Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Asil Çelik işyerinde, toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamadığı için grev kararı alındı, ancak dönemin Bakanlar Kurulu kararıyla grev, “milli güvenliği bozucu nitelikte” olduğu gerekçesiyle 60 gün süreyle ertelendi. Grev erteleme, pratikte grevin bir daha yapılmaması anlamına geliyor.
Grevi yasaklayan Bakanlar Kurulu kararı, 18 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girerken, Birleşik Metal – İş Danıştay’da dava açarak, grev erteleme için yürütmenin durdurulmasını talep etti. Danıştay ise davanın esası hakkında yaptığı incelemeyi iki buçuk yıl sonra olumsuz sonuçlandırarak, davayı reddetti. Sendika ise kararı temyize götürdü. Temyiz davası 2021 yılında, “grev yasağı usul ve kanuna uygun olduğu” gerekçesiyle onandı.
Sendika ise grev ertelemesine ilişkin taleplerinin reddedildiği bu kararı 30 Temmuz 2021 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. AYM ise davayı 9 yıl sonra, 25 Aralık 2025 tarihinde, sendika lehine kararla sonuçlandırdı, sendikaya 70 bin liralık tazminat verilmesine hükmetti.
AYM: “Hak ihlali var”
“Grev erteleme hak ihlalidir” diyen AYM kararında, “Ekonomik bazı sonuçları olacak bütün grevlerin millî güvenliği bozabileceği” sonucunu doğurabileceği ve “anayasal haklara demokratik toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz müdahalelere yol açabileceği” gerekçesini sundu. AYM kararında, “grev erteleme kararı sonrası toplu iş sözleşmesinin ilgili yasa maddesi uyarınca Yüksek Hakem Kurulu tarafından bağıtlandığı, bu şekilde işçilerin toplu pazarlık imkânını kaybettiği” de ifade edildi. AYM ayrıca, grev erteleme kararıyla “anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkının kullanılmasının fiilen anlamsız hâle geldiğini ve işçilerin grev yaparak daha avantajlı bir toplu sözleşme için işvereni zorlama fırsatını kullanamadıklarını” vurguladı. AYM, bu nedenle Anayasa’nın 51’inci maddesi ile güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğini tespit ederek, idarenin sendikaya manevi tazminat ödemesine karar verdi.
“9 yıl sonra gelen bu karar işçilerin hak kayıplarını ortadan kaldırmıyor!”
Birleşik Metal-İş’ten yapılan açıklamada ise 9 yıl sonra gelen bu kararın, benzer örneklerde olduğu gibi işçilerin uğradığı kayıpları ve sendikal hak ihlallerini ortadan kaldırmadığı vurgulandı. Açıklamada, “Öte yandan AYM’nin yasaklanan grevimize ilişkin kararı son derece açık, ibretlik ve hükümetin işçilere karşı nasıl bir suç işlediğinin kanıtıdır” görüşü dile getirildi.
“Grev erteleme 12 Eylül’ün ürünü!”
Grev ertelemesinin 12 Eylül darbe döneminin bir uygulaması olduğunun altı çizilen açıklamada şu görüş ifade edildi: “Grev ertelemesi, bir 12 Eylül uygulamasıdır. Başta AKP iktidarı olmak üzere son 46 yıldır iktidara gelen hiçbir hükümet bu uygulamaya dokunmamıştır. Grev uygulaması zorlaştırılmış; uygulamaya konan çok sayıda grev, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesinde Bakanlar Kurulu kararları, sonrasında Cumhurbaşkanı kararnameleriyle durdurulmuştur. Bu kararların keyfi olduğu AYM tarafından bir kez daha teyit edilmiştir.”
“AYM’nin bu yöndeki ikinci kararı”
Bu kararın, AYM’nin sendikaları lehine verdiği ikinci karar olduğunu hatırlatan Birleşik Metal-İş Sendikası, “2015 yılında MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi’nde yaklaşık 15 bin üyemiz için aldığımız grev uygulama kararı da Bakanlar Kurulu tarafından ertelenmiş, AYM buna yönelik başvurumuzu 2018 yılında karara bağlayarak hükümetin grev hakkını ihlal ettiğini ortaya koymuştur” değerlendirmesini yaptı.
“Hükümet suç işliyor!”
Birleşik Metal -İş açıklamasında, “Hükümet grevleri yasaklamaktan vazgeçmeyerek suç işlemeyi sürdürüyor” görüşü dile getirildi. Grev hakkının, işçilerin en temel, evrensel ve anayasal hakkı olduğu hatırlatılan açıklamada şunlar ifade edildi: “Bugüne kadar binlerce üyemizin yasal grevi yasaklandı. Biz de gerek uluslararası sözleşmeler gerekse Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanarak ve elbette üyemizin örgütlü gücüne yaslanarak yasaklara karşı fiili grev hakkımızı kullandık. Son olarak 2024 yılında MESS üyesi işletmelerde yasaklanan grev uygulamalarımızı yasağa rağmen sürdürdük ve tarihi sözleşmelere imza attık.
Bugüne dek sendikamız, grev yasaklamalarında Anayasa’dan doğan haklarını kullanmıştır ve benzer bir durum söz konusu olduğunda grev hakkını kullanmaya devam edecektir. İşverenler olası grev yasakları ile işçilerin özgür toplu pazarlık hakkına göz dikmemeli, en temel hak olan grev hakkına saygı duymalıdır.”

"Çok grev yasaklandı, hukuki mücadele sınırlı kaldı"
Öte yandan, Prof. Dr. Aziz Çelik de sosyal medyasından yaptığı paylaşımda, Türkiye'de çok sayıda grev erteleme (yasaklama) yaşandığını, ancak buna karşı hukuki mücadelenin çok sınırlı kaldığını” ifade etti. Bugüne kadar grev ertelemelerini AYM’ye sadece Kristal-İş ile Birleşik-Metal-İş’in taşıdığını dile getiren Çelik, her iki başvuruda da AYM’nin hak ihlali kararı verdiğini kaydetti. Çelik, “Böylece ülkenin en yüksek yargı organı hükümetin yıllardır devam eden keyfi işlemlerini hukuka aykırı buldu! AYM kararı bir kez daha ortaya koydu: Grev ertelemeleri keyfidir, hukuksuzdur! Keşke daha fazla başvuru yapılsa! Hak mücadelesinin önemli bir ayağı zor olsa da uzun zaman alsa da yargı mücadelesidir!” dedi.

Önceki dönem Çalışma Bakanlarından Ziya Halis’in “Kimse bana grev erteletemez” sözüne ilişkin bir gazete kupürü de paylaşan Çelik, “Böyle Çalışma Bakanları da vardı” hatırlatması yaptı. Çelik ayrıca AKP iktidarı dönemindeki grev ertelemelerine ilişkin istatistik de paylaştı.





