Arabuluculuk, klasik yargılama süreçlerine alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak öne çıkarken, taraflara daha hızlı, esnek ve ekonomik bir çözüm imkânı sunuyor.
Uzayan dava süreçlerinin oluşturduğu zaman kaybı ve maliyet yükü, arabuluculuk uygulamalarına yönelimi artırırken, tarafların çoğu zaman kendi iradeleriyle uzlaşma sağlayabildiği bir yapı dikkat çekiyor. Bu yönüyle arabuluculuk, yalnızca hukuki bir süreç değil, uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözüme kavuşmasını sağlayan etkili bir yöntem olarak değerlendiriliyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Avukat Buğra Karadağ ise arabuluculuk sürecinin işleyişi, tarafların sürece yaklaşımı ve profesyonel destek ihtiyacına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
“Kimi zaman da mevzuat gereği arabuluculuğa uygun olmaz “
Arabuluculuğun hukuk terminolojisindeki en net karşılığının alternatif bir uyuşmazlık çözüm yolu olduğunu belirten Avukat Buğra Karadağ, şu ifadeleri kullandı:
“Bu yöntemin klasik mahkeme yargısına bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Ancak bu yolların her zaman birbirinin yerine geçmez. Mahkemeler yoluyla çözülebilecek bazı uyuşmazlıkların kimi zaman yapısal sebeplerle, kimi zaman da mevzuat gereği arabuluculuğa uygun olmaz. Bunun yanında, dava yoluna gidildiğinde davayı kazanan taraf bile süreç, sonuç ya da maliyetler açısından tatmin olmaz.”
“Kararı verecek hâkimin yetkileri mevzuatla sınırlıdır”
Arabuluculuğun ise bazı durumlarda yalnızca davacı adayını değil, her iki tarafı da memnun edebilecek sonuçlar doğurabildiğini dile getiren Karadağ, bunun en önemli nedeninin arabuluculuğun iradîlik esasına dayanması olduğunu söyledi. Dava süreçlerinde kontrolün çoğu zaman tarafların elinde olmadığını ifade eden Karadağ, “Kararı verecek hâkimin yetkileri ve verebileceği kararların kapsamı mevzuatla sınırlıdır” dedi.
“Taraflar, anlaşmamayı özgür iradeleriyle belirleyebilirler”
Arabuluculukta da mevzuatın çizdiği sınırlar içinde hareket edildiğini belirten Avukat Karadağ, buna rağmen tarafların anlaşmayı, anlaşmanın detaylarını ve hatta anlaşmamayı özgür iradeleriyle belirleyebildiğini söyledi. Buğra Karadağ, arabuluculuğun, gerekli yasal şartlar sağlandığında mahkeme kararıyla eşdeğer bir belgeyle sonuçlanabildiğini ve bu sayede zaman ile yüksek yargılama maliyetlerinden tasarruf sağladığını ifade etti. Bazı durumlarda ise tarafların çözmemeyi tercih edebileceğini de ekledi.
“Zorla güzellik olmaz”
Bu çerçevede arabulucunun rolüne de değinen Karadağ, sürecin gönüllülük esasına dayandığını belirterek, “Zorla güzellik olmaz” dedi. Arabulucunun taraflara anlaşmanın hukuki sonuçlarını aktardığını ve müzakerelerde tıkanan noktalarda, tarafların kontrolünü ortadan kaldırmadan çözüm önerileri sunabildiğini söyledi.
Son olarak arabulucunun niteliklerine dikkat çeken Karadağ, bu görevi üstlenen kişinin mevzuata göre en az 5 yıl mesleki tecrübeye sahip bir hukukçu olması gerektiğini vurguladı.
“Zorunlu arabuluculuk” ifadesini doğru bulmadığını belirten Karadağ, bu konuda doğru tabirin “dava şartı arabuluculuk” olduğunu söyledi. Gündelik dilde “zorunlu” kelimesinin sıkça kullanıldığını ifade eden Karadağ, bu ifadenin sürece yabancı kişilerde yanlış bir algı oluşturabileceğini dile getirdi.
“Arabuluculuk, bazı davalar açısından bir ön şart”
Mevzuatta da bu nedenle “dava şartı arabuluculuk” ifadesinin tercih edildiğini belirten Karadağ sözlerine şöyle devam etti:
“Tarafların dava açma motivasyonunun ön planda olmadığı durumlar için ise mevzuatta “ihtiyarî arabuluculuk” kavramının kullanıldığını görmekteyiz. Arabuluculuk, bazı davalar açısından bir ön şart. Bu şart yerine getirilmeden açılan davaların eksik olacağından, davanın esasına girilmeden usulden reddedileceğine karar verilmesi icap ediliyor.”
