Piyasalarda artan maliyetler ve fiyat dalgalanmaları, üreticileri doğrudan fiyat artışının yanı sıra örtülü fiyat politikalarına yönlendiriyor. Son dönemde tüketici gündeminde sıkça yer alan "gizli zam" ve "malzemenin kalitesizleştirilmesi", raf fiyatı değişmese de tüketicinin alım gücünü doğrudan etkileyen yöntemler olarak öne çıkıyor.

İktisat literatüründe ambalaj küçültme yoluyla yapılan gizli zam; ürünün satış fiyatı sabit tutulurken ağırlık, hacim veya miktarının düşürülmesi olarak tanımlanıyor. Tüketicideki psikolojik fiyat eşiğini aşmamak amacıyla uygulanan bu yöntemde, ürün ambalajının dış görünümü neredeyse hiç değiştirilmiyor. Böylece raf fiyatında bir artış görmeyen tüketici, birim maliyet bazında daha az ürün satın alarak gizli bir fiyat artışıyla karşı karşıya kalıyor.

Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili Avukat İbrahim Güllü, son dönemde artış gösteren ambalaj küçültme uygulamaları, bu alandaki idari yaptırımlar ve tüketicilerin hukuki haklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gizli zamda psikolojik fiyat eşiği

Üreticilerin doğrudan fiyat artışına gitmeleri halinde tüketicinin bunu kısa sürede fark edebildiğini belirten Güllü, gramajın azaltılmasıyla fiyatın sabit tutulmasının ise ilk aşamada fiyat algısını koruduğunu vurguladı.

Son zamanlarda tüketicinin fiyat algısının yok olduğuna dikkat çeken Güllü, şunları kaydetti:

"Buna rağmen bilinçli tüketiciler, fiyat değişikliğini fark edebiliyor. Üreticiler doğrudan fiyat artışına gittiğinde tüketiciler bunu anında anlayabiliyor ve satın alma kararlarını değiştirebiliyor. Buna karşılık ürünün gramajını azaltıp fiyatını sabit tutmak, ilk bakışta fiyat algısının korunmasını sağlıyor. Bu uygulama ise "gizli zam" olarak adlandırılıyor.

Buradaki temel amaç, tüketicinin psikolojik fiyat eşiğini aşmamak. Örneğin 99 TL'ye satılan bir ürünün fiyatının 129 TL'ye yükselmesi tüketicinin dikkatini çekerken, aynı ürünün 1 kilogram yerine 850 gram olarak satılması çoğu zaman fark edilmiyor. Fiyat değişmemiş gibi görünse de tüketici aynı ücreti ödeyerek daha az ürün satın almış oluyor."

Güllü, yalnızca ürün gramajının azaltılmasının tek başına ayıplı mal kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtti. Ancak eski ambalajın kullanılmaya devam edilmesi, tüketiciyi yanıltabilecek ifadelere yer verilmesi veya gramaj değişikliğinin fark edilmeyecek şekilde gizlenmesi halinde "aldatıcı ticari uygulama" iddiasının gündeme gelebileceğini aktardı.

Bu tür durumlarda tüketicilerin Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurarak seçimlik haklarını kullanabileceğini ekleyen Güllü, ayrıca Ticaret Bakanlığı ile Reklam Kurulu'na ihbar ve şikâyette bulunulabileceğini ifade etti.

Haksız ticari uygulama cezaları ve idari yaptırımlar

Avukat Güllü, Reklam Kurulu tarafından uygulanan idari para cezalarının temel amacının ihlallerin önüne geçmek olduğunu söyledi.Tekrarlanan ihlallerde daha ağır yaptırımların uygulanmasının caydırıcılığı artırabileceğini vurgulayan Güllü, toplatma, satışın durdurulması ve kamuoyuna duyuru gibi uygulamaların tüketicilerin bilgilendirilmesi açısından önem taşıdığını kaydetti.

Gizli zam uygulamaları ile malzemenin kalitesizleştirilmesi yöntemlerinin haksız ticari uygulama kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Güllü, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Haksız ticari uygulamalar, tüketicilere sunulan bir ürünün adet, uzunluk, ağırlık, alan, hacim gibi ölçü birimlerinde değişiklik yapılmasına rağmen, bu değişiklik yapılmamış izlenimi oluşturan yanıltıcı ambalajlama uygulamaları şeklinde ortaya çıkıyor.

