Yapay zeka teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişim, iş gücü piyasasında köklü değişimlere yol açıyor. Otomasyon sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bazı mesleklerde iş yapış biçimleri dönüşürken, farklı sektörlerde yeni çalışma alanları ortaya çıkıyor. Veri analitiği, yazılım geliştirme, içerik üretimi ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda yapay zeka destekli uygulamaların kullanımının artması, iş süreçlerinin yeniden şekillenmesini hızlandırıyor. Bu durum, şirketlerin dijitalleşme adımlarını da daha görünür hale getiriyor.

Dijital yetkinlik ve teknik bilgi gerektiren alanlara yönelim artırıyor

Üretimden hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede etkisini hissettiren yapay zeka sistemleri, tekrarlayan işlerin daha hızlı ve hatasız yürütülmesini sağlıyor. Bu gelişme, bazı mesleklerde insan gücüne olan ihtiyacı azaltırken, dijital yetkinlik ve teknik bilgi gerektiren alanlara yönelimi artırıyor. İşverenler ise bu dönüşüme uyum sağlanabilmesi için çalışanlara yönelik eğitim ve beceri geliştirme süreçlerine daha fazla ağırlık veriyor.

Rutin işler otomasyona devrediliyor

Mesleklerin geleceğine ilişkin tartışmalar da bu dönüşümle birlikte daha görünür hale geliyor. Rutin işlerin otomasyona devredilmesi, bazı meslek gruplarının geleceğine dair soru işaretleri oluştururken, yeni iş alanlarının ortaya çıkması dikkat çekiyor. Gençlerin hangi alanlara yönelmesi gerektiği ve iş gücü yapısının nasıl şekilleneceği ise en çok gündeme gelen konular arasında bulunuyor.

Mesleklerin geleceği yeniden şekilleniyor

Yapay zeka yalnızca mevcut iş modellerini değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda yeni meslek tanımlarının oluşmasına da katkı sağlıyor. Bilişim, veri analitiği ve yazılım gibi alanlarda artan kullanım, farklı uzmanlık alanlarını zorunlu hale getiriyor. İş süreçlerinin hızlanması ve verimliliğin artması bir yandan fırsatlar oluştururken, diğer yandan istihdam yapısında dönüşüm tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Bilişim Uzmanı Kadir Evciler, yapay zekanın iş gücü piyasasında yarattığı değişimden bazı mesleklerin risk durumuna, gençlerin hangi alanlara yönelmesi gerektiğinden yeni meslek alanlarının ortaya çıkışına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

“Alışkanlıklarımız dönüştü ve dönüşmeye de devam ediyor”

Teknolojinin temel amacının insan refahını artırmak ve hayatı kolaylaştırmak olduğunu dile getiren Bilişim Uzmanı Kadir Evciler, şöyle konuştu:

“yapay zekayı bir ‘yok edici’ olarak değil, ‘dönüştürücü’ ve ‘destekleyici’ bir güç olarak ele almak daha doğru olur. Üstelik bu, hayatımızdaki ilk dönüştürücü etken değil; sonuncusu da olmayacak. Şöyle düşünün: 10 yıl kadar önce çoğumuz, A noktasından B noktasına nasıl gideceğimizi bulmak için bir metrekarelik kağıt haritaları referans alıyorduk. Zamanla mobil uygulamalar bilgiyi kullanma biçimimizi ciddi şekilde dönüştürdü; artık aynı yolu zaten bilsek bile, ‘en kısa sürede nasıl giderim’ sorusunun cevabını mobil harita uygulamalarına soruyoruz. Kısacası alışkanlıklarımız dönüştü ve dönüşmeye de devam ediyor.”

Kadir Evciler, sözlerine şöyle devam etti:

ChatGPT, Gemini, Claude, Grok gibi büyük oyuncuların hayatımıza yerleştirdiği yapay zeka araçlarının dönüştürme gücü, geçmişte karşılaştığımız etkenlere göre çok daha yüksek. Bunun yanında, 7'den 77'ye her kesimin ilgisini çektiği de aşikar. Bu araçların varlığı, pek çok sektöre ve yazılıma "analiz ve muhakeme gücü" eklenebileceğinin farkına varılmasını sağladı; tekrar eden birçok görevin yapay zeka destekli programlara devredilmesinin önünü açtı.

