Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi tarafından "Okullarda Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar" temasıyla hazırlanan kapsamlı rapor, sendikanın resmî internet sitesi ile 5 ayrı eğitim platformu üzerinden yürütülen anket çalışması sonucunda hazırlandı. Türkiye genelinde görev yapan 2 bin 296 öğretmenin katıldığı araştırma; akran zorbalığının yaygınlığı, siber şiddet, suça sürüklenen çocukların durumu, aile denetimi ve Millî Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) beklenen acil tedbirlere ışık tuttu.
Zorbalık en çok okul bahçesinde ve sınıfta yaşanıyor
Araştırma verilerine göre, öğretmenlerin yüzde 49,2’si akran zorbalığının görev yaptığı okulda "kısmen yaygın", yüzde 34,5’i ise "yaygın" olduğunu ifade etti. Zorbalığa doğrudan tanıklık ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 65,2, kısmen tanık olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 24,2 oldu. Böylece okullarda akran zorbalığına bir şekilde tanık olan eğitimcilerin oranı yüzde 89,4 gibi kritik bir seviyeye ulaştı.
Öğrencilerin yaşadıkları baskıyı gizleme eğiliminde olduğu saptanan araştırmada, katılımcıların yüzde 26,6’sı mağdur çocukların maruz kaldıkları zorbalığı öğretmenlerine, idareye ya da ailelerine anlatmadığını aktardı.
Zorbalık tespit edildiğinde öğretmenlerin yüzde 81,8'i tarafların rehberlik birimiyle görüşmesini sağladığını, yüzde 81,7'si mağdur öğrenciyle birebir konuştuğunu, yüzde 78'i zorbalık uygulayan öğrenciyi uyardığını, yüzde 65'i ise durumu ailelere ilettiğini belirtti. Rehberlik servislerinin müdahale kapasitesini değerlendiren katılımcıların yüzde 16’sı ise mevcut şartlarda yeterli bir müdahalenin yapılamadığını bildirdi.
Araştırma sonuçlarına göre akran zorbalığının en sık yaşandığı alan yüzde 37,2 ile okul bahçesi olurken, bunu yüzde 19,5 ile sınıf içi, yüzde 16 ile sosyal medya ve dijital platformlar, yüzde 14,7 ile okul dışındaki çevre takip etti.
Dört okuldan birinde "suça karışan çocuk" var
Raporda yer alan en çarpıcı verilerden biri suça sürüklenen çocuklara ilişkin oldu. Katılımcı öğretmenlerin yüzde 23,9’u görev yaptığı okulda daha önce adli suça karışmış öğrenci bulunduğunu açıkladı. Yüzde 44,6’sı okulunda suça karışan öğrenci olmadığını söylerken, yüzde 31,5’i bu konuda bilgisinin bulunmadığını kaydetti.
Okula devam eden suça karışmış çocuklara yönelik "Rehberlik birimi tarafından bireysel rehabilitasyon çalışması yürütülüyor mu?" sorusuna öğretmenlerin yüzde 54,3’ü "evet", yüzde 16,7’si "hayır" cevabını verdi; yüzde 28,8'lik kesim ise bu süreçten haberdar olmadığını belirtti.
Şiddeti tetikleyen unsurlar: Ebeveyn ilgisizliği, sosyal medya ve çeteleşme
Öğretmenlerin değerlendirmelerine göre çocukları şiddet ve suça sürükleyen unsurların başında aile içi denetimsizlik ile kontrolsüz dijital medya kullanımı yer aldı. Katılımcıların yüzde 85,9’u ebeveyn ilgisizliği ve yetersiz denetimi temel etken olarak görürken; bunu yüzde 82,6 ile sosyal medya içeriklerinin kışkırtıcı etkisi, yüzde 81,9 ile çeteleşme dinamikleri ve yüzde 81,1 ile madde kullanımı riski izledi. Ankette ayrıca şiddet içerikli dijital oyunlar yüzde 80,1, dışlanmışlık ve zayıf aidiyet hissi yüzde 77,8, akran baskısı ise yüzde 74,9 oranıyla çocukları suça ve saldırganlığa yönelten başlıca faktörler arasında sıralandı.
Katılımcıların yüzde 59,4’ü şiddet eğilimi gösteren öğrencilerin ailelerinin okulla yeterli iş birliği yapmadığını kaydederken, yüzde 56’sı suça karışan çocukların aile çevrelerinde suç geçmişi bulunan bireylerin yer aldığını belirtti.
