Varlık dergisi, Temmuz 2026 sayısının merkezine "Mesafe Endişesi" kavramını yerleştirdi. Çağdaş insanın hem fiziksel hem de dijital dünyada kurduğu bağları, bu bağların yarattığı yeni krizleri ve dönüşen mesafe algısını kuramsal düzlemde tartışmaya açan dosyada, alanında yetkin dört yazarın kapsamlı makaleleri yer alıyor.

Sosyal medyanın arka planı: Algoritmik sermaye ve "ben" illüzyonu

Dosyanın dikkat çeken ilk çalışması, Mahmut Mutman’ın imzasını taşıyan “Mesafeler Kısalırken Ben ve Öteki: Facebook” başlıklı makale oluyor. Mutman, sosyal medyanın kullanıcılara vadettiği "kendini özgürce sunma" alanının arka planında işleyen algoritmik sermaye mantığını derinlemesine çözümlüyor.

Althusser, Lacan, Adorno ve Deleuze gibi düşünürlerin teorik altyapılarından beslenen yazar, kullanıcının profil sayfalarında kurguladığı "ben" imgesinin aslında yapısal bir yanılsama, bir temsil ve arzu mekanizmasından ibaret olduğunu ortaya koyuyor. İnsani arzuların, duyguların ve düşüncelerin veriye (data) dönüştürülerek ekonomi-politik dolaşıma sokulduğu bu sibernetik denetim ağını tartışan Mutman, sosyal medyanın sunduğu bireysellik illüzyonunun ardındaki görünmez iktidar yapılarını deşifre ediyor. Makalede, bu sisteme karşı geliştirilebilecek en radikal direnme potansiyeli olarak ise kitlelerin "kullanmama gücü" ve kolektif eylemlilik pratiği işaret ediliyor.

Modern kent yaşamında "mesafe telaşı" ve yabancılaşma

Hüseyin Köse, “Mesafe Telaşı” başlıklı yazısında odağını gündelik hayattaki yakınlık ve uzaklık ilişkilerine çeviriyor. Sosyoloji, felsefe ve edebiyat ekseninde şekillenen makalede Köse; Nuri Bilge Ceylan’ın sinematografik başyapıtı Bir Zamanlar Anadolu'da filminden Mehmet Erte’nin Bakışın Kirlettiği Ayna adlı öykü kitabına kadar geniş bir sanatsal yelpazeden referanslar sunuyor.

Bauman, Goffman, Simmel, Ginzburg ve Sema Kaygusuz’un metinlerine de uzanan yazar; modern insanın yabancıyla, komşuyla, kendi bedeniyle ve ötekinin bakışıyla kurduğu gerilimli ilişki biçimlerini inceliyor. "Mesafe telaşı" kavramıyla, fiziksel yakınlığın metropol yaşamında nasıl aniden ruhsal bir endişeye, yabancılaşmaya ve toplumsal gerilime dönüştüğünü gösteren Köse; modern kent hayatında nezaket, korku, mahremiyet ve önyargının birbirine karıştığı yeni ilişki kodlarını sorguluyor.

Dijital çağın krizi: "Okundu" ibaresi ve utanç

Tuba Pırlant Yılmaz, “Bir Mesafe Yitimi Olarak Utanç” adlı makalesinde, dijital iletişim teknolojilerinin gündelik yaşam ritmimizi nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı bir örnek üzerinden tartışıyor. Anlık mesajlaşma uygulamalarındaki "okundu" ibaresi ve kesintisiz erişilebilirlik mecburiyeti üzerinden çağdaş öznenin yaşadığı krize odaklanan Yılmaz; Heidegger, Sartre, Blanchot, Simmel ve Byung-Chul Han’ın felsefi açılımlarından yararlanıyor.

Teknolojinin, insanın bekleme ve düşünme mesafesini tamamen ortadan kaldırarak özneyi amansız bir şekilde sürekli görünür ve anında yorumlanabilir hale getirdiğini savunan Yılmaz, sosyal medyadaki öz-sunum pratiklerini "başkasının bakışını önceleyerek geliştirilen bir öz-nesneleştirme süreci" olarak tanımlıyor. Yılmaz'a göre, bir mesajı okumak ile ona yanıt vermek arasında kalan o muğlak kronolojik aralık, yani "bekleme odası", modern insanın tanımlanma ve etiketlenme baskısına karşı sessizliğini ve otonomisini koruyabildiği son kale olarak değer taşıyor.

Tunceli Müzesi Avrupa müzeleriyle yarışacak: DASA Ödülleri'ne aday gösterildi
Tunceli Müzesi Avrupa müzeleriyle yarışacak: DASA Ödülleri'ne aday gösterildi
İçeriği Görüntüle

Aşk olgusu farklı disiplinlerle işleniyor

Dosyanın son halkasını ise Cihan Oğuz’un “Kaç Asırlık Mesafe: Aşk” başlıklı yazısı oluşturuyor. Oğuz, aşk kavramının yapay zekâ teknolojilerinden pozitivist bilime, antropolojik verilerden toplumsal normlara kadar hiçbir rasyonel ve sınırlandırıcı çerçeveye sığmayan, doğası gereği isyankâr ve tanım dışı yapısını ele alıyor.

İnsan yaşının ilerlemesiyle azalan nörokimyasallara ve evlilik müessesesinin getirdiği kurumsal barikatlara rağmen, aşk duygusunun yıkıcı etkisini ve enerjisini hiçbir dönemde kaybetmediğini savunan Oğuz, makalesinde Kernberg’in agresif enerji kuramı ve Freud’un yüceltme (sublimation) kavramı üzerinden aşk ve mesafe arasındaki diyalektik bağı sorguluyor. Cihan Oğuz, şair Murathan Mungan’ın dizeleriyle zenginleştirdiği metninde aşkı, insanı son nefesine kadar bir gölge gibi takip eden, kaçınılmaz ve tüm dengeleri altüst edici anayasal bir unsur olarak konumlandırıyor.

Varlık dergisinin "Mesafe Endişesi"ni tüm yönleriyle inceleyen Temmuz 2026 sayısına ve abonelik detaylarına varlikonline.com adresi üzerinden erişilebiliyor

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar