Utku ŞENSOY
Toplumun şanslı bir kesimi sahillerde, kırsalda, yaylalarda yaz günlerinin keyfini yaşarken, diğerleri ekmeğinin derdinde. İşinde, gücünde olanları da tatildek...
Utku ŞENSOY
Toplumun şanslı bir kesimi sahillerde, kırsalda, yaylalarda yaz günlerinin keyfini yaşarken, diğerleri ekmeğinin derdinde. İşinde, gücünde olanları da tatildekileri de sinsi bir bela bekliyor. Yeniden hortlayan Covid 19 virüsünden söz ediyoruz. Hemen her gün bir yakınımız ya da çevremizdekilerin salgından etkilendiğine tanık oluyoruz. Günlük vaka sayısı yeniden 50 binin üzerine çıktı, her gün yirmiden fazla insanımızı bu illete kurban veriyoruz. En büyük kaygı, sonbaharda okulların da açılması, havaların soğumasıyla kapalı alanlarda yoğunlaşma yaşandıkça vaka sayılarının daha da artması. Toplumun önemli bir kesimi gerek düzenli aşılarını yaptırdığı için, gerekse sürü bağışıklığının da etkisiyle virüse karşı çok daha dirençli hale geldi. Bu kez virüse yakalananlar hastalık sürecini görece daha hafif geçiriyor. Ancak varyantlarla virüsün de direnç kazandığı göz ardı edilmemeli.
Kapalı alanlarda ve toplu taşım araçlarında yeniden maske zorunluluğunun getirilmesi kaçınılmaz, bu illeti hafife almamak lazım, unutmayalım yüz bine yakın insanımızı yitirdik.
***
YENİ BİR SALGIN MI?
Henüz Covid belasından kurtulmadan yeni bir salgın dünyamızı tehdit ediyor. Aslında bu salgın sanıldığı gibi bilinmeyen bir şey değil. Maymun çiçeği virüsünden (monkeypox) söz ediyoruz. İlk kez 70'li yıllarda Afrika'da görülmüş, 2021 yılı sonunda kıta dışına sıçramıştı. Virüsün ABD'de ortaya çıkmasının ardından, bu yeni salgınla yüz yüze kaldık. Dünya Sağlık Örgütü, bu hastalıkla ilgili ilk zamanlar endişeye gerek yok dese de aradan geçen 9 aylık sürede virüs, seksene yakın ülkede 20 bine yakın kişiye bulaşınca, DSÖ söylem değiştirdi. Örgütün başkanı açıklamasında, vakaların yüzde 70'den fazlasının Avrupa'da, görüldüğünü, hastaların yüzde 10'unun hastanede tedavi edildiğini kaydederek, maymun çiçeği ile ilgili “küresel acil durum” ilan etti. Vaka sayılarının sürekli arttığı ABD'nin San Francisco kenti ile, New York eyaletinde “halk sağlığı acil durumu” ilan edildi.
Maymun çiçeği artık Afrika dışında da can alıyor, bu yeni salgına karşı dokunduğumuz kişi ve yerlere dikkat edip, temastan uzak bir yaşam sürdürmemiz gerekiyor.
***
TURİZMDE YÜZLER GÜLÜYOR MU?
Ülkemizde turizm geliri, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde iki yüze yakın artış gösterip, 9 milyar dolara yaklaştı. TÜİK verilerine göre, bu dönemde yabancıların gecelik ortalama harcaması 80 doları aşarken, ülkemiz en çok gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler için ziyaret ediliyor.
Mevcut durum özellikle 2 buçuk yıllık pandeminin ardından son derece olumlu gibi görünse de konuya otel işletmecileri açısından bakıldığında aslında tablo o kadar da pembe değil. Yüksek enflasyon ve artan döviz nedeniyle girdi maliyetlerin yüksek seyredişi, akaryakıttaki artış ve personel giderleri turizmcinin belini büküyor. Tüm bu maliyetler alt alta yazıldığında, yabancı para ile satılan oda fiyatları, dövizin TL karşısındaki artışla bile karşılanamaz bir hale gelebilir korkusu var.
***
VERİM NEDEN DÜŞÜK?
Girdi maliyetlerinin yüksekliğinden söz etmişken üretici ve besicilerden söz etmemek olmaz. Nasıl ki yurttaş çarşı pazardaki etiketleri gördüğünde alım gücünün eridiğinin, parasının pul olduğunun farkına varıyorsa, besici de yem fiyatları karşısında benzer sıkıntıyla karşılaşıyor. Besici elde ettiği sütten kar edebilmek için 1 litre süte karşılık bir buçuk kilo yem alabilmesi gerekirken, bir kilo bile alamamaktan şikayetçi. 50 kiloluk yemi geçen yıl 100 liraya alan besici bu yıl aynı yem torbasına 350 lira ödüyor. Hal böyle olunca hayvana yeterli yem verip besleyemeyince 30-35 kilodan fazla olması gereken süt verimi de düşüyor.
Dolayısıyla sütteki artış, peynirden tereyağına doğrudan yansıyınca en temel gıdalarımız fahiş etiket fiyatlarıyla tezgahlarda yer alıyor.