Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçmiş dönemde milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması ve sonrasında yaşanan hukuki süreçler üzerinden kendisine ve partisine yöneltilen eleştirilere karşı kurumsal sosyal medya hesabı üzerinden detaylı bir deklarasyon yayımladı. Kılıçdaroğlu, o dönem alınan kararların arka planını, anayasal süreci ve iktidarın yargı yoluyla gerçekleştirdiği uygulamaları değerlendirdi.
"Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum"
Açıklamasına, kendisinin de mevcut durumda hukuki davalarla karşı karşıya olduğunu hatırlatarak başlayan Kılıçdaroğlu, dokunulmazlık müessesesine bakış açısını şu ifadelerle dile getirdi:
“Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler; Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir. Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyor; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.”
"Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkan verdi"
2016 yılındaki oylamada AK Parti'nin süreci bir referandum hamlesine dönüştürmek istediğini ve bu durumun toplumsal bir kutuplaşma riski barındırdığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "evet" kararının gerekçesini şu sözlerle aktardı:
"2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik. Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir. Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem ‘Evet’ dedik. Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi."
"Suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray Rejimidir"
Dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından milletvekillerinin tutuklanması sürecine de değinen Kılıçdaroğlu, yasal prosedürlerin iktidar tarafından çiğnendiğini belirterek eleştirilerini şöyle sürdürdü:
"Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı. Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir."
"Demirtaş'ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tutarsızlıktır"
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve diğer tutuklu siyasetçiler için yürüttükleri hak arama faaliyetlerini hatırlatan CHP Lideri, el altından iktidarla pazarlık yapıldığını iddia ettiği bazı isimlere yönelik şu çıkışı yaptı:
"Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik. Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır."
"Yalan bilgilerle kamuoyunu işleyenler iktidara hizmet etmektedir"
Kılıçdaroğlu, dokunulmazlık konusunu gündemde tutan siyasetçi ve gazetecileri uyararak açıklamasını şu cümlelerle tamamladı:
"Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir. Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır. Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız. Buradan bir kez daha ilan ediyorum: Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim. Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz."





