Anadolu Basın Birliği tarafından Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Anadolu Basını Buluşması: Gazeteciliğin Geleceği" konulu etkinlik, Anadolu'dan gelen gazetecileri, siyasetçileri ve siyasi parti temsilcilerini bir araya getirdi. Panelde Anadolu basını ve genel olarak basının sorunları tartışıldı, çözüm önerileri sunuldu.

Sabah saatlerinde saygı duruşu ile başlayan etkinlikte, basın tarihine ilişkin kısa bir video gösterildi. Tek tek kurşun harflerin dizildiği rotatif baskıdan bugüne basının kısa bir tarihinin ardından yerel medya temsilcileri söz alarak, yaşadıkları sorunları anlattı.

Basın Birliği Başkanı Bora Zorlu

Anadolu Basın Birliği Başkanı Zor: Sansür kaldırıldı mı gerçekten?

Daha sonra kürsüye gelen Anadolu Basın Birliği Başkanı (ABB) Bora Zor, kutladıkları özel günlerden birinin basından sansürün kaldırılışının yıldönümü olan 24 Temmuz olduğunu belirterek, “Neyi kutluyoruz, gerçekten sansür kaldırıldı mı, kaldırılmış bir şey var mı?” diye sordu. Zor, 10 Ocak’ta gazetecilerin gerçekten fikir işçisi ünvanı almasının yıl dönümü olduğunun altını çizerken, gazetecilerin büyük çoğunluğunun kendi kadrolarında çalıştırılmadıklarını, ciddi mobinge uğradıklarını da dile getirdi.

“Anadolu Basını Çözüm Yolunda” adı ile bir buçuk yıldır Anadolu’yu gezdiklerini, yerel gazetecilerle bir araya geldiklerini, aldıkları görüş ve öneriler doğrultusunda rapor hazırladıklarını kaydeden Zor, dijitalleşme ile daha da ciddi sorunlar yaşandığını söyledi.

“Dezenformasyonu, objektif haber kanalları engeller”

Gazetelerin, gazetecilerin, TV kanallarının ciddi baskı, gözaltı, hapis ve yasaklamalarla karşı karşıya kaldıklarını aktaran Zor, muhalefet partilerinin de gazetecilerin yanında yer aldığını söyleyemeyecekleri eleştirisi yaptı. İletişim Başkanlığı, BİK ve RTÜK gibi yapılar ve “dezenformasyonla mücadele” söylemiyle, dezenformasyonu engellemek bir yana sektöre büyük zararlar verildiğini belirten Zor, “doğru ve objektif haber kanallarını artırmak dezenformasyonu engeller” diye konuştu.

Akın Gürlek'ten Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına ilişkin açıklama
Akın Gürlek'ten Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına ilişkin açıklama
İçeriği Görüntüle

Şubat 2023’ten itibaren dijital dünyaya geçişin hızlandığını, dijital platformların da BİK tarafından desteklendiğini, ancak gazeteciliğin genleri ile oynanan bir politika yürütüldüğünü söyledi. Gazeteciliğin rakamlara, dijitalde trafiğe odaklandığını, gazetecilikten uzaklaşıldığını ve habere gitmek yerine ofislerde trafikte akacak haber peşinde koşulduğunu dile getiren Zor, bırakın siyasi ve diğer haberlerin ilgi çekmesini, örneğin patates kızartması ne kadar çıtır olacak türünden haberlerin daha çok okunduğunu da aktardı.Basın Birliği Panel2

“Yakın tarihin tek kaynağı yerel basın”

Yerel basının çok önemli olduğunu ve yakın tarihteki tek kaynağın yerel basın olduğunu belirten Bora Zor, “Ne yazık ki yerel basın da yemek kitabı haline getirildi” dedi. Zor, siyasilere de “Bırakın gazeteciler görevlerini yapsın, objektif haberciliğini yapsın” diye seslendi.

Zor’un konuşmasının ardından siyasi parti temsilcileri söz alarak, yerel medyanın ve genel olarak basının sorunlarına dikkat çektiler.

Basın Birliği Panel5

Şentürk: Geçen seneden bu yana sorunlar katlandı

Moderatörlüğünü Gazeteci Elif Doğan Şentürk’ün yaptığı panelin konukları da gazeteciler Özlem Gürses, Zeynel Lüle, Zeynep Gürcanlı ve Gazeteci kökenli EMEP Milletvekili Sevda Karaca oldu.

