Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM'de düzenlenen haftalık olağan grup toplantısında iç ve dış siyasete ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Suriye'deki etnik-dinsel çatışmalardan Türkiye'deki yargı paketlerine kadar geniş bir yelpazede konuşan Hatimoğulları, çözüm ve demokratikleşme süreçleri için parlamentoyu göreve çağırdı.
"Şam Yönetimi Alevi katliamlarının faili ve kışkırtıcısıdır"
Konuşmasının ilk bölümünde Suriye'de yaşanan azınlık hakları ihlallerine ve bu konuda başlatılan uluslararası imza kampanyasına değinen Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
"Suriye'de devam eden şiddet, baskı ve yıkım karşısında sessiz kalmayı reddeden Aleviler, demokrasi güçleri ve sosyalistler bir imza kampanyası başlattı. Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya'dan yüzlerce kurumun imzasıyla başlatılan “Alevilere yönelik soykırımı durdurun” şiarıyla topladıkları imzaları yarın TBMM'de yapacakları basın açıklamasının ardından Meclis Başkanlığına iletecekler.
2025 yılı boyunca Suriye'de çok sayıda Alevi, Dürzi, Hristiyan ve Kürt kadın ile kız çocuğu ciddi insan hakları ihlallerine maruz kaldı. Şam yönetimi bu suçların faili, kışkırtıcısı ve zemin hazırlayıcısı pozisyonundadır. AKP iktidarına sesleniyoruz: Şam yönetiminin Alevi katliamına son vermesi için resmî temaslarınızı iletin."
"Nafakayı sınırlandırmak kadın düşmanlığıdır"
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) boşanma sonrası nafaka düzenlemelerine ilişkin verdiği son kararı sert bir dille eleştiren Hatimoğulları, nafaka hakkının kadınlar için ekonomik bir hayatta kalma güvencesi olduğunu savundu:
"Anayasa Mahkemesi'nin görevi hak ve özgürlükleri korumaktır. Ancak nafakaya ilişkin son kararla kadınların yaşamsal önemde olan en temel ekonomik güvencelerinden biri hedef alınmış; hakları koruması gereken kurum, kadınların dişiyle tırnağıyla kazandığı nafaka hakkına göz dikmiş durumdadır.
Tartışmaya açtıkları 'yoksulluk nafakası', erkeği mağdur eden değil, kadınların yaşadığı derin eşitsizliği gidermeyi amaçlayan bir mekanizmadır. Bu hakkı bir 'haksız kazanç' gibi göstermek kadın düşmanlığıdır. Türkiye'de kadın yoksulluğu derinleşirken, kadınların istihdama katılımı sınırlıyken ve her gün kadınlar erkekler tarafından katledilirken nafaka, birçok kadın için hayatta kalma güvencesidir. Nafakayı sınırlandırmak adalet değildir."
"CHP'ye mutlak butlan atanması siyasetin yeniden dizaynıdır"
Türkiye'de derin bir demokrasi ve hukuk krizi yaşandığını iddia eden Hatimoğulları, mahkemenin CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nı iptal eden "mutlak butlan" kararına değinerek şunları söyledi:
"Cumhuriyet tarihi boyunca halk iradesi kimi zaman darbelerle, kimi zaman olağanüstü hukukla, kimi zaman da yargı kararlarıyla baskılandı. Bugün CHP'ye mutlak butlan atanması, demokratik siyasetin yeniden dizayn edilme örneklerinden biridir. Askeri vesayet rejimine karşı çıkanlar, şimdi bir zümrenin vesayet rejimine dönüştü. Böyle bir tablo içinde CHP ve mutlak butlan tartışması; bir parti içi kriz, bir koltuk kavgası ya da güncel siyasi çekişmenin çok ötesindedir."
"Öcalan yeni bir yol haritası ortaya koydu, AKP ile görüştük"
Barış ve Demokratik Toplum sürecinin kritik bir eşikte olduğunu, bu süreçte güven duygusunu sarsacak belirsizliklerden kaçınılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, İmralı heyetinin adımlarını ve AK Parti ile yapılan resmi temasları kamuoyuyla paylaştı:
"Son İmralı görüşmesinde Sayın Öcalan, mevcut tıkanıklıkları ve gecikmeleri aşmaya dönük yeni bir formül ve yol haritası ortaya koymuştur. Sayın Öcalan, sürecin hukuki zemini için çok yoğun bir çaba içindedir. İmralı heyetimiz de geçtiğimiz hafta temaslarda bulundu ve AKP’yle de bir görüşme gerçekleştirdi. Burada çerçeve yasa da görüşüldü. Heyetimiz görüşmede, özel yasanın bir an önce hayata geçmesi ve bunun sürece sağlayacağı ivme konusunda net bir çerçeve çizdi. Meclis kapanmadan yasanın çıkması hususunda görüşlerimiz yeniden ifade edildi."
Barış İçin "Üç adımlı Çerçeve yasa" önerisi
Meclis gündemindeki 12. Yargı Paketi gibi özgürlük alanlarını daraltan adımlar yerine "çerçeve yasa" odaklı bir mevzuat yapılması gerektiğini savunan Hatimoğulları, pozitif barışın eşiği olarak nitelendirdiği 3 adımlı çözüm formülünü şu sözlerle açıkladı.
" Yasanın geniş ve kapsayıcı olması önemlidir. Kürt sorununu 'terör ve güvenlik' dairesinden çıkarıp barış ve eşit kardeşlik hukuku zeminine taşımalıdır. Çerçeve yasayla birlikte sürecin kurumsallaşmasına doğru güçlü bir adım atabiliriz. Kurumsallaşmış süreç de barışın sigortası olacaktır. Barışın yaşamsal hale gelmesi için Sayın Öcalan’ın rolü ve konumunun tanımlanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Üç adımda çerçeve yasanın hayata geçirilmesi, pozitif barışın eşiğinin geçilmesidir. Bu esikte toplumun beklediği ve sürece ivme kazandıracak olan, yasal çerçevenin kendisidir."
Hatimoğulları konuşmasını, 13-14 Haziran tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek olan "Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı"nı desteklediklerini belirterek sonlandırdı.