İlk etapta tamamen veri girişine dayalı roller, temel seviye raporlama yapan analistler, rutin müşteri destek hizmetleri ve manuel veri işleme süreçleri en yüksek dönüşüm baskısı altında olacak. Bu işler kısa-orta vadede yapay zeka destekli uygulamalara (biz bunlara "yapay zeka ajanı" diyoruz) devredilecek. Ama buradaki risk "yok oluş" değil. Bu işlerin manuel yükünün yapay zekaya devredilmesi ve insanın denetleyici ya da karar verici role geçmesi olarak okumak gerekiyor.”

“İnsani derinlik daha değerli olacak”

Geleceğin dünyasında yalnızca teknik becerilere sahip olmanın yeterli olmayacağını belirten Evciler, “Teknik yetkinlikler elbette önemini koruyacak; ama bilgiye erişmek, anlamak ve uzmanlaşmak her geçen gün eskisinden çok daha kısa sürelerde, çok daha doğru yöntemlerle mümkün hale geliyor. Bunun yanında "insani derinlik" dediğimiz şey empati, etik bakış açısı, iletişim becerisi ve anlam üretme kapasitesi giderek daha değerli olacak.”

Bu nedenle gençlerin öncelikle karmaşık problem çözme becerilerini geliştirmeleri gerektiğini savunan Evciler, artık sadece veriyi okumanın yeterli olmadığını; o veriden strateji üretebilmenin, doğru çıkarımlar yapabilmenin ve çözüm odaklı düşünebilmenin çok kıymetli olduğunu ifade etti.

Kadir Evciler Yapay Zeka Ve Meslekler

“Hibrit alanlar, yeni mesleklerin ve kariyer modellerinin temelini oluşturacak”

Evciler, Duygusal zekanın ve empatinin de geleceğin öne çıkan yetkinlikleri arasında olacağını aktararak şu ifadelere yer verdi:

Bakan Memişoğlu: ABD’de biyoteknoloji çalışmalarını değerlendirdi
Bakan Memişoğlu: ABD’de biyoteknoloji çalışmalarını değerlendirdi
İçeriği Görüntüle

“İnsan psikolojisini anlamayı gerektiren danışmanlık, psikoloji, sosyal hizmetler ve liderlik gibi alanlar; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin önemini koruyacak. Hatta korumakla kalmayacak, bu alanlara olan talep hızla artacak. Bir diğer önemli yönelim ise disiplinlerarası alanlar. Yapay zekayı yalnızca teknik bir araç olarak görmek yerine, onu biyoloji, hukuk, sanat ya da sosyal bilimlerle birleştirebilen kişiler gelecekte çok daha güçlü fırsatlar yakalayacak. Bu hibrit alanlar, yeni mesleklerin ve kariyer modellerinin temelini oluşturacak.

Örneğin bir bilgisayar mühendisi, yapay zekayı sağlık teknolojileriyle birleştirerek hastalıkların erken teşhisinde doktorlara destek olan analiz sistemleri tasarlayabilir. Yapay zeka burada, bir doktorun yöntemleriyle eldeki verileri analiz edip muhakeme ederek mühendisin tıp alanında ürün çıkarmasına imkan tanır. Teknoloji etiği ve yönetişimi de stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Yapay zekanın nasıl kullanılacağı, hangi sınırlar içinde çalışacağı, toplumsal etkilerinin nasıl yönetileceği gibi konular giderek daha fazla önem kazanacak. Yani gelecekte sadece teknolojiyi geliştirenlere değil, kurallarını ve etik çerçevesini belirleyen uzmanlara da ihtiyaç duyulacak.”

“Yapay zeka operasyonel yükü azaltıyor”

Yapay zekanın, insanın üzerindeki "operasyonel yükü" alan muazzam bir fırsat olduğunun altını çizen Kadir Evciler, “Günümüz iş dünyasında insanların karşılaştığı problemlerin karmaşıklığı, zihinsel ve fiziksel sağlığı tehdit edecek boyutlara ulaştı. Yapay zeka, "angarya" olarak nitelendirebileceğimiz işleri üstlenerek insanın daha yaratıcı, daha stratejik ve en önemlisi daha "insani" fonksiyonlarına, (felsefe, tasarım, derin düşünme) dönmesine alan açıyor. Bu yönüyle bir özgürleştirici. Ancak bu fırsatın yanında ciddi tehditleri de göz ardı etmemek lazım” dedi.

