Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) 2016–2026 yılları arasındaki resmi yerleştirme verileri, Türkiye’de yükseköğretim sisteminin ve fırsat eşitliğinin son 10 yılda geçirdiği dönüşümü gözler önüne seriyor. Veriler; vakıf üniversitelerinde doluluk oranının düştüğünü gösterirken, devlet liseleri ile özel kolejler arasındaki akademik uçurumu ve üniversite mezunlarının dinmeyen "yeniden sınav" arayışını gösteriyor.

Yükseköğretim kontenjanları, 2016'da 852 bin seviyesindeyken 2023 yılında baraj uygulamasının kaldırılması ve artan taleple birlikte 923 bin 411 ile tarihi zirvesini gördü. Ancak plansız büyüyen bölümler, ikinci öğretimlerin kademeli kapatılması ve istihdam odaklı kısıtlamalar sonucunda toplam kontenjan 2026 itibarıyla 676 bin 999’a geriledi. Yükseköğretim sistemi son üç yılda yaklaşık yüzde 26,6’lık net bir kontenjan daralması yaşadı.

  • 2016: 852.396 Kontenjan | 792.249 Yerleşen | 60.147 Boş

  • 2021: 858.116 Kontenjan | 688.727 Yerleşen | 169.399 Boş

  • 2023: 923.411 Kontenjan | 898.024 Yerleşen | 25.387 Boş

  • 2026: 676.999 Kontenjan | 631.966 Yerleşen | 45.033 Boş

Vakıf ve KKTC üniversiteleri boş kontenjan yüzde 40’a dayandı

Vakıf üniversitelerinde 2022 ve 2023 yıllarında yaşanan doluluk patlaması (boş kontenjan sırasıyla 4.106 ve 12.205'e kadar inmişti), artan eğitim ücretleri, enflasyonist baskı ve barınma maliyetleri nedeniyle tersine döndü.

2025 yılında vakıf üniversitelerindeki boş kontenjan sayısı 44 bin 412 ile rekor kırdı; 2026'da ise 35 bin 706 boş kontenjan kaydedildi.

2016'da 18 bin 266 kontenjanın 11.960'ını dolduran KKTC üniversiteleri, 2026'da 18 bin 013 kontenjanın 6 bin 458'ine denk gelen yüzde 35,8’i dolduramadı. 4 yıllık lisans programlarında boşluk oranı yüzde 40'a dayandı.

Buna karşın ekonomik kriz devlet üniversitelerine ve özellikle 2 yıllık ön lisans programlarına ilgiyi zirveye taşıdı. Devlet üniversiteleri ön lisans doluluk oranı 2024'te yüzde 100 olurken, 2026'da 216 bin 328 kontenjandan sadece 37'si boş kaldı. Uzmanlar ön lisansa olan ilginin artmasındaki arka planı eğitim süresinin kısalığıyle meslek yaşamına bir an önce atılabilme olanağı olduğunu değerlendiriyor.

Liselerde özel ve devlet makası açılıyor

10 yıllık okul türü verileri, eğitimde fırsat eşitliğinin aleyhte bozulduğunu ve sınıfsal makasın açıldığını gösteriyor. 2016'da genel liselerin Anadolu lisesine dönüştürülmesinin ilk dönemlerinde, Anadolu lisesi mezunlarının lisans programlarına yerleşme oranı yüzde 41,4 seviyesindeydi, 291 bin adaydan 120 bin lisans bölümlerine yerleşti. Sayıları hızla artırılan Anadolu liselerinde bu başarı 2026 itibarıyla yüzde 18,4’e geriledi, yani 928 bin adaydan 171 bin lisans bölümlerine yerleşebildi.

Yabancı dilde eğitim veren özel liseler (kolejler), 2026'da sınava giren her 3 adayından birini doğrudan lisans programına yerleştirdi. Yüzde 32,4’e karşılık gelen bu orana göre 168 bin adaydan 54 bin 694 lisans bölümlerinde eğitim görmeye hak kazandı.

Meslek liseleri üniversiteden koptu

Devlet okulları, özel okullarla akademik yarışta sadece merkezi LGS puanıyla en üst dilimden öğrenci alan fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri ile tutunabildi. Fen liselerinde lisans yerleştirme oranı ise yüzde 42,3 olurken sosyal bilimler liselerinde yüzde 45,2 olarak yansıdı.

