Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Aslan, günümüz insanının en büyük zihinsel sorunlarından birinin aşırı düşünme alışkanlığı olduğunu söyledi. Aslan, sürekli düşünmenin çoğu zaman çözüm üretmediğini, aksine anksiyete, tükenmişlik ve depresyonu tetikleyebildiğini vurguladı.

Whatsapp Image 2026 03 20 At 22.02.22 (2)

Zihinlerimiz sürekli sorun çözme modunda

Programda modern yaşamın insan zihni üzerindeki etkilerini değerlendiren Prof. Dr. Selçuk Aslan, zihnin doğası gereği karşılaştığı sorunları düşünerek çözmeye çalıştığını belirtti. Ancak günümüz yaşamında pek çok sorunun yalnızca düşünerek çözülemeyeceğine dikkat çeken Aslan, sürekli düşünmenin zihni yoran bir alışkanlığa dönüşebildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Aslan, bu durumu şu sözlerle anlattı:

“Zihin sorunla karşılaştığında çözmek için düşünmeye başlar. Ancak hayatın içindeki birçok sorun yalnızca düşünerek çözülebilecek türden değildir. Sürekli düşünmek çoğu zaman çözüm üretmez, sadece zihni yorar.”

Sorunları düşünmek için zaman belirleyin

Aşırı düşünmenin önüne geçebilmek için bireylerin düşünme süreçlerini daha bilinçli yönetmesi gerektiğini söyleyen Aslan, özellikle anksiyetesi olan kişiler için dikkat çekici bir yöntem önerdi.

Buna göre bireylerin gün boyunca aynı konuları tekrar tekrar düşünmek yerine, çözülemeyen sorunlar için belirli bir zaman dilimi ayırmaları zihinsel yükü azaltabiliyor. Haftada bir gün veya belirli bir saat boyunca sorunları değerlendirmek, zihnin sürekli aynı konulara takılı kalmasını önleyebiliyor.

Whatsapp Image 2026 03 20 At 22.02.23

Aşırı düşünmek yerine konuşmak ve yazmak daha etkili

Prof. Dr. Selçuk Aslan, aşırı düşünmenin çoğu zaman soyut ve belirsiz bir süreç olduğunu belirterek sorunların dile getirilmesinin ve yazıya dökülmesinin farkındalığı artırdığını söyledi.

“Düşünmek çok belirsiz bir süreçtir. Bir konuyu konuştuğunuzda o düşünce somutlaşır. Eğer konuştuğunuz şeyi yazıya da dökerseniz farkındalık daha da artar.” diyen Aslan, zihinsel karmaşanın bu şekilde daha kolay yönetilebileceğini ifade etti.

Aşırı öz eleştiri tükenmişliğe yol açabiliyor

Programda bireylerin kendilerine yönelik sert eleştirilerinin ruh sağlığı üzerindeki etkisine de değinildi. Prof. Dr. Aslan, sürekli kendini eleştiren bireylerde anksiyete, tükenmişlik ve depresyon riskinin arttığını söyledi.

Aile içinde sürekli eleştirilen çocukların yetişkinlik döneminde de kendilerini ağır biçimde eleştiren bir zihinsel yapıya sahip olabildiğini belirten Aslan, bu durumun kişinin psikolojik dayanıklılığını zayıflatabildiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 03 20 At 22.02.22

Eğitimde utandırma yöntemi çocukları yaralayabiliyor

Prof. Dr. Aslan, eğitim ortamlarında zaman zaman kullanılan utandırma ve sert eleştiri yöntemlerinin çocukların ruhsal gelişiminde kalıcı izler bırakabileceğine dikkat çekti.

Başarı odaklı ve rekabetçi bir eğitim anlayışının gençlerde anksiyete ve depresyonu artırabildiğini belirten Aslan, eğiticilerin çocuk ve ergenlere yaklaşımının yetişkinlik dönemindeki psikolojik yapıyı da etkileyebileceğini söyledi.

Kendine şefkat ruh sağlığını güçlendiriyor

Programda bireylerin kendilerine karşı daha anlayışlı ve şefkatli yaklaşmalarının önemine de değinen Prof. Dr. Aslan, bunun ilk adımının farkındalık olduğunu vurguladı.

Kişinin kendisini sert biçimde eleştirmek yerine durup nefes alarak sakinleşmesinin daha sağduyulu kararlar alınmasını sağlayabileceğini belirten Aslan, kendine şefkatli yaklaşabilen bireylerin çevreleriyle de daha sağlıklı ilişkiler kurabildiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 03 20 At 22.02.22 (3)

Öz şefkati yüksek bireyler ailelerine ve çevrelerine daha anlayışla yaklaşıyor

Prof. Dr. Selçuk Aslan farkındalık geliştiren, kendine şefkatle yaklaşabilen ve zihinsel süreçlerini daha bilinçli yönetebilen bireylerin hem kendi iç dünyalarında hem de aile ve sosyal ilişkilerinde daha dengeli bir yaşam kurabildiklerini ifade etti.

Muhabir: Nur Yıldız