Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”nin ikinci bölümünde dijital çağın yaygın sorunları arasında yer alan bel ve omurga hastalıkları ele alındı. Programa konuk olan Beyin, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Attar, bel fıtığına ilişkin doğru bilinen yanlışları anlatırken özellikle “hemen ameliyat” yaklaşımına karşı önemli değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Ayhan Attar: “Bel fıtığında ameliyat ilk seçenek değil”

Programda bel fıtığı tedavisinde önceliğin ameliyatsız yöntemler olduğunun altı çizildi. Prof. Dr. Ayhan Attar, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle hastaların büyük bölümünde başarılı sonuçlar alınabildiğini vurguladı.

Attar, ameliyat kararının aceleyle verilmemesi gerektiğini şu sözlerle ifade etti:

“Her bel ağrısı bel fıtığı anlamına gelmez. Ameliyat kararı görüntüye göre değil, hastaya göre verilir. Öncelikle ameliyatsız yöntemlerle hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefleriz. Ameliyat en son seçenektir ve gerçekten gerekiyorsa yapılır.”

Ekran Resmi 2026 02 20 11.43.41

“Her bel ağrısı fıtık anlamına gelmez”

Prof. Dr. Ayhan Attar bel fıtığında önceliğin ameliyatsız tedaviler olduğunu ifade ederek öncelikle İlaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile hastaların takip edilmesinin tercih edildiğini anlattı.

Attar, ameliyat karar sürecini şu sözlerle özetledi:

“Her bel ağrısı bel fıtığı anlamına gelmez. Ameliyat kararı görüntüye göre değil, hastaya göre verilir. Öncelikle ameliyatsız yöntemlerle hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefleriz. Ameliyat en son seçenektir ve gerçekten gerekiyorsa yapılır.”

Genetik yatkınlık ve bilinçsiz spor riski artırıyor

Genetik faktörler, hızlı kilo alımı, kas zayıflığı ve bilinçsiz yapılan ağır sporların genç yaşta dahi omurga sorunlarına zemin hazırlayabildiği belirtildi. Özellikle kas güçlendirici egzersizlerin uzman kontrolünde yapılması gerektiği, bedeni aşırı zorlayan hareketlerin fayda yerine zarar verebileceği ifade edildi.

Ekran Resmi 2026 02 20 11.43.20

“Ameliyattan çıkar çıkmaz yürüdü’ paylaşımlarına itibar etmeyin!”

Programda sosyal medyada sıkça yer alan “ameliyattan çıkar çıkmaz yürüdü” içeriklerine karşı da net bir uyarı yapıldı. Bel fıtığı ameliyatının ciddi bir cerrahi işlem olduğu ve sürecin hafife alınmaması gerektiği vurgulandı.

Prof. Dr. Ayhan Attar bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Biz mümkün olduğunca ameliyattan çıkınca böyle koşarak yürümesini istemeyiz, bir görmek isteriz, ayaklarını hareket ettirsin, ne olduğunu bir anlayalım, yarası ile ilgili bir sıkıntısı var mı yok mu onu bir görmek isteriz. Çünkü kim yaparsa yapsın dünyanın en ünlü cerrahına milyarlarca dolar para verseniz bile aynı işlem yapılıyor. Ameliyattan kalktı koşturdu gibi şeyler doğru değil bu bir sünnet ameliyatı değil ki! Sünnet bile bir cerrahi işlemdir kendine göre riskleri vardır. Genellikle mikrocerrahi ile yapılan işlemlerde ister endoskopik ister mikroskobik ameliyatlar olsun 4-6 saat içinde hasta ayağa kalkar. Yani anestezinin etkisi geçtikten sonra (bu ister spinal anestezi olsun belden veya genel anestezi olsun çok fark etmiyor) hastamızın 4 saat kadar yatmasını, istirahat etmesini isteriz. Bazı hastalar hastanede geceyi geçirmek istemez, o zaman bu istirahat süresi sonrası taburcu olabilirler.”

“Önemli olan doğru hasta seçimi ve uygun endikasyon”

Programda Prof. Dr. Attar, endoskopik ve mikrocerrahi tekniklerle yapılan bel fıtığı ameliyatlarında küçük kesiklerle müdahale edilebildiği ve iyileşme sürecinin daha konforlu olabildiğini belirtti. Ancak içeride yapılan işlemin temelde benzer olduğunu ifade eden Attar, asıl önemli olanın doğru hasta seçimi ve uygun endikasyon olduğu ifade edildi.

Ekran Resmi 2026 02 20 11.42.25-1

“Fıtığın tekrarlama riski yüzde 2 ila 10 arasında değişiyor”

Endoskopik ve mikrocerrahi tekniklerle yapılan bel fıtığı ameliyatlarını karşılaştıran Attar, uzun vadede endoskopun sonuçlarının bilinmediğini ancak kısa vadede birbirine benzediklerini ifade ederek “İki işlemde de nüksetme olasılığı var” diye konuştu.

Prof. Dr. Attar, ayrıca bel fıtığı ameliyatlarından sonra fıtığın tekrarlama riskinin yüzde 2 ila 10 arasında değişebildiği ve bu riskin yıllar sonra dahi ortaya çıkabileceğinin altını çizdi. Attar, bu nedenle hastaların ameliyat sonrası dönemde ağır yük kaldırmaktan kaçınmaları ve omurga sağlığını koruyacak bir yaşam tarzı benimsemeleri gerektiği vurgulandı.

Attar, “içeride parça unutuldu” söylemlerine açıklık getirdi

Prof. Dr. Attar, bel fıtığı ameliyatları sonrası kamuoyunda sıkça dile getirilen “içeride parça unutuldu” söylemlerine da açıklık getirdi.

Attar, kullanılan teknikten ya da cerrahın yaptığı işlemden bağımsız olarak bu tür söylemlerle karşılaşabildiklerini belirterek şunları kaydetti:

“Kullanılan teknikten veya cerrahın yaptığı işlemden bağımsız, halk arasında ‘içerde parça unutulmuş’ gibi söylemlerle karşılaşıyoruz. Doğru olduğu da olabilir, çünkü parça birden fazla ve farklı noktalarda olabiliyor. Çalıştığımız alan da çok ufak olduğu için alt tarafa endoskopi veya mikroskopi yönlendirdiğimizde yukarda, kenarda veya köşede de kalabilir. İçerde parça kalma ihtimali var ancak bu çok düşük bir ihtimal.”

Muhabir: Nur Yıldız