Anayasa Mahkemesi (AYM), Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile emniyet teşkilatından ihraç edilen personelin açtığı bireysel başvurularda emniyet mahrem yapılanması dijital verilerine ilişkin emsal bir karara imza attı. Eski emniyet müdür yardımcısı Doğan Doğan’ın başvurusunu inceleyen AYM Genel Kurulu, hak ihlali iddialarını reddetti.
KHK ile 2016'da ihraç edilmişti
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan gerekçeli karara Antalya Aksu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde ilçe emniyet müdür yardımcısı olarak görev yapan Doğan Doğan, 31 Ekim 2016 tarihli 677 sayılı KHK ek listesinde yer alarak kamu görevinden çıkarıldı.
Başvurucunun OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı itiraz reddedildi. Komisyon; Doğan'ın örgüt aleyhindeki bir raporu işleme almadığına dair tanık beyanlarını, örgüt yöneticisi bir isimle mesajlaşma kayıtlarını ve Emniyet Genel Müdürlüğü arşivlerindeki kodlama bilgilerini gerekçe gösterdi.
İdari yargı süreçlerinden de netice alamayan Doğan, dosyayı bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Gizli tanığın verdiği bilgiler hukuka uygun sayıldı
AYM Genel Kurulu, gerekçeli kararında kamuoyunda "Garson" kod adıyla bilinen gizli tanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim ettiği dijital veri ve Excel dosyalarının analiz süreçlerine geniş yer ayırdı.
Emniyet personelinin örgüt tarafından örgütsel bağlılık düzeylerine göre "A4", "A5", "EA", "SC", "SAY", "SAYA" gibi çeşitli kategorilere ayrıldığını belirten mahkeme, bu kodlamaların uzun yıllara yayılan bir fişleme faaliyetinin ürünü olduğunu kaydetti. Danıştay kararlarına da atıfta bulunan AYM; "alan içi" kategorisindeki bu kodlamaların örgütle güçlü bağı gösteren veriler olduğunu, tek başına değil, dosyadaki diğer bilgi, belge ve tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kamu görevinden çıkarma işlemine ikna edici bir dayanak oluşturduğunu ifade etti.
"İhraç cezalandırma değil, koruyucu bir tedbir"
Yüksek Mahkeme, kamu görevinden ihraç edilme işleminin başvurucunun özel hayatına müdahale teşkil ettiğini kabul etmekle birlikte, bu müdahalenin anayasal düzeni koruma amacıyla ve olağanüstü hal koşullarında gerçekleştirildiğini vurguladı. Kararda, ihraç tedbirinin ceza hukuku anlamında bir cezalandırma amacı taşımadığı, devlet kurumlarının güvenliğini sağlamaya yönelik idari-koruyucu bir önlem niteliğinde olduğu belirtildi. Başvurucunun özel sektörde çalışmasını engelleyen mutlak bir yasak bulunmadığı hatırlatılarak, tedbirin "orantılı" olduğu sonucuna varıldı.
Masumiyet karinesinin ihlali iddiasına ret
Başvurucu Doğan Doğan’ın, hakkında kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti bulunmadan suçlu ilan edildiği ve bu durumun "masumiyet karinesini" ihlal ettiği yönündeki şikâyeti de AYM tarafından kabul görmedi.
Gerekçeli kararda, KHK ile yapılan ihraçların idare hukuku kapsamında bir tasarruf olduğu, idari yargı mercilerinin yargılama esnasında başvurucuyu suçlu ilan eden bir dil kullanmadığı, sadece idari "iltisak ve irtibat" ölçütünü incelediği vurgulandı. Bu gerekçeyle masumiyet karinesinin ihlali iddiası "açıkça dayanaktan yoksun" bulundu.
AYM Genel Kurulu, 2 Nisan 2026 tarihinde yaptığı oturumda, başvurucunun iddialarını yerinde görmeyerek oy birliğiyle ihlal olmadığı yönünde hüküm kurdu.