“Yapay zeka doğru kullanılmadığında ‘uydurma’ bilgi üretme riski taşıyor”

Bilişim Uzmanı Kadir Evciler, sözlerine şunları ekledi:

“Özellikle yapay zekanın üretken alt sınıfı olan Generative AI, yani üretken yapay zeka, doğru kullanılmadığında "uydurma" bilgi üretme riski taşıyor. Bu sistemler zaman zaman gerçeğe benzeyen ama doğruluğu teyit edilmemiş içerikler oluşturabiliyor. Eğer bu içerikler kontrolsüz biçimde yayılırsa, yanlış bilginin çok hızlı şekilde dolaşıma girmesine sebep olabilir. Bu da yalnızca bireyler için değil, kurumlar ve markalar için de ciddi itibar kayıplarına yol açabilir. Hatalı bir analiz veya gerçeği yansıtmayan bir içerik, kısa sürede geniş kitlelere ulaşıp bir güven krizine dönüşebiliyor.

“Yapay zeka kariyer düzenini değiştiriyor”

Bunun yanında yapay zekanın meslekleri dönüştürme hızı da önemli bir risk alanı. Bazı meslekler tamamen ortadan kalkmasa bile, iş yapış biçimleri çok kısa sürede köklü şekilde değişebilir. Bu dönüşüme uyum sağlayamayan meslek erbapları, yeni dünyanın beklentilerinin gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya. Yani burada yalnızca teknolojik bir değişimden değil; insanların kariyerlerinin, gelir modellerinin, hatta hayat düzenlerinin değişmesinden bahsediyoruz. Bu yüzden yapay zekayı ne tamamen bir tehdit ne de sınırsız bir fırsat olarak görmek doğru olur. Asıl mesele, bu teknolojiyi nasıl yönettiğimiz, hangi etik sınırlarla kullandığımız ve insanları bu dönüşüme ne kadar hazırlayabildiğimiz.”

“Yeni beceriler kazanmak zorunlu hale geliyor”

Kadir Evciler, yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisini sadece olumlu ya da olumsuz tarafından okumanın eksik kaldığını ifade ederek şu ifadeleri kaydetti:

“Bu dönüşüm çok hızlı gerçekleşiyor ve her meslek grubu bu hıza aynı kolaylıkla uyum sağlayamayabilir. Özellikle rutin, tekrara dayalı ve belirli kalıplar içinde yürüyen işler, yapay zeka araçlarıyla ciddi biçimde değişime uğrayacak. Bu da bazı meslek erbapları için yeni beceriler kazanma zorunluluğu, rol değişimi, hatta kariyerlerini yeniden konumlandırma ihtiyacı doğurabilir.

Buradaki asıl risk, mesleklerin tamamen yok olması değil; dönüşüme hazırlıksız yakalananların yeni çalışma düzeninin dışında kalma ihtimali. Çünkü konu sadece iş süreçlerinin değişmesi değil; insanların gelir modellerinin, mesleki kimliklerinin ve hayat düzenlerinin de değişmesi. Bu nedenle yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisini değerlendirirken eğitim, yeniden yetkinlik kazanımı ve adaptasyon süreçlerini de mutlaka konuşmamız lazım.

“Yapay zeka yetkinliği demokratikleştiriyor”

Tüm bu risklere rağmen yapay zekanın etkisini temelde bir "kapasite çarpanı" olarak tanımlayabiliriz. Meslekler ortadan kalkmıyor; daha çok kabuk değiştiriyor. Geçmişte internet bilgiyi nasıl demokratikleştirdiyse, yapay zeka da yetkinliği demokratikleştiriyor. Bir mühendisin, doktorun ya da avukatın rutin araştırma, analiz ve dokümantasyon süreçlerini saniyelere indirerek bu profesyonellerin vaktini daha çözüm odaklı, daha yaratıcı, daha inovatif işlere ayırmasını sağlıyor.

“Tehditten çok önemli bir fırsata dönüşebilir”

Dolayısıyla yapay zekayı doğru kullanan meslek sahipleri için bu dönüşüm, tehditten çok önemli bir fırsata dönüşebilir. Kritik mesele, yapay zekaya direnmek değil; onu mesleki uzmanlığı güçlendiren, insanın düşünme ve üretme kapasitesini artıran bir araç olarak konumlandırabilmek.”

“Yapay zekanın nasıl çalıştığını anlamak çok önemli”

Yapay zeka sayesinde ortaya çıkan yeni meslekler hakkında bilgi veren Evciler şu ifadeleri kullandı:

“Yapay zeka yaygınlaştıkça, onunla doğru iletişim kurabilen, onu denetleyebilen ve iş süreçlerine sağlıklı şekilde entegre edebilen uzmanlara daha fazla ihtiyaç duyulacak. Bugün prompt mühendisliği, bir nevi yapay zeka eğitmenliği diyebileceğimiz alan giderek öne çıkıyor. Bu kişiler, yapay zekadan en doğru, en anlamlı ve en işe yarar çıktıyı alabilmek için onunla nasıl konuşulması gerektiğini bilen uzmanlar olacak. Yani mesele yalnızca soru sormak değil; doğru bağlamı kurmak, doğru yönlendirmeyi yapmak ve alınan çıktıyı değerlendirebilmek. Bunun için yapay zekanın nasıl çalıştığını anlamak çok önemli; her meslek grubunun bunu bugünden itibaren öğreniyor olması da kritik.