Her geçen gün kapsamı genişleyen dava şartı arabuluculuk uygulamasına da değinen Karadağ, “Bu kapsamın tek tek sayılmasından ziyade genel bir çerçeveyle anlaşılması daha doğru. Buna göre, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği ve kamu düzenini doğrudan ilgilendirmeyen uyuşmazlıklar, bu kapsamda yer alıyor” ifadelerini kullandı.

“En belirleyici unsur yürürlükteki mevzuattır”
Bu noktada belirleyici unsurun yürürlükteki mevzuat olduğunu vurgulayan Buğra Karadağ, örnek olarak bazı dava türlerini sıraladı. Karadağ, işçi ile işveren arasında ortaya çıkan işe iade, işçilik alacakları ve iş sözleşmesinden kaynaklanan diğer alacak davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunu belirtti.
Bunun yanı sıra para alacağına ilişkin ticari davalar ile itirazın iptali davalarının da bu kapsama girdiğini ifade eden Karadağ, tüketici hakem heyetlerinin görev alanı dışında kalan sigortacılık, bankacılık ve çeşitli tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların da arabuluculuk şartına tabi olduğunu söyledi.
“Kira bedelinin tespiti gibi konular da dava şartı arabuluculuk kapsamında yer alıyor”
Kira uyuşmazlıklarına da değinen Karadağ, “Ortaklığın giderilmesi davaları ile bazı istisnalar dışında, tahliye ve kira bedelinin tespiti gibi konular da dava şartı arabuluculuk kapsamında yer alıyor” dedi.
Arabuluculuğun uygulandığı uyuşmazlık türlerinin daha geniş bir alanı kapsadığını belirten Buğra Karadağ, vatandaşların gündelik hayatta en sık karşılaştığı uyuşmazlıkların ise çoğunlukla işçi-işveren ilişkilerinden kaynaklandığını söyledi.
“İşçi konumundaki taraf çoğu zaman daha dezavantajlı”
Ticarî uyuşmazlıklarda tarafların genellikle tacir olduğunu ve bu nedenle hem hukukî hem de teknik konularda daha fazla destek ve danışma imkânına sahip olduklarını ifade eden Karadağ, işçi-işveren uyuşmazlıklarında ise işçi konumundaki tarafın çoğu zaman daha dezavantajlı olabildiğini dile getirdi.
Karadağ, işverenin gerçek ya da tüzel kişi olması durumunda, özellikle kurumsal imkânlara sahip işverenlerin hukuk müşavirliği veya avukat desteği sayesinde müzakerelerde daha avantajlı bir konumda olabildiğini belirtti.
Benzer bir dengenin tüketici uyuşmazlıklarında da görüldüğünü ifade eden Karadağ, tüketici ile satıcı veya hizmet sağlayıcı arasındaki ilişkide de tüketicinin zaman zaman daha zayıf konumda kalabildiğini söyledi.
“Tarafların arabuluculuk sürecine hakim olmaları önemli bir avantaj”
Ticarî uyuşmazlıklarda ise durumun farklı olduğunu vurgulayan Karadağ, her iki tarafın da genellikle avukatla temsil edildiğini ve teknik bilgiye erişimlerinin yüksek olduğunu belirtti. Bu sayede arabuluculuk sürecinde anlaşmanın ya da anlaşamamanın doğuracağı hukukî ve malî sonuçların daha iyi analiz edilebildiğini ifade etti.
Bu durumun müzakerelerin daha verimli ilerlemesini sağladığını kaydeden Karadağ, “Tarafların arabuluculuk sürecine ve olası dava sonuçlarına hâkim olmaları önemli bir avantaj yaratıyor” dedi.
“Taraflar, ek talepleri de birlikte müzakere ederek çözebiliyorlar”
Karadağ, sözlerine şu ifadeleri ekledi:
“Arabuluculuk, dava süreçlerinden farklı olarak taleple bağlılık ilkesine tabi olmadığından, taraflar yalnızca mevcut uyuşmazlığı değil, ileride doğabilecek ihtilafları ya da ek talepleri de birlikte müzakere ederek çözme imkânı bulabiliyorlar.”
