Yaz akşamının serinliğinde kurulan beyaz perde, bu kez yalnızca filmlere değil, hak mücadelelerine, doğanın hafızasına ve çocukların eğitim hakkına tanıklık etti. Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteğiyle hak temalı yaklaşık 200 filmi bir araya getiren CAM Platformu, ilk kez açık hava gösterimiyle Ankaralı izleyicilerin karşısına çıktı. Esat Hal'deki Kült Teras'ta düzenlenen etkinlikte gösterilen iki belgesel, birbirinden farklı coğrafyalardan yükselen iki ayrı hak mücadelesini aynı perdede buluşturdu. Biri binlerce yıllık bir ormanın sessizliğine kulak verirken, diğeri kırsalda yaşayan bir kız çocuğunun eğitim hayaline odaklandı.

Gecenin ilk filmi olan Uğur Cuya imzalı Kadim Longoz İğneada, izleyiciyi Trakya'nın kuzeyindeki İğneada Longoz Ormanları'na götürüyor. Belgesel, yalnızca eşsiz bir doğal yaşam alanını kayıt altına almakla kalmayıp bölgenin gerçek sahipleri olan arıcıların, balıkçıların, ormancıların, doğa rehberlerinin ve yıllardır bu ekosistemle iç içe yaşayan insanların hafızasını da görünür kılıyor. İğneadalılar, gündeme gelen nükleer santral projesinin doğaya ve yaşamlarına olası etkilerini kendi tanıklıklarıyla anlatırken, ormanla kurdukları güçlü bağı da seyirciye aktarıyor. Doğayı yalnızca korunması gereken bir alan olarak değil, birlikte yaşanan bir hayatın ayrılmaz parçası olarak ele alan film, çevre mücadelesini yerelden yükselen seslerle örüyor.
Perdeye yansıyan ikinci yapım ise Muhammet Beyazdağ yönetmenliğindeki Her Şey Yolunda oldu. Türkiye'de ve yurt dışında 50'den fazla festivalde gösterilen, 15 ödüle layık görülen belgesel, izleyiciyi bu kez kırsalda yaşayan 12 yaşındaki Aleyna'nın gündelik yaşamına davet ediyor. Aleyna'nın hikâyesi üzerinden ilerleyen yapım, yalnızca bir çocuğun hayatını anlatmakla kalmayıp eğitim hakkına erişmek için mücadele eden, imkânların sınırlı olduğu bölgelerde yaşayan pek çok kız çocuğunun ortak deneyimine ışık tutuyor. Sessiz ama güçlü anlatımıyla film, eğitim hakkını istatistiklerden çıkarıp bir çocuğun göz hizasına indiriyor; umut, direnç ve eşitlik arayışını hayatın içinden bir hikâyeyle görünür kılıyor.

Büyükelçi Orav: "Sivil toplum bir lüks değil, dayanıklı demokrasilerin kalbidir"
Gösterimin açılışını yapan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav, sivil toplumun hak mücadelesinin bugün her zamankinden daha önemli olduğunu vurgulayarak, Avrupa Birliği'nin bu mücadelenin yanında olmaya devam edeceğini söyledi.
"Dünyanın iklim krizi, eşitsizlikler ve hak ihlalleriyle karşı karşıya olduğu zor zamanlardan geçiyoruz" diyen Orav, "Sivil toplum bir lüks değil, dayanıklı demokrasilerin kalbidir. Avrupa Birliği olarak aktivistleri ve sivil toplum örgütlerini desteklemeye devam ediyoruz. Çalışmalarınızı sizin adınıza konuşmak için değil, sesinizin daha güçlü duyulmasına katkı sunmak için desteklemekten gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Orav, altıncı döneminde devam eden Sivil Düşün Programı kapsamında aktif yurttaşlığı desteklediklerini belirterek, CAM Platformu'nun bugün 200'den fazla hak odaklı filme ev sahipliği yaptığını da hatırlattı.

"Longoz binlerce yıllık yaşayan bir ekosistem"
Açık hava gösteriminin ilk filmi, yönetmen Uğur Cuya imzalı Kadim Longoz İğneada oldu. İğneada Longoz Ormanları'nı bölgede yaşayan balıkçıların, arıcıların, ormancıların ve doğa rehberlerinin gözünden anlatırken, bölgede planlanan nükleer santral tartışmalarını da yerel halkın tanıklıklarıyla ele alan belgeselin gösterimi öncesinde konuşan Cuya, longozların dünyada çok az sayıda bulunan özel ekosistemlerden biri olduğuna dikkat çekerek, "Longoz sadece bir orman değil. Binlerce yıldır yaşayan çok özel bir sulak orman ekosistemi. Dünyada sayılı örneklerinden biri ve çok zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip" ifadelerini kullandı.

