Kabul ediyorum, hiç sabrımız yok. Hatta çoğu zaman sabretmeyi sıkıcı ve de gereksiz buluyoruz. Lakin kalıcı başarıyı yakalamanın yolu sabretmekten geçiyor.
115 yılda bir Devlet Başkanlığı (şimdiki adıyla Süper Kupa) ve iki de Türkiye Kupası kazanan Ankaragücü 25 yıldır başarıya hasret. Hazır bu kadar beklemişken, biraz daha sabretmek, işe tesisleşme adımıyla başlayıp alt yapıdan üst yapıya uzanan bir sistem inşa etmek ve böylece kalıcı başarıların yolunu açmak gerekmez mi?
Vereceğim örnek bir hayli üst klasmandan olacak ama 16 yıl aradan sonra Dünya Kupası’nı ikinci kez kazanan İspanya'nın futboldaki sabrı model alınmayı hak ediyor.
Kupayı kaldıran en yaşlı teknik direktör unvanını alan 65 yaşındaki Luis de la Fuente, bu noktaya oyuncularıyla birlikte adım adım tırmandı. Çünkü 2015’te U19 takımını ve 2019’da U21 takımını Avrupa Şampiyonu yapan, 2020’de olimpiyatlarda ikincilik kürsüsüne taşıyan oydu. 2022’de A Milli Takım'ın başına geçip ülkesine 2023’te Uluslar Ligi ve 2024’te Avrupa Şampiyonluğu kupalarını getiren de yine oydu.
İspanya, yaklaşık 20 yıldır bıkmadan usanmadan seri paslaşmaya dayalı tiki-taka futbolunu oynuyor ve sürekli geliştiriyor. Gol vuruşu için en uygun anı ve ekstra pasları sabırla bekleyen bu anlayış birçok futbolsevere sıkıcı gelse de bugün için galibiyete ve zaferlere ulaşmanın en geçerli yolu.
Finale kadar Arjantin maç başına 2,71 ortalamayla 19 gol atmış ve Dünya kupaları rekoruna ulaşmıştı. 12 gol atan İspanya ise 7 maçta sadece Belçika’dan bir gol yiyerek en sağlam savunma görüntüsüne sahipti. En çok gol atan ile en az gol yiyenin karşılaştığı final maçında ise ortaya bambaşka bir istatistik çıktı. Çünkü tıpkı Fransa gibi, Arjantin’de İspanya’nın oyun anlayışı karşısında yerinden dahi kıpırdayamadı.
İspanya maçın üçte ikisinde topa hâkim oldu ve 853 pas yaptı. 20 şut attı ve 2,29 gol beklentisine ulaştı. 105 dakika boyunca orta sahayı geçmekte dahi zorlanan Arjantin ise kaleyi tutan bir şut dahi çekemedi. Uzatmanın ikinci devresinde 1-0 geriye düştükten sonra tüm riskleri alarak can havliyle karşı kaleye giden ve karambolde iki şut imkanı bulabilen Güney Amerika ekibi turnuvanın en skorer takımıydı ama İspanya karşısındaki gol beklentisi 0,22’de kaldı.
Özetle İspanya tek kale maç oynadı, kapalı savunma yapmaya gerek duymadan kalesini gole kapattı. Bu modeli kurmak, bu seviyede oynamak hiç kolay değil ama sabredip taşları tek tek yerine oturttuğunuzda karşınızda ne Arjantin direnebiliyor ne de Fransa. Sabrın yolu ise altyapıdan A takıma kadar aynı futbol anlayışını yerleştirmekten ve böylece dişlilerden biri arızalandığında monte edilebilecek bir diğerini elde hazır tutmaktan geçiyor.