Arabuluculuk sürecinde tarafların hak kaybı yaşamaması için en önemli tedbirin avukat desteği almak olduğunu belirten Avukat Buğra Karadağ, şu ifadeleri kullandı:
“Tarafların süreci bilinçli şekilde yürütmesi gerekiyor”
“Bu görüş yalnızca kişisel bir değerlendirme değil hem doktrinde hem de uygulamada birçok hukukçu tarafından dile getiriliyor. Sözleşme kurulması veya feshi gibi hukukî sonuç doğuran işlemlerde olduğu gibi arabuluculuk sürecinde de profesyonel destek alınmalı. Tarafların süreci bilinçli şekilde yürütmesi gerekiyor. Arabuluculuk başvurularında tarafların çoğu zaman tüm detaylara hâkim olmadan sürece dahil olduğunu gözlemlemekteyiz.
“Herkes hukuki konuları aynı düzeyde anlayamıyor”
Arabulucunun bilgilendirme yükümlülüğü bulunsa da herkes hukuki konuları aynı düzeyde anlayamıyor. Mesela, bir doktor en basit tıbbî müdahaleyi anlatabilir. Kişi bunu anlamış da olabilir; ancak bu, o işlemi kendi başına doğru şekilde uygulayabileceği anlamına gelmez. Böyle bir bilgiye sahip kişi, kan tahlili yaptırmak istediğinde bu kanı kendisi almayı bilse de yine de hastaneye ya da başka bir sağlık birimine gitmeyi tercih eder. Demeye çalıştığım şey; Avukatlık mesleği, teorik bilgiyle sınırlı değil aynı zamanda meslek icrasına dayalı ve uygulama bilgisi gerektirdiğidir.”
Karadağ, arabuluculuğa konu uyuşmazlıkta deneyimli ve sürece hâkim bir avukatın tarafı temsil etmesinin, hem sürecin daha iyi anlaşılmasını sağladığını hem de daha doğru kararlar alınmasına katkı sunduğunu belirtti.
Bu değerlendirmenin yalnızca teorik olmadığını da vurgulayan Karadağ, hem taraf vekilliği hem de arabuluculuk görevlerinde edindiği tecrübelerin bu durumu açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
“Arabuluculuk sürecinde baskı oluşması ciddi sorunlara yol açıyor”
Arabuluculuk sürecinde baskı oluşması halinde bunun ciddi sonuçlar doğuracağını belirten Avukat Karadağ, bu durumun cezaî, hukukî ve disiplin açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Baskının niteliğine ve bu yolla elde edilen menfaate göre, fail açısından Türk Ceza Kanunu kapsamında tehdit, yağma gibi çeşitli suçların gündeme gelebileceğini ifade eden Karadağ, ayrıca ortaya çıkan zararlar bakımından tazmin sorumluluğunun da doğabileceğini dile getirdi.
“Baskı altında imzalanan tutanaklar mahkeme kararıyla iptal ediliyor”
Sürece dahil olan arabulucu ve avukatların da sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Karadağ, görevlerinin niteliği gereği bu kişilerin de cezaî, disiplinel ve hukukî sorumlulukla karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Karadağ, baskı altında imzalanan arabuluculuk tutanaklarının ise ilgili kişinin başvurusu üzerine mahkeme kararıyla iptal edilebileceğini aktardı.
Arabuluculukta bilgilendirme eksikliği gündemde
Arabuluculuk konusunda bilgilendirme faaliyetlerinin artırılması gerektiğini belirten Karadağ, özellikle adliyelerdeki arabuluculuk bürolarında broşür ve benzeri içeriklerin bulunduğunu ancak bunların yeterli olmadığını, vatandaşların bilmedikleri konulara karşı çekingen davrandığını ifade etti. Karadağ, “dava” ve “mahkeme” gibi kavramların sürece dahil olmasıyla bu tedirginliğin daha da arttığını dile getirdi.
Medya ve internet bilgilendirmede önemli rol oynuyor
İnternet ve geleneksel medya aracılığıyla arabuluculuğa ilişkin olumlu örneklerin paylaşılmasının farkındalığı artırdığını belirten Karadağ, bu tür içeriklerin vatandaşta en azından temel düzeyde bir aşinalık oluşturduğunu söyledi.
Karadağ, şöyle devam etti:
“Toplumda herkes arabuluculuk sürecine dair deneyim sahibi değil”
“Bununla birlikte, daha etkili bir bilgilendirme için sade bir dille hazırlanmış ve doğrudan bilgi vermeye odaklanan içerikler, günümüz teknolojisine uygun yöntemlerle vatandaşlara ulaştırılması gerekiyor. Toplumda herkes arabuluculuk sürecine dair deneyim sahibi değil bu nedenle sürece katılan kişilerin bilgi düzeyine göre bilgilendirilmesi, oldukça önemli.”
