'68 gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972 yılında, 12 Mart darbecileri tarafından idam edilmelerinin 54. yılında da unutulmadılar. Karşıyaka Mezarlığı 2 No’lu Kapı’da buluşanlar; onların anısına saygı duruşunun ardından yaptıkları konuşmalarda, Denizlerin mücadelesinin sürdüğü mesajı verdiler. Konuşmalarda 6. Filo’yu denize dökenlerin mirasının, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO’ya karşı mücadele ile sürmesi gerektiği belirtildi.
Ortak anmaya, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ile Milletvekili Meral Danış Beştaş, KESK ve bağlı sendikaların yöneticileri, Halkevleri, TİP, TMMOB, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Devrimci 78’liler Federasyonu ve Kızılırmak Yerel Dernekleri Federasyonu’nun da aralarında olduğu parti ve demokratik kitle örgütleri yönetici ve üyeleri katıldı. Gençlerin katılımının yoğunluğu dikkat çekti.

Ortak açıklamayı okuyan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Yaşar Polat, Türkiye işçi sınıfının bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin sembolleri olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 54 yıl önce burjuvazi tarafından idam edildiğini söyledi.
Polat şunları söyledi: “Tüm dünyada sömürülenlerle hakim sınıflar arasındaki çatışma büyümüş; emperyalizmin karşısında işçi sınıfı ve halkların mücadelesi ayağa kalkmıştı. Eşit ve özgür bir dünya hedefiyle hareket eden milyonlarca insanın birleşik mücadelesi, devrimci olanakları güçlendiriyordu. Sömürü düzenini yıkma iddiası birçok ülkede halkları sararken, antiemperyalist ve savaş karşıtı mücadele döneme karakterini veriyordu. Türkiye’de ’68, işçi sınıfı, köylülük ve gençliğin iç içe geçtiği birleşik bir mücadele süreciydi. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bu hattın en ileri temsilcilerindendi.”
Denizlerin emperyalizme, savaşa ve sömürüye karşı yaktıkları mücadele ateşinin bugün de yollarını aydınlandığını belirten Polat, Polat, “Dün olduğu gibi bugün de emperyalist sistem krizlerini savaşlarla aşmaya çalışıyor. Ortadoğu’dan Doğu Avrupa’ya ve Pasifik’e kadar dünyanın farklı bölgelerinde savaş gerilimi tırmanıyor. ABD emperyalizminin hegemonya mücadelesi, dünya halklarını paylaşım mücadelesinin ortasına, savaş ve sömürünün girdabına sürüklüyor” diye konuştu.
ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşa da değinen Polat, “ABD’nin İran’a yönelik saldırılarından İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü katliamlara uzanan bu tablo, emperyalistlerin kabarık suç dosyasının yalnızca bir kısmı. Emperyalistler, dünya halklarının geleceğini, tıpkı ’68’de olduğu gibi, kendi aralarındaki paylaşım mücadelelerine kurban etmek istiyor. Bu kapışmanın bedeli yine halklara ödetilmek isteniyor” dedi.
“Türkiye ise ‘tarafsızlık’ iddiasına rağmen NATO üyeliği, topraklarındaki askeri üsler ve ABD emperyalizmi ile İsrail Siyonizm’iyle sürdürdüğü ilişkilerle bu savaş politikalarının doğrudan bir parçası” diyen Polat, Türkiye’de bağımsızlık mücadelesinin aynı zamanda savaş politikalarına karşı mücadele olduğunu ve bu yüzden de Denizlerin mücadelesinin güncelliğini koruduğunu ifade etti.

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi vurgusu
Polat, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ni de hatırlatarak şunları söyledi: “Bu zirvede savaş politikaları yeniden masaya yatırılacak; silahların halklara doğrultulmasının planları yapılacak. Tıpkı Denizler’in 6. Filo’yu denize döktüğü gibi, emperyalistlerin Ankara’da kurduğu bu savaş sofrasına izin vermeyeceğiz. NATO zirvesinin iptal edilmesi, Türkiye’nin NATO’dan çıkması, tüm askeri üslerin kapatılması ve NATO’nun dağıtılması için mücadeleyi büyüteceğiz.”
İktidarın bugün ülkenin doğasını, emeğini ve geleceğini tekellere açtığını, emekçilere açlık sınırının altında ücretler, gençliğe ise güvencesizlik ve geleceksizlik dayattığını vurgulayan Polat, “Son elli yılda uygulanan politikalar Türkiye’yi ucuz iş gücü cennetine dönüştürürken, işçi sınıfının örgütlü gücü sistemli biçimde zayıflatılmak istendi; darbeler, baskılar ve katliamlarla emeğin kazanımları hedef alındı. Ancak bu tablo karşısında büyüyen mücadele, Denizlerin açtığı yoldan ilerleyenlerin mücadelesidir. Bu mücadele; sömürüye, yoksulluğa, geleceksizliğe ve bağımlılığa karşı işçi sınıfının ve onun saflarında gençliğin ortak mücadelesidir” diye konuştu.

İktidarın baskı ve yasak politikalarına da atıf yaparak, Gazeteci Hakan Tosun’un katledilmesine iliştin davanın bugün başladığını hatırlattı. Polat gazetecilere ve sendikacılara yönelik baskılara ilişkin şunları ifade etti:
“Hakan Tosun, insanca bir yaşam mücadelesinin parçasıydı ve bu nedenle katledildi. Onun mücadelesinin takipçisi olacak, cezasızlığa karşı duracağız. BİRTEK SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen hâlâ tutuklu. Kendisinin de ifade ettiği gibi: Bu memlekette patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilir, işçinin ölümüne neden olabilir, cinayet işleyebilirsiniz; kimse sizden hesap sormaz, çünkü yasalar zenginler için işler. Tam da bu yüzden Mehmet Türkmen, gazeteci İsmail Arı ve Alican Uludağ da ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla, yani adaletsizlikleri dile getirdikleri için tutuklu yargılanmaya devam ediyor.”

Polat sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün Denizlerin izinden yürüyen yüzlerce, binlerce gencin; işçilerin, emekçilerin birlikte mücadelesini büyütme günüdür. Bu yalnızca bir anma değil, geçmişten aldıklarımızı büyüterek geleceğe taşıyacağımızın ilanıdır. Sömürüye, savaşa ve baskıya karşı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini her alanda büyütecek, mücadeleyi sürdüreceğiz.”
Konuşmaların ardından gruplar halinde Denizlerin mezarı başına yürünüp, konuşmalar yapıldı. Ayrıca Denizlerin avukatı Halit Çelenk de unutulmadı.