Haksız ticari uygulamalar bakımından ise aykırılığın ülke genelinde gerçekleşip gerçekleşmemesi ya da reklam yoluyla yapılıp yapılmamasına göre uygulanan idari para cezaları değişiyor. Buna göre, 2025 yılında 79 bin 161 TL ile 31 milyon 808 bin 530 TL arasında uygulanan idari para cezaları, 2026 yılında 99 bin 339 TL ile 39 milyon 916 bin 524 TL arasında uygulanabiliyor.

Görüldüğü üzere, haksız ticari uygulamalara yönelik idari para cezaları tutar olarak düşük değildir. Ancak buna rağmen, yaptırımların işletmenin büyüklüğü, faaliyet hacmi ve cirosu dikkate alınarak belirlenmesi daha etkili bir caydırıcılık sağlayabilir."

İbrahim Güllü

"Fransa'da uygulanan sarı etiket, kalite düşüşünü göstermiyor"

Öte yandan, Fransa'da uygulanan sarı uyarı etiketine ilişkin konuşan Güllü, söz konusu uygulamada "azalan gramajın tüketiciye bildirildiğini ancak ürün içeriğinde yapılan değişikliklerin gösterilmediğini" söyledi.

Menderes Belediye Başkanı Çiçek'in avukatından açıklama: "Müvekkilim henüz ifade bile vermedi"
Menderes Belediye Başkanı Çiçek'in avukatından açıklama: "Müvekkilim henüz ifade bile vermedi"
İçeriği Görüntüle

Güllü, ürün içeriğinin değiştirilmesi, daha düşük kaliteli hammaddenin kullanılması, protein oranının azaltılması veya yağ içeriğinin değiştirilmesi gibi malzemenin kalitesizleştirilmesi uygulamalarının bu sistemde yer almadığına dikkat çekti.

Türkiye'de gramaj, içerik ve reçete değişikliklerinin birlikte takip edilebildiği dijital bir sistem kurulmasının teknik açıdan mümkün olduğunu ekleyen Güllü, şu ifadeleri kullandı:

"Sarı etiket uygulaması, ürünün gramajındaki değişikliği gösteriyor ancak kalite düşüşü hakkında bilgi vermiyor.

Fransa'da kullanılan sarı uyarı etiketi, tüketicileri gramaj azalması konusunda bilgilendiriyor. Ancak ürün içeriğinin değiştirilmesi, daha düşük kaliteli hammadde kullanılması, protein oranının azaltılması veya kullanılan yağın değiştirilmesi gibi malzemenin kalitesizleştirilmesi (skimpflation) uygulamalarını göstermiyor.

Türkiye, gramaj değişikliği, içerik değişikliği ve reçete değişikliği bilgilerini birlikte sunan dijital bir sistem kurarak bu alanda Avrupa'nın önüne geçebilir. Türkiye, böyle bir sistemi hayata geçirebilecek teknik altyapıya ve nitelikli insan kaynağına sahiptir. Bu kapasite sayesinde söz konusu sistemin uygulanması rahatlıkla mümkün olabilir."

"Gramaj değişikliği yapıldığında tüketiciye zorunlu bir uyarı gösterilmeli"

Öte yandan, e-ticaretteki gizli zammın daha da tehlikeli olduğunu vurgulayan Güllü, sanal internet rafında gramaj bilgisinin görünmez hale geldiğini belirtti.

Güllü, sözlerine şöyle devam etti:

"Online marketlerde tüketiciler çoğu zaman yalnızca satın almak istedikleri ürünün fotoğrafını, fiyatını ve kampanya bilgisini görüyor. Gramaj bilgisi ise genellikle açıklama bölümünde küçük puntolarla veya dikkat çekmeyecek şekilde yer alıyor.

Bu nedenle, gramaj değişikliği yapıldığında tüketiciye zorunlu bir uyarı gösterilmeli. Ayrıca eski gramaj bilgisi ile son değişiklik tarihi de ekranda açık ve görünür şekilde yer almalı.