2016'da sınavsız geçiş hakkıyla yükseköğretime 300 bini aşkın öğrenci gönderen meslek liseleri, sınavsız geçişin kaldırılması ve AYT barikatı nedeniyle 4 yıllık lisans yarışından tamamen çekildi; Ticaret, Endüstri, Sağlık gibi köklü meslek liselerinden lisansa yerleşen öğrenci sayısı her okul türü için yılda bin kişinin altına indi.

Dershaneden dönüşme temel lise balonu söndü

Dershanelerin dönüşümüyle ortaya çıkan standart "Özel Liseler" (Temel Liseler), 2019'da 164 bin başvuru ve 43 bin lisans yerleşimiyle zirve yapmıştı. Dönüşüm takviminin tamamlanması ve ekonomik koşullar nedeniyle bu kategori 2026'da 10 bin adaya ve 934 lisans yerleşimine kadar gerileyerek fiilen kapandı. Özel öğretim pazarı tamamen yüksek bütçeli yabancı dilli kolejler ve özel fen liselerine kaydı.

Sınava başvuruda mezun yığılması son 10 yılda arttı

Öğrenim durumu verileri, üniversiteye girişin artık lise son sınıf öğrencileri arasındaki bir yarış olmaktan çıktığını kanıtlıyor. 2016'da üniversiteye yerleşenlerin çoğunluğu lise son sınıf öğrencisiyken, 2026'da tablo tersine döndü: Yerleşenlerin 378 bini mezuna kalanlardan, yalnızca 218 bini son sınıf öğrencilerinden oluştu. 2016’da ise sınava girenlerin 467 bin son sınıf, 299 bin mezun olarak yansıdı.

Halihazırda bir üniversite bitirmiş veya okurken yeniden sınava girenlerin sayısı her yıl 400 bin ile 550 bin arasında seyrediyor. 2026'da üniversite mezunu ya da kayıtlı olduğu halde yeniden sınava girip yerleşenlerin sayısı 113 bini aştı. Bu durum, üniversite mezuniyetinin istihdam sağlamadığına ve gençlerin memnuniyetsizlik sarmalında sürekli diploma arayışında olduğuna işaret ediyor.

İlk tercihe yerleşme oranı düştü

ÖSYM'nin tercih sırası istatistikleri, gençlerin istedikleri ilk sıralardaki bölümlere yerleşme şansının giderek azaldığını ortaya koyuyor. 2021 yılında adayların yüzde 27,52'si ilk tercihlerine yerleşirken, bu oran 2023'te yüzde 24,88'e, 2026'da ise yüzde 19,36'ya kadar geriledi. Yüksek puan yığılmaları ve daralan kontenjanlar, adayları açıkta kalmamak adına listenin alt sıralarındaki "garanti" tercihlere yönelmek zorunda bıraktı.

Yükseköğretim verilerinde dikkat çeken göstergelerden biri, üniversiteye girme hakkını elde eden yüz binlerce adayın tercih aşamasında sistemden çekilmesi oldu.

2016 yılında tercih yapma hakkı olan adayların yüzde 30’una denk gelen 587 bin kişi tercih bildiriminde bulunmazken, baraj puanı uygulamasının kaldırıldığı 2022 yılında bu oran kısa süreliğine yüzde 26,6’ya geriledi. Ancak büyükşehirlerde derinleşen barınma krizi, fırlayan vakıf üniversitesi ücretleri ve mezun istihdamındaki daralma, gençleri yeniden tercihten uzaklaştırdı.

2026’da adayların yarıya yakını tercih yapmadı

2024 yılında tercih yapmayanların sayısı 1 milyon 85 binle tarihi rekor kırarken, 2026 yerleştirme sonuçlarında puanı hesaplanan 2 milyon 187 bin adayın tam 908 bin 308’i yüzde 41,5’i tercih formunu boş bıraktı.

Tercih yapmama eğilimi özellikle lise son sınıf düzeyinde alarm verici boyutlara ulaştı. 2026'da puanı hesaplanan 766 bin lise son sınıf öğrencisinin yüzde 54,3’ününe denk gelen 416 bin öğrenci daha ilk yılında tercih yapmaktan vazgeçerek mezuna kalmayı seçti. Anadolu Liselerinde tercih yapmayanların oranı yüzde 44,5, Devlet fen liselerinde ise yüzde 43,4 olarak kayıtlara geçti. Bu tablo; barajların kalkmasının tek başına eğitime erişimi sağlamadığını, gençlerin ya hedefledikleri nitelikli bölümler gelmediği için ya da şehir dışındaki eğitim masraflarını karşılayamayacakları gerekçesiyle üniversite kapısından gönüllü olarak geri döndüğünü gösteriyor.

