Aradan geçen 63 yıldan sonra, “Kıbrıs Sorunu” yerine asıl sorulacak soru “Kıbrıs’ta sorun var mı?” olmalıdır. 1914 yılında Osmanlı’dan Kıbrıs’a alan İngiltere; Dikelya ve Agratur üslerini tam egemenliğinde bırakarak, bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’ni 1960’da tanımış ve bu tarihten itibaren İngiltere’nin Kıbrıs sorunu kalmamıştır.
Ancak, bu çözüm ve anayasadan mutlu olmayan Rumlar faaliyetlerine devam etmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios 30 Kasım 1963’de, anayasanın değişmez maddelerini, Başkan Yardımcısının (Dr. Fazıl KÜÇÜK) veto hakkının kaldırılması, Temsilciler Meclisinde ayrı ayrı çoğunluklarla karar alınması yerine kararların basit çoğunlukla alınması ve ayrı belediyelerin ortadan kaldırılması gibi maddeleri değiştirmek istemiştir. Türkiye bu değişiklikleri kabul etmeyeceğini bildirmesi üzerine, Makarios 30 Kasım 1963 tarihinde sadece Rum milletvekillerinin oyları ile Anayasası’nı değiştirmiş ve Kıbrıslı Türkleri azınlık statüsüne düşürmüştür. 
Makarios ’un liderliğinde oluşturulan Akritas Planı'nı Kıbrıslı Türklere silah kullanılarak anayasa değişikliklerinin kabul ettirilmesidir. Bu kapsamda, Rumlar 21 Aralık 1963’te Türklere karşı katliama başlatmışlardır. 24 Aralık 1963 tarihinde Kanlı Noel olarak adlandırılan saldırılar sonunda 364 Kıbrıs Türkü şehit edilmiştir. Kanlı Noel’de Kıbrıs Türk Alayında görevli Tbp. Bnb. Nihat İlhan’ın 23 Aralık 1963 gecesi Lefkoşa Hastanesi’nde hamile bir Rum kadının ameliyatı ile meşgulken (http://www.haberhurriyeti.com/doktor-binbasi-nihat-ilhan-45112.html) evinin banyo küvetinde eşi Mürüvet İlhan ve çocukları Murat, Kutsi ve Hakan katledilmiştir. Baskının yapıldığı ev şimdi Barbarlık Müzesi olarak korunmaktadır.
E R G U N-1Toplam 103 Türk köyüne saldırılar yapılmıştır. Bu köylerdeki Türkler 23 Aralık gününden itibaren kuzeydeki daha büyük Türk köylerine göç etmiştir. "Kanlı Noel" adıyla tasvir edilen çatışmalar; 27 Aralık 1963 tarihinde imzalanan ateşkes ve 30 Aralık 1963 tarihinde imzalanan Yeşil Hat Anlaşması’yla sonuçlanmıştır.
Ancak, Makarios’un Kuruluş Antlaşmalarına ve Anayasasına uygun olmayan yaptığı hukuksuz değişiklikleri göz ardı eden, BM Güvenlik Konseyi 04 Mart 1964 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümetini, adanın yetkili hükümeti olarak, de facto tanımıştır. 04 Mart 1964 tarihinde Kıbrıslı Rumlar için de sorun çözülmüştür.
Görülmektedir ki ABD ve diğer Batılı Ülkeler, Kıbrıslı Türklerine uygulanan insanlık dramına rağmen, stratejik önemi haiz Kıbrıs’ı Türklerle paylaşmak istememektedir. 1967’den itibaren devam eden Rum katliamları sonrası, 15 Temmuz 1974 tarihinde, Yunanistan adayı kendisine bağlamak amacıyla, EOKA-B örgütünün lideri Nikos Sampson ve Kıbrıs Yunan Alayına Makarios’a karşı darbe yaptırarak Ada’da yönetimi ele geçirmiş ve kendisi için Kıbrıs sorununun bittiğini zannetmiştir.
E R G U N1-1Ancak Türkiye 20 Temmuz 1974 tarihinde başlattığı Kıbrıs Harekâtıyla Kıbrıs’ta Barışı sağlamış ve Ada’da çözüm başta Türkler olmak üzere tüm taraflar için bitmiştir. 
Dünyada BM Barış Gücünün (BMBG) bulunduğu tüm çatışma alanları kan gölü içindeyken, 46 yıldır Ada’da çatışma yoktur. Adadaki bu barış ortamı, BMBG’nin değil, KTBK’nın başarısıdır. Mevcut durum her iki taraf halkı tarafından kabul edilmiştir. Yeni bir yönetim, yeni bir yapı ve hatta yeni bir evlilik dahi bazı riskler içerir. BM ve batılı devletler hariç, Rum ve Türk halkı bu riskleri almak istememektedir. Kıbrıs’ın Türk ve Rum vatandaşlarından 50 yaşından genç olanlar, Birleşik Kıbrıs’ın nasıl olduğunu dahi hatırlamamaktadır. Darbeleri, katliamları, göçleri yaşamamışlardır. 
Uluslararası camia, 49 yıllık huzur ve barış ortamını görmemezlikten gelemez ve mevcut barışı çöpe atamaz. Kıbrıs, barış ödüllerine aday olmaya hazır bir huzur adasıdır. Çözüm, hâlihazırdaki mevcut statüdür. Yunanlıların 1974 darbesine karşı sessiz kalan uluslararası camia, yanlışlarından vazgeçerek, modası geçmiş çözüm arayışlarına son vererek, KKTC’ni tanıyarak mevcut barış ve huzur ortamını tescil etmelidir.