Cahili dinlerken
Mehmet Necati Güngör
Cahillerle fikri sabitleri dinlemeye tahammül edemem.
Boş konuşurlar.
Boş konuşmaları dinlemek beynimi zonklatır. İçimi daraltır.
Onları dinlemek yerine gözlerimi tavana diker, kendi düşüncelerime dalarım.
Allah’ın verdiği aklı işletmezler.
Duyduklarına, sadece duyduklarına inanıp amel ederler.
Önce kim duyurmuşsa onun ağzıyla konuşurlar.
Onlara bakarken hem kızarım, hem acırım.
İnsanın bu kadar akılsız olması için “cahiliye ilmi” tedris etmesi lâzım derim kendi kendime.
Onlara “cehalet fakültesi mezunu” sıfatını yakıştırırım.
Zaten, ülke ne çektiyse diplomalı cahillerden çekti.
Bunlara da birer diploma lâzım:
Cehalet fakültelerinden….
Adam diplomayı almış ama, göstermiyor.
Ya da gösteremiyor.
Üstündeki başlıktan utanıyor zahir.
“Cehalet fakültesi…”
Yüz bilmem kaç dolarlık terlikle Peygamberin rüyada görüldüğü,
Arapça yazılarla süslenmiş patiska bezinden “yanmaz kefen” giyenlerin cehennemde yanmayacaklarına inanılan…
Toplumda bu türlerin zuhur etmesi yadırganmamalı.
Bu durumda herkes aile içinde kendi okulunu kurmalı.
Kendi öğretmenini bulup atamalı.
Anne-babalar, kardeşler modern Türkiye’nin bekası adına küçük kardeşleri için bu görevi üstlenmeliler.
O zaman başında mısır püskülüyle tarih dersi veren o yobaz konuşurken sen de tavana bakarsın.
Tavanlar, bizi yelden, yağmurdan korumak içindir.
Bir de cahillerin boş sözlerinden…
Onlar konuştuğunda,
Gözlerimizi oraya dikmek için….