“Yapay zeka etik uzmanları çok önemli hale gelecek”

Bunun yanında yapay zeka etik uzmanları çok önemli hale gelecek. Çünkü algoritmaların tarafsız çalışıp çalışmadığı, toplumsal huzuru veya adaleti zedeleyip zedelemediği, ayrımcı sonuçlar üretip üretmediği gibi konular artık ciddi şekilde denetlenmek zorunda. Bu da teknolojiyi sadece teknik açıdan değil, insani ve toplumsal etkileriyle birlikte değerlendiren yeni bir uzmanlık alanı doğuruyor.”

“Meslek grupları çeşitli uzmanlıklar altında türeyecek”

Bir diğer önemli alanın ise veri küratörlüğü olduğunu söyleyen Evciler, “Veriyi sadece toplayan veya giren değil; veriyi seçen, ayıklayan, değerli hale getiren meslek grupları çeşitli uzmanlıklar altında türeyecek. Çünkü yapay zekanın kalitesi, büyük ölçüde beslendiği verinin kalitesine bağlı. Bir model ne kadar gelişmiş olursa olsun, beslendiği veri hatalı, eksik, yanlı ya da etik açıdan sorunluysa üreteceği sonuçlar da aynı ölçüde problemli olur. Bu yüzden yapay zekayı eğitmek için kullanılacak verinin doğru, güvenilir, temsil gücü yüksek ve etik ilkelere uygun şekilde seçilmesi kritik. Veri küratörleri de tam bu noktada devreye giren, yapay zekanın beslendiği bilgi havuzunun niteliğini denetleyen profesyoneller olacak” diye konuştu.

“Büyük dil modellerinin yakıtı veridir”

Evciler, dikkat edilmesi gereken önemli bir riskin olduğunu şu sözleriyle ifade etti:

“Yapay zekanın gelecekte yeni bilgileri öğrenirken yine yapay zeka tarafından üretilmiş içeriklerle beslenmesi. Bu durum, bir anlamda "kendi kendini besleyen" kapalı bir döngü yaratabilir. Tıpkı kendi elini çizen bir el paradoksunda olduğu gibi; yapay zeka kendi ürettiği içerikleri tekrar tekrar eğitim verisi olarak kullanmaya başladığında, modellerin gerçek dünyayla teması zayıflayabilir ve bazı alanlarda körlükler oluşabilir. Özetle büyük dil modellerinin yakıtı veridir. Bu verinin kalitesi, çeşitliliği ve kaynağı, gelecekte yapay zekanın güvenilirliğini belirleyen en temel unsurlardan biri olacak. Tabii bu sistemleri çalıştırmak için gereken devasa enerji tüketimi ayrı bir tartışma başlığı; belki onu da başka bir röportaj konusu olarak ayrıca ele almak gerekir.

“Yapay zeka çalışma kültürünün parçası haline geliyor”

Son olarak insan-makine iş birliği tasarımcılarından bahsedebilirim. İş yerlerinde hangi süreçlerin yapay zeka ile destekleneceği, insanın hangi noktada devrede kalacağı ve bu iş birliğinin en verimli şekilde nasıl kurgulanacağı önemli bir tasarım meselesine dönüşecek. Bu kişiler kurumların yapay zekayı sadece bir araç olarak kullanmasını değil, çalışma kültürünün doğal bir parçası haline getirmesini sağlayacak organizasyonel mimarlar olacak.”

“Yapay zekayı adeta ikinci bir ben gibi yönlendirebiliyorum”

Bilişim Uzmanı Kadir Evciler, kendi işinde yapay zekayı nasıl kullandığını şu ifadelerle dile getirdi:

“Benim için yapay zeka, devasa veri yığınları arasında kaybolmak yerine en doğru bilgiyi süzüp getiren, çağımızın bize sunduğu çok değerli bir araç. Bireysel olarak birçok üreticinin modellerini, araçlarını ve özellikle otomasyon yeteneklerini sıklıkla kullanıyorum. İşlerimi daha organize yürütmek için kullandığım araçları ChatGPT veya Claude gibi sistemlerle entegre ederek verimliliğime katkı sağlıyorum. Hatta zaman zaman yapay zekayı adeta ikinci bir ben gibi yönlendirebiliyorum.

