Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın Hollanda’da bir panelde yaptığı “yastık altı altın” açıklaması, Türkiye’de bireysel tasarruf alışkanlıklarını yeniden gündeme taşıdı. Karahan’ın “yaklaşık 500 milyar dolar değerinde altının evlerde tutulduğunu” ve bunun “enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını” söylemesinin ardından gözler kuyumculuk sektörüne çevrildi.

Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Davut Kum, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 24 Saat’e konuşan Kum, vatandaşın altına yönelmesinin artık geleneksel bir alışkanlıktan çok, ekonomiye duyulan güvensizlikten kaynaklandığını söyledi. Kum, “Eskiden insanlar kötü günler için altın biriktirirdi, şimdi ise geleceğe dair belirsizlikler nedeniyle altın alıyorlar. Bu durum alışkanlık değil, tamamen güven meselesi haline geldi” dedi.

"Bankaların alım-satım politikaları güveni zedeliyor"

TCMB Başkanı Karahan’ın yastık altı altın miktarına ilişkin verdiği “yaklaşık 500 milyar dolar” rakamının gerçekçi olduğunu belirten Kum, şu ifadeleri kullandı:

“Amaç bu altınların ekonomiye kazandırılması. Fakat vatandaş buna sıcak bakmıyor çünkü bankaların alım-satım politikaları güveni zedeliyor. Bankalar altını düşük fiyattan alıp yüksekten satıyor. Ayrıca piyasada fiziki altın neredeyse kalmadı, çoğu işlem sadece kağıt üzerinde yapılıyor.”

"Güven ve istikrar şart"

Öte yandan, geçmişte yastık altındaki altını sisteme dahil etmek için çeşitli projeler yürütüldüğünü hatırlatan Kum, bu uygulamalarla sınırlı başarılar elde edildiğini söyledi. Kum’a göre, vatandaşın sisteme güvenmemesi bu çabaların önündeki en büyük engel:

“Kuyumcuların da dahil olacağı yeni bir 'yastık altı altını ekonomiye kazandırma' sistemi kurulacaksa, kimsenin ‘nereden buldun’ diye sorgulanmaması gerekir. İnsanlar paralarının ya da altınlarının bir gün ellerinden alınacağından korkuyor. Güven sağlanırsa vatandaş altınını getirir, ama istikrar olmazsa kimse elindekini vermez.”

SGK'da devlet katkısı dönemi sona eriyor: Ekonomist Prof. Dr. Yılmaz'dan emekli aylıkları uyarısı
SGK'da devlet katkısı dönemi sona eriyor: Ekonomist Prof. Dr. Yılmaz'dan emekli aylıkları uyarısı
İçeriği Görüntüle

"Altın bizim kültürümüzde bir sigorta gibi"

Kum, “altın fiyatlarındaki artışın vatandaşın harcamalarını artırdığı” yönündeki iddialara da yanıt verdi. Piyasada altın bozdurup tüketim yapılan bir eğilim olmadığını vurgulayan Kum, “Kimse altınını bozdurup gidip mont ya da ayakkabı almıyor. Altın bizim kültürümüzde bir sigorta gibi. Vatandaş o parayı harcamak için değil, elinde tutmak için biriktiriyor” dedi.

Ayrıca, genç kuşakların tasarruf eğiliminin azaldığına da dikkat çeken Kum, “Gençler artık para biriktirmiyor çünkü ‘nasıl olsa param eriyecek’ diye düşünüyor. Bu da ekonomik istikrarsızlığın bir sonucu” ifadelerini kullandı.

"İnsanlar bankadaki altın hesaplarına güvenmiyor"

Vatandaşın büyük çoğunluğunun fiziki altını dijital altın hesaplarına tercih ettiğini belirten Kum, son dönemde 10 gramlık ‘Ajda bileziklerin' çok popüler olduğunu vurguladı. Türkiye genelinde en az 100 ton Ajda bilezik satıldığını tahmin ettiklerini kaydeden Kum, "İnsanlar bankadaki altın hesaplarına güvenmiyor, çünkü bir gün o hesapların iptal edileceği endişesi var. Bu yüzden herkes elinde tutabildiği altını tercih ediyor” diye konuştu.

Son dönemde satışların alımlardan biraz daha fazla olduğunu dile getiren Kum, "Vatandaş maaşını alınca altın alıyor ama kısa süre sonra ihtiyaç için bozduruyor. Yani altın artık kısa vadeli bir döngüye girdi" dedi.

Öte yandan, gümüşe artan ilgiyi de “küçük yatırımcıyı yönlendirme çabası” olarak yorumlayan Kum, "Sonuçta altın Türk toplumu için vazgeçilmez. Yastık altında da olsa, cebinde de olsa altından kolay kolay vazgeçilmez" ifadelerini kullandı.

Karahan’ın “yastık altı altınların ekonomiye kazandırılması enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırır” sözlerini değerlendiren Kum, bu görüşe katıldığını ancak uygulamada güven eksikliğinin önemli bir sorun olduğunu vurguladı:

“Doğru bir modelle bu altınlar ekonomiye kazandırılabilirse, gerçekten ciddi bir katkı sağlar. Ama bunun için önce istikrar ve güven ortamı şart. Vatandaş geçmişte 12 ay vadeyle bankaya para yatırabiliyordu, şimdi aynı güven yok. İstikrar olmadan bu süreç başarıya ulaşmaz.”

Muhabir: Esin Özdemir