Gramaj değişikliğine ilişkin bu bilginin, tüketicide farkındalık oluşuncaya kadar belirli bir süre gösterilmesi önem taşıyor. Örneğin eski gramaj bilgisinin yaklaşık 6 ay boyunca ürün sayfasında yer alması, tüketicinin değişikliği daha kolay fark etmesini sağlayabilir."

"Dijital bir barkod sistemi kurulabilir"

Avrupa Birliği'nde uygulanan Dijital Ürün Pasaportu benzeri bir altyapının Türkiye'de de oluşturulabileceğini söyleyen Güllü, dijital bir barkod sisteminin kurulabileceğini ifade etti.

Avukat Güllü, şöyle konuştu:

"'Telefonunu okut, ürünün geçmişini gör' sloganıyla barkod tabanlı bir uygulama geliştirilebilir.

Bu sistem teknik olarak uygulanabilir. Barkod okutulduğunda, ürünün son bir yıldaki gramaj değişiklikleri, içerik değişiklikleri, fiyat geçmişi ve üretici tarafından yapılan açıklamalar tek bir ekranda görüntülenebilir.

Böyle bir sistem hem tüketicinin bilinçli karar vermesini destekler hem de şeffaf hareket eden üreticilerin korunmasına katkı sağlar."

"Enflasyonu TÜİK hesaplıyor, vatandaş ise kasada hissediyor"

Gramaj değişikliklerinin istatistiksel yöntemlerle enflasyon hesaplamalarına belirli ölçüde yansıtılabildiğini ifade eden Güllü, tüketicinin ise günlük alışverişte aynı bedelle daha az ürün aldığı için hayat pahalılığını doğrudan hissettiğini dile getirdi. Güllü, temel gıda ürünlerinde malzemenin kalitesizleştirilmesi uygulamalarının da hissedilen enflasyonu etkileyen unsurlar arasında yer aldığını söyledi.

"Enflasyonu TÜİK hesaplıyor, vatandaş ise kasada hissediyor" diyen Güllü, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde bazı firmalar, satışlarını korumak ve ürün fiyatının tüketici nezdinde yüksek olduğu algısını oluşturmamak amacıyla gramaj değişikliğine gidebiliyor.

İstatistiksel yöntemlerle gramaj değişiklikleri enflasyon hesaplamalarına belirli ölçüde yansıtılabiliyor. Ancak enflasyon sepetindeki ürünlerde yapılan değişiklikler, hesaplanan enflasyon oranlarını etkileyebiliyor. Buna karşın vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı gerçek, aynı parayla daha az ürün satın alabiliyor olması.

Bu nedenle tüketicinin hissettiği hayat pahalılığı, resmi enflasyon verilerinden daha yüksek algılanabiliyor. Zaman zaman TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarının gerçek hayatı tam olarak yansıtmadığı yönündeki eleştirilerin nedenlerinden biri de bu durum olabiliyor. Özellikle temel gıda ürünlerinde görülen malzemenin kalitesizleştirilmesi uygulamaları, tüketicinin hissettiği enflasyonu artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor."

Tüketicilere 'gizli zamma' karşı öneriler

Bununla birlikte, Güllü, tüketicilerin alışveriş sırasında yalnızca ürün fiyatına değil, birim fiyat bilgisine de dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

Tüketicilere yönelik öneriler ise şöyle sıralandı:

  • Gramajı mutlaka kontrol edin.
  • Kilogram ve litre fiyatlarını karşılaştırın.
  • Eski ambalaj ile yeni ambalajı kıyaslayın.
  • Kampanyalı ürünlerde miktarı kontrol edin.
  • Barkod ve etiket bilgilerini inceleyin.
  • Şüpheli durumları Ticaret Bakanlığı'na bildirin.
  • Alışveriş fişlerini saklayın.

Güllü, tüketicinin korunması için yalnızca fiyat değişikliklerinin değil, gramaj ve içerik değişikliklerinin de açık, anlaşılır ve kolay fark edilebilir şekilde duyurulmasının önem taşıdığını ifade etti. Ayrıca etkin denetim, şeffaf bilgilendirme ve dijital izlenebilirlik uygulamalarının hem tüketici güveni hem de adil rekabet açısından önem taşıdığını belirtti.

Muhabir: Esin Özdemir