Eski Başbakan ve eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, hakkında yürütülen "Cumhurbaşkanı'na hakaret" soruşturması kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek ifade verdi.

Davutoğlu'na adliyeye girişinde, AKP hükümetleri döneminde bakanlık yapan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan eşlik etti.

Kabine bugün toplanıyor: Terörsüz Türkiye ve ABD-İran çatışması masada
Kabine bugün toplanıyor: Terörsüz Türkiye ve ABD-İran çatışması masada
İçeriği Görüntüle

Savcılıktaki işlemlerinin ardından adliye önünde açıklama yapan Davutoğlu, yargıya duyduğu saygı nedeniyle ifade verdiğini söyledi.

"Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan şüpheli sıfatıyla çağrıldı"

Davutoğlu, soruşturmayı eleştirerek, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakanın düşüncelerini ve eleştirilerini dile getirdiği için "şüpheli" sıfatıyla adliyeye çağrıldığını savundu. Davutoğlu, "Bu benim şahsi itibarım değil, ülkemin itibarıdır" dedi.

Yargının üzerinde hiç kimsenin olmadığına inandığını belirten Davutoğlu, bu nedenle kendisinden talep edilen ifadeyi verdiğini ifade etti.

Soruşturma 2022'deki konuşması nedeniyle başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Davutoğlu hakkında Diyarbakır ziyareti sırasında yaptığı konuşma nedeniyle soruşturma başlatmıştı.

Davutoğlu'nun söz konusu konuşmasında, kendisinden sonra görev yapan bakanları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldığı öne sürülen ifadeler kullanması soruşturmanın gerekçesi olarak gösterildi.

Davutoğlu, konuşmasında "Benden sonraki bakanlar gibi bir kuruş haram lokma yemedim" ifadelerini kullanmış, bazı yöneticilerin yakınlarını ve belirli müteahhitleri zengin ettiğini iddia etmişti.

Başsavcılık, sosyal medya platformlarında yayılan paylaşımların resen incelemeye alınmasının ardından soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

"O sözlerimin arkasındayım"

Davutoğlu, adliye önündeki açıklamasında söz konusu konuşmasına ilişkin tutumunu değiştirmediğini belirtti.

Kendisini yönlendiren temel ilkenin "dosdoğru olmak" olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Yaptığım o konuşmada bir provokatörün sorusu üzerine verdiklerim de dosdoğru olmanın bir gereğiydi. O sözlerimin arkasındayım" diyerek şöyle devam etti:

"Tabii bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk... Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan düşüncesini ifade ettiği, eleştirilerini dile getirdiği için 'şüpheli' sıfatıyla adliyeye çağrıldı; bunun herkes tarafından bilinmesini isterim. Ben yargıya duyduğum saygı gereği, hiç kimsenin yargının üzerinde olmadığı inancıyla bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ifademi verdim. Ama bu ülkeye Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak hizmet etmiş bir devlet adamı olarak da ilk kez böyle bir uygulamanın devletin üst katında yaşanmış olmasını hüzünle karşılıyorum.

Soruşturmanın açıldığı ilk günden itibaren ulusal ve uluslararası basından çok sayıda görüşme talebi geldi. Geçmişte birlikte çalıştığım muhataplarımdan ne olup bittiğiyle ilgili sorular iletildi. Bunların hiçbirine cevap vermedim, hiçbir demeç vermedim. Hatta cuma günü, son derece önemli bir kuruluşta eski devlet yetkililerinin, siyasilerin ve akademisyenlerin bulunduğu bir oturumda konuşmam vardı; onu da iptal ettim. Çünkü kendi ülkemin ve ülkemin yargısının olumsuz bir algıyla anılmasını asla istemedim. Böyle bir durumu savunmak bile bana zül gelir. Hâlâ çok sayıda telefon alıyorum; kimisine cevap vermiyorum, cevap verdiklerimde de ülkemin yurt dışında olumsuz bir algıyla anılmamasına özen gösteriyorum"

"Ulusal ve uluslararası basına açıklama yapmayacağım"

Soruşturmanın başlamasının ardından çok sayıda ulusal ve uluslararası medya kuruluşundan görüşme talebi aldığını belirten Davutoğlu, bunlara yanıt vermediğini söyledi.

Ülkesinin yurt dışında olumsuz bir algıyla anılmasını istemediğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Şimdi uzun bir açıklama yapacak değilim. Avukatım Sayın Hasan Seymen baştan itibaren süreci takip ettiği için sizlere bütün teknik detayları verecek. Ulusal basınımızın temsilcilerinden birçoğu aradı, hiçbirinin telefonuna dönmedim. Açık bir şekilde söylüyorum: Bundan sonra da ulusal ve uluslararası basının görüşme taleplerine asla olumlu bir cevap vermeyeceğim. Çünkü bu benim şahsi itibarım değil, ülkemin itibarıdır.

Siyasetten çekilme kararı almıştım. Bundan sonra da aynı ilke çerçevesinde ama inandığım doğrular doğrultusunda görüşlerimi beyan etmeye devam edeceğim. Benim hayatımı yönlendiren en önemli ilke, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ilahi kelamının kendisidir. Akademik hayatta ders verirken, kitap yazarken, büyükelçi olarak devletimi temsil ederken, Dışişleri Bakanı olarak Türkiye'nin menfaatlerini gözetirken ve Başbakan olarak ülkede şeffaflığı, hukuk devletini savunup terörle mücadelenin en sert şartlarında görevimi yaparken hep bu ilkeyle davrandım. Dosdoğru... Emrolunduğum gibi dosdoğru olmaya çalıştım, buna milletim şahittir. Yaptığım o konuşmada bir provokatörün sorusu üzerine verdiklerim de dosdoğru olmanın bir gereğiydi. O sözlerimin arkasındayım. Buradan milletime söz veriyorum: Bundan sonra da Rabb'im ve milletim adına dosdoğru olmaya devam edeceğim. Ben tekrar genel başkanımıza teşekkür ediyorum. Avukatım kalacak, onunla görüşmeye devam edebilirsiniz. Soru almayacağım, ilkesel bir tutum olarak bu konuda ülkemin itibarı adına hiçbir soruya cevap vermeyeceğim."

Davutoğlu'nun avukatı Seymen: "Hukuki süreçlere katkıda bulunmayı ilkesel zorunluluk görüyor"

Davutoğlu'nun avukatı Hasan Seymen de soruşturmanın başlatıldığı dönemde yaptığı açıklamada, soruşturmanın Davutoğlu'nun Gelecek Partisi Genel Başkanı ve "Seçilmiş Son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı" sıfatıyla yaptığı konuşmadaki bazı ifadeler nedeniyle başlatıldığını belirtmişti.

Seymen, Davutoğlu'nun şeffaflığı bir hayat ilkesi olarak benimsediğini ve hakkında yürütülen hukuki süreçlere katkıda bulunmayı ilkesel bir zorunluluk olarak gördüğünü ifade etmişti.

Kaynak: Haber merkezi