Kendi uygulamalarından örnek veren Karadağ, taraflara daha önce arabuluculuk sürecine katılıp katılmadıklarını sorduğunu ve buna göre bilgilendirme yaptığını söyledi. Bu sayede gereksiz bilgi tekrarının önüne geçildiğini ifade ederek, daha önce arabuluculuk deneyimi bulunan tarafların sürece daha çözüm odaklı yaklaştığını ve önerilere daha açık olduğunu gözlemlediğini dile getirdi.
“Taraflara, ön bilgilendirme yapılmalı”
Bilgilendirme süreçlerinin geliştirilmesine yönelik öneriler de sunan Buğra Karadağ, arabuluculuk başvurusu sonrasında ve arabulucu taraflarla iletişime geçmeden önce, cep telefonu ve diğer iletişim kanalları aracılığıyla daha kapsamlı bir ön bilgilendirme yapılmasının faydalı olacağını söyledi.
“Devlet destekli hukukî danışma birimleri oluşturulmalı”
Karadağ, arabuluculuk bürolarında devlet destekli ve barolar tarafından yürütülecek hukukî danışma birimlerinin oluşturulmasının, özellikle avukat desteği olmadan başvuru yapan vatandaşlar açısından süreci daha anlaşılır ve erişilebilir hale getireceğini ifade etti.
“İcra takiplerine dayalı itirazın iptali davalarında anlaşma oranında artış gözlemleniyor”
Arabuluculukta anlaşma oranlarına ilişkin net bir istatistik veremeyeceğini belirten Karadağ, tecrübeye dayalı gözlemlerine göre özellikle kira ve işçi-işveren uyuşmazlıklarında anlaşma oranının daha yüksek olduğunu söyledi. Bu tür uyuşmazlıkların çoğunlukla dava aşamasına geçmeden çözülebildiğini ifade eden Karadağ, “Son dönemde tarafların arabuluculuk konusundaki bilgi düzeyinin artmasıyla birlikte farklı alanlarda da anlaşma oranları yükseldi. Özellikle bankalar ve sigorta şirketlerinin taraf olduğu, icra takiplerine dayalı itirazın iptali davalarında da anlaşma oranında artış gözlemleniyor” diye konuştu.
“Mahkemelerin iş yükü azalıyor”
Arabuluculuğun en doğrudan etkilerinden birinin mahkemelerin iş yükünü azaltmak olduğunu vurgulayan Karadağ, “Bu durum, yargı sistemi açısından önemli bir kazanım” dedi. Sürecin avukatlar açısından da avantajlar sunduğunu belirten Karadağ, dava süreçlerinin doğası gereği belirsizlik içerdiğini, buna karşılık arabuluculukta tarafların kendi iradeleriyle ulaştıkları bir anlaşmanın daha öngörülebilir olduğunu dile getirdi.
“Avukatlara daha avantajlı sonuçlar sunuyor”
Karadağ, sözlerine şöyle devam etti:
“Müvekkilin isteği doğrultusunda ve daha kısa sürede sonuçlanan bir süreç, yıllarca sürebilecek davalara kıyasla daha tercih edilebilir. Arabuluculuk hem zaman hem de maliyet açısından taraflara olduğu kadar avukatlara da daha avantajlı sonuçlar sunuyor.”
“Tüketiciler ve işçiler arabuluculuk süreçlerinde daha fazla korunması gerekiyor”
Bazı durumlarda tarafları bilgilendirmenin tek başına yeterli ya da uygun olmayacağını, bu noktada özellikle daha dezavantajlı konumda bulunan taraflara dikkat çeken Karadağ, “Tüketiciler ve işçiler arabuluculuk süreçlerinde daha fazla korunması gerekiyor. Bu kesimlerin daha etkin temsil edilebilmesi için devlet ve baro destekli hukukî danışma hizmetlerinin yanı sıra, ceza yargılamasındaki uygulamalara benzer şekilde zorunlu avukatlık sisteminin de değerlendirilmesi lazım” ifadelerini kullandı.
“Bazı iyileştirmeler yapılmış olsa da bu yeterli değil”
Arabuluculuk sisteminin işleyişine ilişkin teknik konulara da değinen Avukat Karadağ, arabulucuların bilgiye erişimi konusunda bazı iyileştirmeler yapılmış olsa da bunun yeterli olmadığını belirtti. Özellikle taraflara ulaşma sürecinde daha hızlı ve etkili mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Karadağ, zaman kısıtının bulunduğu dava şartı arabuluculuk süreçlerinde bu tür adımların büyük önem taşıdığını ifade etti.





