Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Adıyaman'ın Merkez ilçesi Alitaşı Mahallesi'nde yıkılan ve 9 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 kişinin ise yaralandığı apartmana ilişkin dava, depremden 3 yıl sonra açıldı. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada hakkında zorla getirme kararı verilen sanık Abuzer Yapıcı'nın duruşmadan iki ay önce vefat ettiği ortaya çıktı. ANKA Haber Ajansı'ndan Mehmet Oflaz'ın haberine göre aileler mahkemenin ölümden haberdar olmamasına ve sürecin yavaş işlemesine tepki gösterirken, mahkeme heyeti yeni bir bilirkişi raporu alınmasına hükmederek duruşmayı 4 Şubat 2027 tarihine erteledi.
Dava 3 Yıl Sonra Açıldı, İlk Duruşmada Tutuklama Çıkmadı
Alitaşı Mahallesi'nde yerle bir olan apartmanın yapı sahibi Abuzer Yapıcı ile betonarme proje müellifi ve fenni mesulü Mahmut Nedim Karakaş hakkında "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamasıyla açılan davanın ilk celsesi 9 Eylül 2026 tarihinde yapıldı.
Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada ailelerin ve mağdur avukatlarının sanıkların tutuklanması yönündeki talepleri mahkeme heyeti tarafından kabul edilmedi. Heyet ret kararını, "olayın üzerinden geçen zaman, tutuklamanın tedbir mahiyetinde oluşu ve mevcut sonucun adli kontrol ile uygulanabileceği" gerekçelerine dayandırdı. Sanıklara yurt dışına çıkış yasağı ve karakola düzenli imza atma yükümlülüğü getirilirken, duruşmaya katılmayan sanık Abuzer Yapıcı hakkında zorla getirme kararı verilerek oturum 4 Kasım 2026'ya bırakıldı.
Zorla Getirme Kararı Verilen Sanık İki Ay Önce Ölmüş
Davanın 4 Kasım 2026'daki ikinci oturumunda adli skandal niteliğinde bir gelişme yaşandı. Mahkemenin önceki celsede hakkında zorla getirilme kararı çıkarttığı yapı sahibi sanık Abuzer Yapıcı'nın, ilk duruşmadan tam iki ay önce, 10 Temmuz 2026'da hayatını kaybettiği anlaşıldı.
Sanık Yapıcı'nın vefat ettiğinin resmileşmesi üzerine mahkeme heyeti hakkındaki dosyanın tefrik edilmesine (ayrılmasına) karar verdi. Dosyada yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına hükmeden heyet, bir sonraki duruşma gününü 4 Şubat 2027 olarak belirledi.
İlker Ümit Uyğul: "Bizi Deprem Değil, Sahtekarlık Öldürdü"
Enkaz altında annesini, kardeşini, teyzesini ve üç kuzenini kaybeden, kendisi ise yaralı olarak kurtarılan İlker Ümit Uyğul, adalet arayışını ve mahkeme salonunda yaşanan diyaloğu şu sözlerle anlattı:
"Deprem öldürmedi, bilinçsizlik öldürdü, sahtekarlık öldürdü. Bina eğer sağlam olmuş olsaydı, o bina yıkılmazdı."
Kamu görevlilerinin sorumluluğuna ve duruşmada mahkeme başkanıyla geçen konuşmaya dikkat çeken Uyğul, şöyle devam etti:
"Bunu bilmesi gereken kişi ben değilim, sizsiniz, dediğim zaman 'Evet, ben bilmiyorum' dedi. Sen yurt dışına kaçacağını duyuyorsun, neden öldüğünü duymuyorsun dedi."