Belgeseli çekerken en çok kendisini etkileyen şeyin, bölgede yaşayan insanların seslerinin bugüne kadar yeterince duyulmamış olması olduğunu söyleyen Cuya, şunları kaydetti:
"Orada yaşayan balıkçılar, arıcılar, doğayla iç içe yaşayan insanlar var. Biz çoğu zaman kendi hikâyelerimizi duymakta bile zorlanıyoruz. Biz çekim için gittiğimizde onlara bugüne kadar kimse 'Buraya nükleer santral yapılması düşünülüyor, siz ne düşünüyorsunuz?' diye sormamıştı. Film aslında biraz da bu sessizliğe kulak vermeye çalışıyor. Benim için burası hayranlık verici bir coğrafya Umarım ömrümüz boyunca da bizden sonraki kuşaklar boyunca da aynı hayranlıkla varlığını sürdürür"

Nükleer enerji tartışmalarına da değinen Cuya, santrallerin soğutma suyu ihtiyacının hassas ekosistemler üzerinde önemli riskler oluşturduğunu belirterek, İğneada'nın doğal yapısının korunmasının yalnızca bölge için değil gelecek kuşaklar için de önem taşıdığını ifade etti.

"Aleyna tek bir çocuk değil, o coğrafyadaki bütün çocukların sesi"
Gecenin ikinci filmi ise yönetmen Muhammet Beyazdağ imzalı Her Şey Yolunda oldu. Türkiye ve yurt dışında 50'den fazla festivalde gösterilen ve 15 ödül kazanan filmin gösterimi öncesi konuşan Beyazdağ, yapımın ilk aşamada üç karakter üzerinden kurgulandığını ancak anlatının daha güçlü olması için Aleyna'nın hikâyesinde yoğunlaştıklarını söyledi.

Beyazdağ, şöyle konuştu:
"Filmi aslında üç karakter üzerinden çekmiştim ama izleyici yalnızca Aleyna'yı görecek. Çünkü hikâyeyi en güçlü şekilde o taşıyordu. Aleyna tek bir çocuk değil; aslında o coğrafyada yaşayan bütün çocukların hikâyesini anlatan bir temsilci. Film, temel yaşam ve eğitim hakkına ulaşmaya çalışan çocukların ortak hikâyesini görünür kılmaya çalışıyor."

Hak odaklı filmler tek platformda: CAM Platformu nedir?
Açık hava gösterimiyle izleyici karşısına çıkan CAM Platformu, yalnızca bir film izleme alanı değil, hak mücadelelerinin görsel hafızasını bir araya getiren dijital bir arşiv niteliği taşıyor. Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında hayata geçirilen platformda çevreden eğitim hakkına, kadın haklarından afet sonrası yaşam deneyimlerine kadar uzanan yaklaşık 200 yapım yer alıyor.
Hak savunuculuğunun giderek görsel hikâye anlatıcılığı üzerinden de güç kazandığı günümüzde CAM, farklı coğrafyalarda yaşanan hak mücadelelerini görünür kılmayı amaçlıyor. Filmler aracılığıyla hak ihlallerini belgeliyor, dayanışma hikâyelerini kayıt altına alıyor ve izleyiciye gündelik yaşamın içinden hak temelli anlatılar sunuyor.
Platformda endüstriyel tarımın temiz gıdaya erişim üzerindeki etkilerinden kırsalda eğitim hakkı için mücadele eden çocuklara, hidroelektrik santral projelerine karşı yaşam alanlarını korumaya çalışan yerel halkın direnişinden deprem sonrası yeniden kurulan hayatlara kadar geniş bir seçki bulunuyor. Hak alanı ve konu başlıklarına göre arama yapılabilen platformdaki tüm yapımlar yalnızca CAM üzerinden izlenebiliyor.
Sivil Düşün nedir?
CAM Platformu'nun arkasında Avrupa Birliği tarafından yürütülen Sivil Düşün Programı bulunuyor. Program, Türkiye'nin dört bir yanında hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine, aktivistlere, inisiyatiflere, platformlara ve topluluklara ayni ve uzman desteği sağlıyor.
En fazla altı ay süren hak odaklı çalışmaları destekleyen program, fikirlerin hayata geçirilmesi için ihtiyaç duyulan maddi yükü hafifletirken, uzman desteğiyle de projelerin güçlenmesine katkı sunuyor. Böylece hak savunuculuğu yalnızca sahada değil; belgeseller, kısa filmler ve görsel anlatılar aracılığıyla da daha geniş kitlelere ulaşabiliyor.
Sivil Düşün desteğiyle üretilen filmler de tam bu noktada, hak mücadelelerini görünür kılan ve toplumsal hafızaya katkı sunan önemli birer belge niteliği taşıyor.




