ihracatçıya kurumlar vergisi muafiyeti getirirse fiyatlarımız düşer ve ihracatta çok daha güçlü oluruz” dedi.

Gezgen ise devletin teknoloji üreticilerine stratejik destek vermesi gerektiğini belirterek, “Fuar desteklerinden yararlandık, teknopark kapsamında bazı teşvikler alıyoruz. Ancak deep-tech girişimlerin ölçeklenebilir yatırım bulması hâlâ kolay değil. Devletin bu alanda daha planlı bir yaklaşım geliştirmesi gerekiyor” dedi.

Abg Fotolar (11)

“İthalat maliyet baskısı yaratıyor”

Gezgen, elektronik ve mekanik parçaların büyük bölümünün Çin’de özel üretimle tedarik edildiğini belirtti. “Altı katmanlı elektronik kartımız Çin’de üretilip Türkiye’ye geliyor. Motor, fan ve anakart gibi donanımlar bize özel teknik parametrelerle üretiliyor. Türkiye’de üretilen alüminyum, sac ve plastik parçaları ise yerli tedarikçilerden temin ediyoruz” dedi.

Güner ise üretim sürecinde ithal bileşenlerin maliyet baskısı yarattığını belirtti: “Küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar fiyatları yükseltiyor. Biz yerli üretimi artırmak istiyoruz, ancak hammadde bağımlılığı bizi sınırlıyor.”

Çin’le rekabet zor

Gezgen, “Çin menşeli ürünler çok adetli üretim ve devlet destekleri sayesinde maliyet avantajı sağlıyor. Ancak teknik servis ve yedek parça erişiminde zayıflar. Zaxe, yerli üretici olarak bu alanda önemli bir avantaja sahip. On yıl önce sattığımız ilk X1 modelimiz hâlâ aktif olarak çalışıyor; periyodik bakımları düzenli şekilde yapılmakta. Bu yönüyle birçok yabancı markanın önündeyiz” ifadelerini kullandı.

Zaxe 3D Yazici Farm

Zaxe, yazılım tarafında ise tamamen yerli mühendislik gücüne dayanıyor. Gezgen, “XDesktop adlı dilimleme yazılımından Zaxe Cloud platformuna kadar tüm sistemleri kendi mühendis ekibimizle geliştirdik. Yerli firmware ve yazılım kütüphanelerimizle fark yaratıyoruz. Bazı açık kaynak kütüphaneleri de kullanıyoruz ama bunları mimarimize uygun şekilde yeniliyoruz” dedi.

Güner ise Çinli üreticilerle fiyat rekabetinin giderek zorlaştığını belirterek, “Çin 7 günde ürün gönderiyor, biz 45 günde. Bu fark maliyet kadar hızda da etkili. Yine de Ar-Ge çalışmalarımız sürüyor; kalite ve güvenilirlik konularında rekabet avantajımız var” dedi.

Ürünlerinin kalitesini artırmak için dijital üretim sistemlerine geçtiklerini ve her filamentin üretim aşamasında dijital izlenebilirlik sağladıklarını söyleyen Güner, “Kalite kontrolü manuel değil; sensörlerle takip ediyoruz. Bu da ürün standardını korumamıza yardımcı oluyor” dedi.

İhracat, pazar payı ve gelecek beklentisi

Zaxe, bugün 20’den fazla ülkeye 3D yazıcı ihracatı yapıyor. Gezgen, “Avrupa ve Amerika’daki büyüme hızlarına kıyasla biz yaklaşık dörtte bir hızda büyüyoruz ama Türkiye’deki en dinamik pazarlardan biriyiz” dedi.

ABG Filament ise yakın bir zamanda Almanya’da üretim tesisi kurarak Avrupa pazarına doğrudan girmeyi, ardından ABD’de fabrika açmayı planlıyor. Güner, “Avrupa’ya ihracatta lojistik dezavantajımızı azaltmak için yerinde üretim stratejisine geçiyoruz” dedi.

AB’den yapay zeka hamlesi: Deepfake içeriklere etiket zorunluluğu geliyor
AB’den yapay zeka hamlesi: Deepfake içeriklere etiket zorunluluğu geliyor
İçeriği Görüntüle

Gezgen, Türkiye’nin mühendislik kabiliyeti, Avrupa’ya yakınlığı ve Gümrük Birliği avantajı sayesinde bölgesel bir merkez haline gelebileceğini belirtti: “Üretimin dijitalleşmesi, yerli yedek parça üretiminin artması ve kişiselleştirme talebi 3D baskının yaygınlaşmasını hızlandıracak. Türkiye bu dinamiklerle sadece takip eden değil, yön veren bir ülke olabilir.”

Türkiye sektöre yön verebilir

Avrupa’ya yakınlığı, Gümrük Birliği avantajı ve güçlü mühendislik altyapısı, Türkiye’yi 3D yazıcı ve filament üretiminde bölgesel merkez olmaya aday gösteriyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için yerli üreticilerin ölçek büyütmesi, hammadde bağımlılığını azaltması ve devletin Ar-Ge yatırımlarına daha güçlü destek vermesi gerekiyor.

Gelecek beklentilerini paylaşan Zaxe CEO’su Baki Gezgen, Türkiye’nin bu alanda sadece takip eden değil, yön veren bir ülke olma yolunda ilerlediğini belirterek, “Önümüzdeki beş yılda 3D yazıcı sektöründe en hızlı büyümeyi eğitim ve sanayi tarafında bekliyorum. Üretimin dijitalleşmesi, yerli yedek parça üretiminin artması ve kişiselleştirme talebi 3D baskının yaygınlaşmasını hızlandıracak. Gelişen teknolojilerle çok malzemeli üretim kolayca yapılabilir hale gelecek; bu da basılan parçaların fonksiyonelliğini ve dayanıklılığını belirgin biçimde artıracak. Türkiye, bu dinamiklerle birlikte hem güçlü bir iç pazar hem de ihracat açısından bölgesel merkez olma potansiyeline sahip” dedi.

Zaxe ve ABG gibi üretim yapan ya da üretime hazırlanan birçok yerli firma, Türkiye’nin bu teknolojide yalnızca kullanıcı değil, yön veren bir üretim üssü olma yolunda kararlılıkla ilerlediğini ortaya koyuyor.

Muhabir: M. Ferhat Yüksel