Celal Gezer: "Bu Sistem Sürerse Sonraki Depremde Yine Canlarımızı Toplarız"
Adalet Peşinde Aileleri Platformu sözcülerinden Celal Gezer, ailelerin yıllardır mahkeme koridorlarında tükendiğini belirterek cezasızlık kültürünün gelecekteki afetleri davet ettiğini vurguladı:
"Kıymetli halkımız, biz depremzede aileleri olarak aslında bir yasımızı yaşama fırsatı bulamadan yaklaşık dört yıldır mahkeme koridorlarında hak mücadelesi veriyoruz. Elbette bu mücadele bize düşmemeliydi. Bu mücadelenin bize düşmesinin sebebi, bu konudaki yetkili ve sorumluların gerekli araştırmayı, gerekli incelemeyi, gerekli delilleri ve kararları vermemiş olmasından dolayıdır. Halbuki bu görev bizim değil elbette. Bu konuda bu ülkenin bir Adalet Bakanı var. Bu konuda bir Adalet Bakanlığı var. Bunların gereğini yapması gerekir. Yakınlarımızı kaybettik; geri gelmeyeceklerini biliyoruz. Ancak bir parça huzur duyabilmemiz için buna sebep olan gerek müteahhitlerin, gerek fen işleri sorumlularının, gerek proje sorumlularının, gerek belediye başkanlarının, o konudaki imzası bulunan herkesin mutlaka adil bir şekilde hesap vermesi gerekir. Bu adaletin sağlanmadığı senaryoda, Türkiye bir deprem bölgesi ve yaklaşık 5 ila 10 yıl içerisinde periyodik olarak büyük depremler olmakta. Bu depremlerde can kayıplarının olmaması için bugün, bu kayıpların ardından sorumlulardan gerekli hesabın sorulması lazım. Yani siz bugün bu sorumlulara hesap sormazsanız bu sistem, bu çark olduğu gibi devam edecek. Sonraki depremde yine biz enkazların başında canlarımızı toplayacağız. Bu ülkenin insanları artık betondan ölmesin istiyoruz."
Mehmet Erol Uyğul: "Her Şeyi Ben Takip Edeceksem O Koltukta Sen Niye Varsın?"
Aynı faciada 6 yakınını yitiren Mehmet Erol Uyğul ise yaşadığı ağır psikolojik yıkımı ve mahkemedeki ilgisizliği dile getirdi:
"Tutundum dersem yalan olur. Tutunamadım ama ayakta kaldım. Ne kadar kalabildim dersem... Sonuçta çok acı. İnsan onlarla birlikte ölmek istiyor. Ortanca kardeşim için ayakta kaldım. Onun o halini gördüğümde, bensiz yapamayacağı düşüncesine girdim. Beni kısa bir süreliğine de olsa ayakta tutan en büyük sebep buydu. 'Kardeşin var, bir yere gidemezsin. Onun için dayanmalısın' durumunu yaşadım. Keza babam için de aynı şekilde. Bir evlat kaybetmek kolay değil. Eş kaybetmek kolay değil. Onun yanında olmaya çalıştım. Yeri geldi babama baba oldum. Yeri geldi duygularımı içime gömdüm. Hep yaptığım şey buydu. Ben bir yas süreci yaşamadım. İzin verilmedi bana. Benim yaşımdan büyük şeyler bana yüklendi. Ben de aile fertlerimi güvende tutabilmek için ayağa kalkmak zorunda kaldım."
İlk duruşmanın felaketten 3,5 yıl sonra yapılmasına ve sanığın ölümünün dahi UYAP ya da mahkeme kayıtlarınca fark edilmemesine isyan eden Uyğul, duruşmadaki tavrı şu sözlerle eleştirdi:
"Mahkemenin yavaşlığı hakkındaki görüşlerimizi dile getirdik. Hatta işin komik tarafı, mahkemenin sanıklardan bir tanesinin öldüğünden haberi yoktu. Haberi bizden almış bulundular. Bu da akla şunu getiriyor: Yani bir şeyler yapılması için bunu yaşayanların siz mi olması lazım? Bir şeyler yapmanız için birileri sürekli sizi kontrol mü etmesi lazım? Ya da neden bir şeyler yapılmıyor? Yani çok yavaş, hiçbir ilgi alaka yok. Ben sana sığındıysam, adaleti senden beklediysem, bu adaleti senin yerine getirmeni umduysam, sanığın öldüğü haberini sana ben vermemeliyim. Dosyanın takibini yapmalısın. Ben sana bunu belirttiğimde bana bağırıyorsan, suçu bende arıyorsan, 'Ölen adamdan neden tutuklama talebi istiyorsun?' diyorsan bana, sanki onu yapması gereken benmişim gibi, sanki bunun takibini yapması gereken benmişim gibi... O zaman sen niye varsın? Sen niye o koltuktasın? Ben niye sana sığındım? Her şeyi ben yapacaksam sen niye varsın diye sorarlar. Yargılamaya güvenmek istiyorum ama bu konudaki çabalarım biraz boşa çıkarılıyor. Yeterli ilginin verilmediğini düşünüyorum. Bu acıyı sadece bizim çektiğimizi, kimsenin anlamadığını, bir empati yapıp da aradığımız adaleti bize vermeye çalıştıklarını ben düşünmüyorum."
Yargılamada tek taleplerinin hızlı, adil ve sorumluların tamamını kapsayan bir adalet olduğunu belirten aileler, 4 Şubat 2027'deki üçüncü celsede bilirkişi raporunun somut kusurları ortaya koymasını bekliyor.