Elif Doğan Şentürk konuşmalarda yerel basın sayısının 467’den 118’e indiğinin söylediğini, bu durumun çok vahim olduğunu ifade ederek, “Geçen seneden bugüne basında sorunlar eklenerek gelmiş, basında sorunlar katlandı” dedi.

Yerel basının önemli olduğunu, temsilci olduğu dönemde de önce yerele basına baktığını, oradan gelen haberlerin çok kıymetli olduğunu aktaran Şentürk, dördüncü güç olması gereken basındaki sistematik sorunların farkında olduklarını, gazetecilerin birilerinin değil, halkın sesi olduğunu ifade etti.

Gürses: Gazetecinin patronu kim, parayı kim veriyor?

İlk sözü alan Özlem Gürses ise “Gazetecinin patronu kim, parayı kim veriyor?” sorusunu yönelterek başladığı konuşmasında, haber yaparken de işin idrakinde olduklarını ve bu soruya yanıt aradıklarını söyledi.

Gazetecilik okullarının fazlalığından, işsizlikten ve gazeteciliğin sahada öğrenildiğinden söz eden Gürses, ancak bu iktidarın muhabirliği bitirdiğini söyledi. Bağımsız gazeteciliğe ve kayyım atanan TELE1’e vurgu yapan Gürses, “TELE1’i kim ayakta tuttu; izleyici” dedi. Belediye tarafından fonlanan gazeteci olamayacağını, Erdoğan’ı eleştirirken, karşısında aynı uygulamaya girişen muhalefeti, o dönem Kılıçdaroğlu’nu da eleştirdiğini belirten Gürses, YouTube kanalı deneyimlerini paylaştı. Kanalının iyi bir noktaya geldiğini ama artık bu işi gençlere bırakmak istediğini belirten Gürses, gençlerin ilgisizliğinden de yakındı.

İkinci soru olarak, “Gazetenin, haberin tüketicisi kim?” sorusunu yönelten Gürses, halkın haberlere ilgisiz olduğunu da ifade etti. Reyting rakamlarının da gerçeği yansıtmadığını, büyük çoğunluğun haberleri hiç izlemediğini, belki akıl sağlığını yitirmemek için bunu yaptığını da ifade eden Gürses, “Haberin temel motivasyonu bir hareket yaratmasıdır. Karar erkinin bu haberler doğrultusunda harekete geçmesidir. Ama bunların hiçbiri olmuyor, onun için de halkın hiçbir satırı okumaya mecali yok” diye konuştu.

Basın Birliği Panel4

Lüle: Darbe dönemlerinde bile olmayacak şekilde kanala çöktüler

Kayyım atanan TELE1’in eski Ankara Temsilcisi Zeynel Lüle de konuşmasına “TELE1’in suçu neydi?” sorusu ile başladı. Patronlu bir kanal olmadığını, vatandaşın desteği ile ayakta kaldığını, bağımsız yayınlar yaptığını bu açıdan da belki Türkiye’de bir ilk olduğunu belirten Lüle, RTÜK’ün verdiği cezalara da dikkat çekerek, “Rahatsız eden bir kanaldı, çünkü muhalefetin yanı sıra gerçekleri duymak isteyen iktidar yanlılarının da izlediği bir kanaldı. Darbe dönemlerinde bile olmayacak şekilde, silahlı adamlarıyla kanala gelip, canlı yayın sırasında el koydular. Bunun adı çökmedir. Mafya önce ayağına sıkar, uyarır sonra çöker. Bunlar uyarı bile yapmadan çöktüler” diye konuştu. Yüzlerce gazetecinin işsiz kaldığını, evlerine ekmek götüremediğini, genç arkadaşlarının daha yolun başında işsizlikle karşılaştıklarını da aktaran Lüle, işsiz kalmanın mesleğin kaderi haline getirildiğini söyledi.

“KRT’de bir anda patron değişti!”

Söze giren Elif Doğan Şentürk, KRT Ankara Temsilcisi olduğu dönemden örnek verdi. Bir anda önce patronun sonra yayın politikasının değiştiğini, 2-3 ay maaşların ödenmediğini ve ayrılmak zorunda kaldıklarını aktaran Şentürk, sonra da toplu işten çıkarma ile karşılaştıklarını ifade etti.

Zeynel Lüle de KRT’ye yapılan tasfiye sürecinin, “İstediğim şekilde hareket etmezseniz yok olacaksınız” demek olduğunu kaydetti.

YouTube üzerinden yayına başlayan TELE2’den de söz eden Lüle, “210 bini aşkın abonesi ile iyi yolda olduğunu ama bir TV kanalı tadı vermediğini” söyledi. “Ne olursa olsun bir TV kanalı kuracaklarını” belirten Lüle, “Bizi susturamazsın” diyeceklerini söyledi.