“Yapay zeka sistemlerini kullanmaktan da kullandığımı ifade etmekten de çekinmiyorum”

Ancak benim için çok net bir kırmızı çizgi var: Yapay zekanın ürettiği sonuçları kontrol süzgecinden geçirmeden aksiyon almıyorum. Oluşturduğum bazı otomasyonlarda az da olsa e-posta gönderme gibi aktiviteleri belirli değerlendirme kriterlerinden geçirerek otomatikleştirebiliyorum. Fakat bu tür durumlarda, bilgilendirmek istediğim paydaşlara ilgili e-postanın veya mesajın yapay zeka sistemleri tarafından üretildiğini mutlaka belirtiyorum. Yapay zeka sistemlerini kullanmaktan da kullandığımı ifade etmekten de çekinmiyorum. Bunu etik açıdan yanlış görmüyorum.”

“Yapay zeka kodlama hatalarını dakikalar içinde çözüyor”

Evciler, yapay zekadan en çok faydalandığı alanlardan birinin karmaşık kodlama hatalarını dakikalar içinde analiz edebilmesi olduğunu belirtti. Bunun yanında uzun metinleri özetleyerek zaman kazandırdığını, yazdığı içeriklerin kontrolünü yapmasına ve anlamsal bütünlüğünü artırmasına katkı sağladığını ifade etti. Aynı zamanda kendisini daha iyi ifade edebilmesi için de güçlü bir destek aracı olarak kullandığını aktaran Evciler, tüm bunları bir denge içinde yapmaya özen gösterdiğini söyledi. Kullanılmayan kasların zayıfladığı gerçeğinin unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Evciler, yapay zekayı doğru kullandığında enerjisini teknik ayrıntılarda boğulmak yerine daha anlamlı, daha kapsamlı ve daha stratejik sonuçlar üretmeye harcayabildiğini kaydetti.

“Yapay zeka ajanlarından oluşan yeni kadrolar inşa ediyoruz”

Mesleki tarafta ise çalıştığım şirkette dönüşüm ve yeniliklerden sorumluyum. Bugünlerde şirketimizdeki birçok süreci değerlendiriyor ve bunları yapay zeka destekli yapılara dönüştürmeye çalışıyoruz. Bir bakıma, insan kaynağını destekleyecek; onu hem nicel hem de nitel olarak zenginleştirecek yapay zeka ajanlarından oluşan yeni kadrolar inşa ediyoruz.”

“Her büyük teknolojik devrim, başlangıçta işsizlik korkusu yaratmıştır”

Yapay zekanın işsizliği artırma riski hakkında açıklamalarda bulunan Kadir Evciler, “Buhar makinesi ve elektrik gibi büyük buluşlara şahitlik etmemiş olsam da internet gibi büyük bir teknolojik devrimi bizzat yaşamış ve hemen her aşamasına tanıklık etmiş bir birey olarak şunu söyleyebilirim: Her büyük teknolojik devrim, başlangıçta işsizlik korkusu yaratmıştır. Ancak uzun vadede bu devrimler, çok daha fazla ve daha nitelikli iş alanlarının doğmasına da zemin hazırlamıştır” ifadelerini kullandı.

“Yapay zeka, yeni sektörlerin kapısını açacak”

Bilişim Uzmanı Kadir Evciler, açıklamasının sonunda şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bugün geriye dönüp baktığımızda şu soruyu sormak lazım: 100 yıl önce var olan hangi meslek, bugün hâlâ aynı şekilde yapılıyor? Cevap oldukça net: Hiçbiri. Meslekler tamamen yok olmaktan çok, zamanın ihtiyaçlarına göre dönüşüyor. Yapay zeka da bazı görevleri devralırken, bazı mesleklerin yapılış biçimini değiştirecek ve yeni sektörlerin kapısını açacak. Buradaki asıl mesele işsizlik değil, "yetkinlik dönüşümü". Yapay zeka ile çalışmayı öğrenen bireyler için işsizlik bir risk olmaktan çıkıp, daha az operasyonel yükle daha fazla değer üretme fırsatına dönüşebilir.

“Teknoloji, insanın huzuru için bir araçtır”

Bu konudaki inancım ve temennim şu: Teknoloji, insanın huzuru için bir araçtır. Tıpkı internetin dünyayı birbirine bağlaması gibi, yapay zeka da insanı operasyonel stresin pençesinden kurtararak kalıcı ve anlamlı çözümler geliştirmesi için ona alan tanıyacaktır.”

Muhabir: Eylül Kandemir