Ordu Mesudiye’de patlama: Ev yangınında mutfak tüpü patladı, 5 yaralı
Ordu Mesudiye’de patlama: Ev yangınında mutfak tüpü patladı, 5 yaralı
İçeriği Görüntüle

Katıldığı üniversiteler arası Yelken etkinliğinde, ODTÜ Yelken Kulübü Başkanı Y.E.Ö. tarafından cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla yargıya başvuran ve yerel mahkemeden sanık hakkında beraat kararı verilmesi üzerine, davayı Yargıtay’a taşıyan Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’ Yargıtay’ın kararını bekliyor. Öte yandan D.K’nın uğradığı cinsel saldırı Meclis gündemine taşındı. Yeni Parti İzmir Milletvekili ve PM üyesi Gökçe Gökçen konuyu Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu.

Yeni Parti’li Gökçe Gökçen Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Gökçen, “Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’nın, Muğla’da düzenlenen üniversiteler arası bir etkinlikte cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla başlattığı yargı sürecinde, kamuoyuna yansıyan ciddi usul ve değerlendirme sorunları bulunmaktadır” dedi.

Gökce Gökçen-4

24 Saat Gazetesi haber yapmıştı

24 Saat Gazetesinin de gündeme getirdiği söz konusu olayı hatırlatan Gökçen, “… şüpheli olarak yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında; mağdurun kısa süre içinde şikâyetçi olması, Adli Tıp raporlarında cinsel saldırı bulgularının tespit edilmesi, tanık beyanlan ve sanığın çelişkili ifadeleri gibi açık ve somut deliller olmasına rağmen, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yalnızca iki celse sonunda beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır” dedi. Ayrıca DNA inceleme sonuçları beklenmeden hüküm kurulmasının da yargılamanın sağlıklı yürütülüp yürütülmediği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirten Gökçen şunları ifade etti:

“Yargılamanın istinaf sürecinde ise Denizli Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesinin de, dosyaya sonradan sunulan ve mağdur lehine önemli bilimsel tespitler içeren raporları gerekçeli biçimde değerlendirmeden kararı onadığı yönünde iddialar bulunmaktadır.

Öte yandan, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda mağdurun korunması ve gerekli sosyal destek mekanizmalarının devreye alınabilmesi için ilgili kamu kurumlarına bildirim yapılması büyük önem taşımaktadır. Ancak söz konusu yargılama sürecinde, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na gerekli bildirimin yapılmadığı ya da geç yapıldığı yönünde ciddi iddialar kamuoyuna yansımıştır.”

Gökçe Gökçen, “bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin, mağdurun korunmasına yönelik mekanizmaların işletilmemesi anlamına gelebileceği gibi, ikincil mağduriyet riskini de artırdığı” değerlendirmesi yaptı.

Adalet Bakanı Gürlek'ten yanıt bekleyen sorular

Gökçe Gökçen bu bilgiler doğrultusunda Bakan Akın Gürlek’ten şu sorulara yanıt istedi:

“- Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’nın şikâyeti üzerine yürütülen yargılamada, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na herhangi bir bildirim yapılmış mıdır? Yapıldıysa hangi tarihte yapılmıştır?

- Söz konusu dosyada yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında yürütülen yargılama sürecinde, dosyanın istinaf incelemesini gerçekleştiren Denizli Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili ceza dairesi tarafından ilgili Bakanlığa bildirimde bulunulmuş mudur? Eğer bildirim yapılmış ise, bu bildirimin olay tarihi ve yargılama süreci dikkate alındığında gecikmeli yapılmasının gerekçesi nedir?

- Bildirim yapılmamış ya da geç yapılmış ise, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen hâkimler hakkında herhangi bir idari veya disiplin soruşturması başlatılmış mıdır? Bildirim yapılmaması ya da gecikmeli yapılması durumunda mağdurların sosyal destek hizmetlerine erişiminde ne tür aksaklıklar yaşandığına dair Bakanlığınız tarafından hazırlanmış bir rapor var mıdır?

- Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin yargılamalarda, mahkemelerin Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirim yükümlülüğüne ilişkin uygulama nasıl denetlenmektedir?

- Son beş yıl içinde benzer nitelikteki davalarda ilgili Bakanlığa bildirim yapılmadığı veya geç yapıldığı tespit edilen kaç dosya bulunmaktadır? Bu dosyalarla ilgili hangi işlemler yapılmıştır?

- Mağdurların korunması ve destek mekanizmalarının etkin işletilmesi amacıyla, yargı makamları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye yönelik bir çalışma yürütülmekte midir?

- Delillerin değerlendirilmesi açısından; DNA’ya dair inceleme sonuçları beklenmeden, dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuki dayanağı nedir? Bu durum, adil yargılanma ilkesi açısından Bakanlığınızca uygun görülmekte midir?

- Adli Tıp raporları, tanık beyanları ve diğer delillerin değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasına ilişkin herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır?

- Mağdurun korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması sürecinde mahkemeler ile kolluk ve sosyal hizmet birimleri arasında yaşanan koordinasyon eksikliklerine ilişkin Bakanlık kayıtlarına yansıyan somut veriler nelerdir? Bu kapsamda son yıllarda tespit edilen aksaklıklara ilişkin Bakanlığınızca yürütülen herhangi bir inceleme, raporlama veya idari düzenleme çalışması bulunmakta mıdır?”

Muhabir: Sultan Özer