Gürcanlı: Katledilen bir basın ile karşı karşıyayız!

Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi Zeynep Gürcanlı da ekrandaki afişi göstererek, “Olay yeri, cinayet var” der gibi çok başarılı bir afiş yapılmasından dolayı ABB yöneticilerini tebrik ederek, “Gerçekten katledilen bir basın ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

Yerelde de genelde de medyanın sahiplik meselesinin önemli olduğunu, gelinen noktada gazetecilerin karın tokluğuna çalıştırıldığını, yoksulluk içinde olduklarını aktardı. Sadece muhalefette değil, iktidar medyasında da belli isimler dışında karın tokluğuna, 212 bile yaptırılmadan çalıştırılan gazetecilerin olduğuna dikkat çeken Gürcanlı, “Yasaklar, sansür yasası, yakında gelecek olan etki ajanlığı yasası ile gazetecilerin baskı altında tutulduklarını” söyledi.
Yolsuzluk ve medya sahipliğine de işaret eden Gürcanlı, medya sahipliğinin yolsuzluk, kara para aklamanın yolu haline getirildiğini söyledi. Gazeteciler basın kartı alamazken, dönercilerin bir dergi çıkartıp, İletişim Başkanlığı’ndan basın kartı alabildiği örneklere de işaret eden Gürcanlı, bu tarafta da oluşturulan yankı odalarına, muhalefete yönelik gerçek bir haber yaptıklarında da ilk tepkinin halktan gelmesini eleştirdi.

Basın Birliği Panel3

"Hak aramak suç oldu"

Gezi’den beri sokağa çıkmanın, hak aramanın suç haline getirildiğine işaret eden Gürcanlı, “mitingi bile hükümet yapıyor. Sabah akşam Gazze mitingleri ile ‘bir şey yapılacaksa onu da ben yaparım’ diyor”

Gazeteciler Cemiyeti’nin işsiz ve genç gazetecileri, yerel medyayı destekleme çalışmalarından da söz eden Gürcanlı, 10 Ocak’ı bir bayram olarak değil dayanışma günü olarak ele aldıklarının da altını çizdi.

Karaca’ya "Meclis’te neler oluyor?" sorusu

“Meclis’te genel oluyor?” sorusu ile sözü alan EMEP’li Sevda Karaca, milletvekili olmaktan çok gazeteci, bir meslektaşları olarak burada olduğunu ifade ederek, “Özellikle kadın gazetecilerin örgütlenmesinde, çok uzun yıllar bu salondaki meslektaşların da desteği ile önemli bir mücadele verdik. Bu noktaya gelmek hiç kolay olmadı” dedi.

Elbette iktidarın, Meclis’in, sorun yaşayanların, o konuda meslek erbaplarının ortaya koyduğu fikirlerin, dertlerin dinlenip, “Biz yanlış yapmışız, yanlış düşünmüşüz, revize edelim” denilmediğini aktaran Karaca, bu eleştiriler ya da görüşler doğrultusunda yasaların değişmesini beklenenin safiyane olacağını söyledi. 2015’ten beri bir sistemin inşa edildiğini, dertleri dinleyince "Herkes haklı, herkes haksız” durumu oluştuğunu ama sorundan çok, çözümü ortaya koymak gerektiğini belirten Sevda Karaca, Tokat’taki Şık Makas işçilerinin 90 gündür verdiği mücadeleden ve hayvan hakları yasasından örnekler vererek, “Sadece basın meselesi değil, yaşam hakkı mücadelesi” dedi.

Basın Birliği Panel1

"Örgütlenmek, birlikte hareket etmek!"

Gazetecilerin hiç bu kadar güvencesiz, işsiz, aldığı ücretlerin yetersiz olduğu dönem olmadığının da altını çizen Karaca, basın emekçilerinin örgütlenmesinin, örgütlerinin birlikte hareket etmesinin önemine işaret etti.

Zeynep Gürcanlı da tekrar söz alarak Gazeteciler Cemiyeti’nin öncülüğünde oluşturulan Medya Dayanışma Grubu'na, daha önce yaptıkları iki konferansa ve üçüncüsünü de uluslararası düzeyde yapacaklarına dikkat çekti. Hiç bir araya gelemeyecek örgütleri bir araya getirdiklerini de belirten Gürcanlı, “El ele tutuşmak zorundayız” dedi.

Muhabir: Sultan Özer