Sözlü şiddet zirvede, alet taşıma vakaları dikkat çekiyor
Okul içi ve çevresindeki güvenlik riskleri incelendiğinde; öğretmenlerin yüzde 52,7’si sözlü şiddetle "sık sık", yüzde 35,9’u ise "ara sıra" karşılaştığını beyan etti. Akran zorbalığıyla sık sık karşılaşma oranı yüzde 39,7, fiziksel şiddetle sık sık karşılaşma oranı ise yüzde 17,1 oldu.
Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımıyla düzenli (ara sıra veya sık sık) karşılaştığını bildirenlerin toplam oranı yüzde 9 seviyesinde kalırken; okula kesici veya delici alet getirilmesi vakalarıyla "nadiren" karşılaştığını belirtenlerin oranı yüzde 37,8, daha düzenli karşılaştığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 13,1 olarak rapora yansıdı.
Öte yandan, öğretmenlerin yüzde 71,3’ü genel iklim açısından öğrencilerin kendilerini okulda güvende hissettiğini, yüzde 87,1’i ise olumlu ve sosyal bir okul atmosferinin şiddeti belirgin biçimde düşürdüğünü aktardı.
"Siber zorbalık gerçek dünyadaki çatışmaları körüklüyor"
Katılımcıların yüzde 63,5’i siber zorbalığın öğrenciler arasında kritik bir sorun haline geldiğine işaret etti. Öğretmenlerin yüzde 77,7’si sosyal medyanın öğrenciler arasındaki kavga ve çatışmaları tırmandırdığını, yüzde 69,8’i ise sanal zorbalık ile okul içindeki akran şiddeti arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu vurguladı.
Velilerin çocuklarının internet ve sosyal medya kullanımını yeterince denetlediğine inanan öğretmenlerin oranının yalnızca yüzde 20 düzeyinde kalması, tehlikenin boyutunu ortaya koydu.
Bakanlıktan beklenenler: Caydırıcı yaptırımlar ve her 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen
Öğretmenlerin yüzde 91,3’ü risk grubunda bulunan öğrencilere kesintisiz profesyonel psikolojik destek verilmesini, yüzde 90,5’i ise akran zorbalığını önleme eğitimlerinin müfredatta artırılmasını istedi. Mevcut rehberlik personeli sayısını yeterli bulan öğretmenlerin oranı yalnızca yüzde 25'te kaldı.
Suça karışan çocuklara yönelik cezalara ilişkin açık uçlu yanıtlarda, öğretmenlerin yüzde 42,3’ü caydırıcı, ağır ve tavizsiz yaptırımları savunurken; eğitici ve rehabilite edici yaklaşımları önceleyenlerin oranı yüzde 22,4 oldu. MEB'den beklenen öncelikli adımlarda ise yüzde 41,3 ile okul güvenliği, profesyonel güvenlik görevlisi istihdamı ve giriş aramaları ilk sıraya yerleşti. Bunu yüzde 40,2 ile disiplin yönetmeliğinin sertleştirilmesi ve sınıf tekrarı yaptırımı takip etti.
Talip Geylan: "Öğrenciyi aile, okul ve dijital çevreyle birlikte ele almalıyız"
Araştırma bulgularını değerlendiren Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, okul şiddetinin tek bir nedene indirgenemeyecek çok boyutlu bir kriz olduğunu ifade etti:
"Öğrencinin davranışını içinde bulunduğu aile, okul, akran grubu ve dijital çevreyle bir bütün halinde değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Akran zorbalığının en çok okul bahçesinde yaşanması, teneffüs saatlerinde öğretmen ve personel görünürlüğünün artırılmasını, giriş-çıkışların sıkı denetlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Rehberlik servislerimizin kadro ve altyapı eksiklikleri ivedilikle giderilmelidir. Okullarımızda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen/psikolojik danışman düşecek şekilde norm kadro planlaması yapılmalıdır. Aile eğitimleri sadece dönem başlarında değil, yıl boyunca periyodik olarak sürdürülmeli; disiplin mevzuatı caydırıcılığı sağlayacak şekilde revize edilmelidir."
Geylan, hazırladıkları kapsamlı raporu Millî Eğitim Bakanlığı ve ilgili kamu otoritelerine ileterek güvenli okul ortamlarının tesisi için takipçi olacaklarını sözlerine ekledi.