Financial Times Türkiye’deki gençlik şiddetini mercek altına aldı: Ekonomik güvensizlik, çeteleşme ve gelecek kaygısı
Financial Times Türkiye’deki gençlik şiddetini mercek altına aldı: Ekonomik güvensizlik, çeteleşme ve gelecek kaygısı
İçeriği Görüntüle

Her yıl yaklaşık 65 bin aday eğitimini yarıda bırakıp sınava tekrar giriyor

Üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırdıktan sonra çeşitli gerekçelerle kaydını sildirerek yeniden sınava giren ve yerleşen gençlerin sayısı son 10 yılda kayda değer bir artış sergiledi. 2016’da sınava başvuran 46 bin 906 kayıt sildirmiş adayın 19 bin 668’i yeniden yerleşti. 2020’de başvuran 49 bin 584 adayın 20 bin 560’ı yeniden yerleşti. 2022’te puanı hesaplanan 67 bin 320 adayın 21 bin 660’ı sisteme geri döndü. 2024’te başvuran kayıt sildirmiş aday sayısı 65 bini aşarken, yerleşen sayısı 29 bin 604 ile 10 yılın zirvesine ulaştı. 2026’da puanı hesaplanan 56 bin 879 kayıt sildirmiş adayın 19 bin 989’u yeniden bir yükseköğretim programına yerleşti. Özellikle 2022–2024 periyodunda fırlayan büyükşehir kiraları, yurt yetersizlikleri ve hayat pahalılığı nedeniyle şehir dışındaki üniversitelerinden kaydını sildirip memleketine dönen ya da açıköğretime geçiş yapan aday sayısında artış yaşandı. Her yıl ortalama 50 ila 65 bin genç, başladığı üniversite veya bölümün istihdam sağlamayacağını görerek eğitimini yarıda bırakıyor ve sınava tekrar giriyor. Kaydını sildirip yeniden yerleşenlerin yerleşim profili incelendiğinde; 2026'da yerleşen 19 bin 989 adayın yalnızca 4 bin 079’u örgün lisansa geçebilirken, 7 bin 314’ü örgün ön lisansa, 8 bin 596’sı ise Açıköğretim Fakültelerine kayıt yaptırdı. Bu dağılım, üniversiteyi terk eden gençlerin örgün 4 yıllık eğitim yerine daha kısa süreli ya da uzaktan modellerle iş gücüne katılmaya çalıştığını somutlaştırıyor.

"İlk 3 tercih" eridi: Adaylar hayallerine değil, listenin altına yerleşti

ÖSYM'nin tercih sırası dağılım istatistikleri, üniversite adaylarının yerleşme eğilimlerinde "hedef odaklılıktan" "puanın yettiği yere sığınma" refleksine geçildiğini somut verilerle ortaya koyuyor. Bir adayın en çok istediği ve listenin en başına yazdığı ilk 3 tercihe yerleşme oranlarının kümülatif toplamı, son yıllarda dramatik bir düşüş kaydetti 2021 yılında üniversiteye yerleşen her iki adaydan biri (yüzde 52,02) ilk 3 tercihinden birine girerken, 2026 yılında bu oran yüzde 40,24'e kadar geriledi. İlk 3 tercihe yerleşme payında yaklaşık 12 puanlık net bir kayıp yaşandı. 2021'de adayların yüzde 27,52'si en çok istediği 1. tercihine yerleşebilirken, bu oran 2025'te yüzde 20,49'a, 2026'da ise yüzde 19,36 ile yüzde 20 barajının altına indi.Kontenjanlardaki daralma, barajsız sistemdeki aşırı puan yığılması ve ikinci öğretimlerin kapatılması; adayları 24 tercihlik listenin 10. sırasından sonrasına kadar inen "güvenli/garanti" alternatiflere yerleşmeye zorladı. 2026'da yerleşenlerin yaklaşık yüzde 60'ı, ilk 3 hedefinin dışındaki alt sıra tercihlerine kayıt hakkı kazandı.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar