İnsansız ve otonom sistemlerin savaş alanındaki ağırlığı arttıkça, deniz kuvvetlerinin teşkilat yapısı kadar askerî eğitim anlayışı da dönüşüyor. Türk Deniz Kuvvetlerinin insansız deniz araçlarını Deniz Harp Okulu ve Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulunun eğitim müfredatına alması, geleceğin bahriyelilerinin yalnızca klasik denizcilik ve harp bilgisiyle değil; yapay zekâ, otonom sistemler ve insanlı-insansız platformların müşterek kullanımı gibi yeni yetkinliklerle yetiştirileceği bir dönemin kapısını aralıyor.

Geçmişte Uzun Ufuk Bütünleşik Deniz Gözetleme Sistemi dahil keşif ve gözetleme sistemlerinden sorumlu Komuta Kontrol Şube Müdürlüğü ile Kuvvet Plan Daire Başkanlığında görev yapan Emekli Tümamiral Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel, insansız deniz araçlarının (İDA) eğitim gündemine girmesini değerlendirdi. Deniz Harp Okulunda komutanlık görevinde de bulunan Özel, İDA'ların deniz harbindeki rolüne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özel; sürecin tarihsel gelişimini, geleceğin deniz subayı profilini ve otonom sistemlerin harekât ortamındaki kullanımını anlattı. Türkiye'nin yerli İDA projelerine de değinen Özel, insanlı ve insansız sistemlerin birlikte kullanılacağı yeni deniz harekâtına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İNSANSIZ SİSTEMLERDE YAKLAŞIK 20 YILLIK DÖNÜŞÜM

Türk Deniz Kuvvetlerindeki insansız sistemler sürecinin tarihsel bir geçmişe dayandığını belirten Özel, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"İnsansız ve otonom sistemlerin bugün Deniz Harp Okulu ve Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulunun eğitim gündemine girmesini yalnızca yeni bir teknolojinin müfredata eklenmesi olarak görmüyorum. Bu gelişme, yaklaşık yirmi yıldır yakından takip ettiğim ve içerisinde görev aldığım daha kapsamlı bir teknolojik, doktriner ve kurumsal dönüşümün doğal sonucudur.

Meslek hayatımda 2005–2007 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığında, Uzun Ufuk Bütünleşik Deniz Gözetleme Sistemi dâhil keşif ve gözetleme sistemlerinden sorumlu Komuta Kontrol Şube Müdürü olarak görev yaptım. Daha sonra 2011–2012 döneminde Deniz Kuvvetleri projelerinin yürütülmesinden sorumlu Kuvvet Plan Daire Başkanlığı ve Plan Prensipler Başkanlığı görevlerini üstlendim. Bu görevler sırasında yalnızca mevcut ihtiyaçlarla değil, geleceğin Deniz Kuvvetlerinin nasıl bir yapıya sahip olması gerektiğiyle de ilgileniyorduk. İnsansız hava, su üstü ve su altı sistemleri de geleceğin kuvvet yapısı ve harekât ortamına ilişkin değerlendirmelerimizin doğal olarak bir parçasıydı."

Mesut Ozel 2

2050 ÖNGÖRÜLERİ 2020’LERDE GERÇEK OLDU

Açıklamalarına teknolojik gelişmelerin ivmesine dikkat çekerek devam eden Özel, süreci şu sözlerle aktardı:

"Özellikle 2010’lu yılların başlarında Deniz Kuvvetlerinin yaklaşık kırk yıllık perspektife uzanan strateji ve kuvvet yapısı çalışmalarında görev yaparken İsrailli fütürist Prof. David Passig’in 2050 adlı kitabını da okumuştum. Geleceğin teknolojilerine ve savaş ortamına ilişkin bazı öngörüleri o tarihte oldukça çarpıcı ve uzak bir geleceğe ait görünüyordu. Bugün beni asıl şaşırtan husus, 2050’li yıllarda yaygınlaşacağını düşündüğümüz insansız, otonom ve birbirleriyle ağ içinde çalışan sistemlerin önemli bölümünün daha 2020’li yıllarda savaş alanının günlük gerçekliği hâline gelmesidir.

Türkiye'den yılın ilk 8 ayında 178 ülkeye halı ihracatı
Türkiye'den yılın ilk 8 ayında 178 ülkeye halı ihracatı
İçeriği Görüntüle

Bunun tarihsel bir karşılığı da vardır: II. Dünya Savaşı radar, havacılık, elektronik ve roket teknolojilerinin gelişimini nasıl olağanüstü hızlandırdıysa, günümüzde Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalar da insansız sistemler, yapay zekâ, ticari hazır teknolojiler ve otonom sistemler alanındaki inovasyonu hızlandırmaktadır."

ERSEV BAYRAKTAR’DAN 2015 STRATEJİSİNE VE BUGÜNE UZANAN SÜREÇ

Özel, Türk Deniz Kuvvetlerinin İDA konusundaki birikimi ile eğitim kurumlarındaki teknolojik farkındalığın gelişimine ilişkin şunları kaydetti:

"Türk Deniz Kuvvetlerinin insansız deniz araçlarıyla ilgisi de bugün başlamış değildir. 2010’lu yıllarda bir deniz subayının öncülüğünde Ersev Bayraktar römorkörü üzerinden insansız deniz aracı kullanımına ilişkin deneysel çalışmalar yapılmıştı. Kuvvet karargâhındaki görevlerim sırasında da insansız sistemlerin strateji ve kuvvet planlama süreçlerindeki yerinin tartışılmasına ve bu alandaki projeksiyonların hazırlanmasına doğrudan tanıklık ettim. Daha sonra 2015 Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisinde insansız hava, su üstü ve su altı araçlarının ağ merkezli harp anlayışı içinde geleceğin kuvvet yapısındaki yeri daha belirgin biçimde ortaya kondu.

BUGÜNÜN İDA EĞİTİMİNİN TEMELLERİ YILLAR ÖNCE ATILDI

Eğitim sürecinde benzer bir devamlılığın bulunduğuna işaret eden Özel, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevleri döneminde öğrencilerin klasik denizcilik eğitiminin yanı sıra yeni teknolojilerle erken yaşta tanışmalarına öncelik verdiklerini aktardı.

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öğrencilerimiz International One Metre sınıfı uzaktan kumandalı yelken yarışlarına katıldı; Bilim ve Robot Kulüplerinde insansız deniz araçlarına yönelik çalışmalar yapıldı, ulusal ve uluslararası bilim yarışmalarına iştirak edildi. İnsansız hava araçlarıyla ilk temaslardan biri de Fotoğraf Kulübü bünyesine bir drone alınmasıyla gerçekleşti. Dolayısıyla bugün İDA eğitimlerinin kurumsal bir müfredat hâline gelmesini, geçmişte başlayan teknolojik farkındalığın artık doktrin, eğitim ve profesyonel askerî yetkinlik düzeyine taşınması olarak görüyorum."

Mesut Özel

Emekli Tümamiral Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel, insansız deniz araçları, subay eğitimi ve geleceğin deniz harekâtına ilişkin merak edilen soruları yanıtladı.

TÜRKİYE'NİN İDA EĞİTİMİ VE SUBAY PROFİLİ

Deniz Harp Okulu’nda İDA eğitimlerinin başlaması geleceğin deniz subaylarının yetiştirilmesi açısından ne ifade ediyor?

Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: Bunu yeni bir dersin müfredata eklenmesinden ziyade, geleceğin deniz subayı profilinin değişmesi olarak değerlendirmek gerekir. Geleceğin subayı yalnızca gemi kullanmayı, silah ve sensör sistemlerini bilmeyi değil, insanlı ve insansız platformları aynı harekât resmi içerisinde yönetebilmeyi de öğrenmelidir. Bahriyelilerin otonom sistemlerin çalışma mantığını, sensörleri, haberleşmeyi ve yapay zekâyı anlamaları önemlidir. Ayrıca bu sistemlerin harekât ortamındaki imkân ve sınırlamalarını da bilmeleri gerekir.

Deniz Harp Okulu öğrencilerinin kendi insansız deniz araçlarını tasarlamaları, yazılımlarını geliştirmeleri ve otonom seyir denemeleri yapmaları bu açıdan çok değerli bir başlangıçtır. Eğitim yalnızca kullanıcı yetiştirmemeli; teknolojiyi anlayan, sorgulayan ve gerektiğinde yeni kullanım konseptleri geliştirebilen subaylar yetiştirmelidir.

Geleceğin deniz subayı, giderek daha fazla bir sistem yöneticisi, teknoloji kullanıcısı ve taktik karar verici olacaktır.

İDA'LAR DENİZ HAREKÂTINI DEĞİŞTİRİYOR

İDA’ların otonom hareket edebilmesi ve keşif, gözetleme ve istihbarat görevlerinde kullanılması deniz harekâtını nasıl değiştirebilir?

Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: Rusya-Ukrayna Savaşı, İDA’ların artık yardımcı unsurlar değil, deniz harbinin doğrudan asli unsurlarından biri olabileceğini açık biçimde gösterdi. Özellikle Karadeniz’de insansız su üstü ve kısmen su altında hareket eden araçların Rus Karadeniz Filosuna karşı yarattığı etki, klasik deniz gücü hesaplarının yeniden değerlendirilmesini gerektirdi. İDA’lar keşif, gözetleme ve istihbarat görevlerinde uzun süre bölgede kalabilir; insan hayatını riske atmadan tehlikeli sahalara girebilir ve diğer sensörlerle sürekli veri alışverişinde bulunabilir. Bu durum, deniz resminin daha geniş bir alanda ve daha kesintisiz tutulmasını mümkün hâle getirecektir. İnsanlı ve insansız unsurların ağ içerisinde müştereken kullanılması, büyük platformlara dayanan klasik kuvvet yapısını giderek daha dağıtık bir yapıya dönüştürecektir. Dolayısıyla geleceğin deniz harekâtı, insanlı ve insansız sistemlerin birbirini tamamladığı ağ merkezli bir yapı içerisinde yürütülecektir.

EĞİTİMDE ÖNE ÇIKAN TEKNİK VE OPERASYONEL KONULAR

Bahriyelilerin İDA eğitimlerinde hangi teknik ve operasyonel konular öne çıkmalı?

Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: Eğitimin üç temel boyutu olması gerektiğini düşünüyorum: teknik yeterlilik, operasyonel kullanım ve karar verme yeteneği. Teknik tarafta otonom sistem yönetimi, yapay zekâ, sensör füzyonu, görüntü işleme, seyrüsefer sistemleri, veri bağları, elektronik harp, veri analizi ve özellikle siber güvenlik öne çıkmalıdır. Operasyonel eğitim ise münferit İDA kullanımından insanlı platformlarla müşterek harekâta ve zaman içinde sürü sistemlerinin kullanımına kadar uzanmalıdır. Bunun yanında bakım-tutum, arıza yönetimi, görev planlama ve sistemlerin sahada hızlı biçimde yeniden yapılandırılması da öğretilmelidir. İDA’ların kullanımının hukuki ve etik boyutları ile angajman kuralları da eğitimin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Çünkü iyi bir subay yalnızca sistemi kullanan kişi değil; sistemin hangi şartlarda, ne amaçla ve hangi sınırlar içerisinde kullanılacağına karar veren kişidir.

İNSAN-MAKİNE İŞ BİRLİĞİ VE KARAR ALMA SÜREÇLERİ

İnsansız sistemlerin yaygınlaşması taktik karar alma süreçlerini ve insan-makine iş birliğini nasıl şekillendirecek?

Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: Geleceğin komutanının temel problemi bilgi eksikliğinden ziyade, çok büyük miktardaki bilgiyi doğru ve zamanında değerlendirmek olacaktır. Yapay zekâ ve otonom sistemler tehditleri sınıflandırabilir, alternatif hareket tarzları önerebilir ve komutanın karar süresini önemli ölçüde kısaltabilir. Ancak algoritmanın sunduğu sonucun mutlaka doğru olduğu varsayılmamalıdır; komutanın mesleki bilgisi, tecrübesi ve sezgisel durum muhakemesi önemini koruyacaktır. Özellikle ölümcül kuvvet kullanımı gibi kritik kararlarda son sözün insanda kalması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle geleceğin subay eğitiminde teknoloji kadar liderlik, karakter, etik ve belirsizlik altında karar verme becerilerine de yatırım yapılmalıdır. Amerikan Deniz Harp Okulunda teknoloji eğitiminin yanında Stoacı düşünce, öz denetim ve zor şartlarda muhakeme gibi konulara önem verilmesini de bu açıdan anlamlı buluyorum.

YERLİ İDA TEKNOLOJİLERİ VE DENİZ KUVVETLERİNİN İHTİYAÇLARI

Türkiye’nin yerli İDA teknolojileri ve Deniz Kuvvetlerinin ihtiyaçları birlikte değerlendirildiğinde hangi görevler öne çıkabilir?

Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: Önümüzdeki dönemde öncelikle istihbarat, keşif ve gözetleme; mayın karşı tedbirleri; liman ve üs savunması; kuvvet koruma; denizaltı savunma harbi ve su üstü harbi görevlerinde İDA kullanımının yaygınlaşacağını düşünüyorum. Türkiye’de MARLİN, SANCAR, ULAQ, SALVO ve sürü kabiliyetine yönelik ALBATROS-S gibi farklı projelerin ortaya çıkması, tek tip bir araçtan ziyade görev ihtiyacına göre şekillenen bir insansız sistem ailesine doğru gidildiğini göstermektedir. Didim/Aydın’da İDA Grup Komutanlığına yönelik altyapı oluşturulması ve farklı deniz üslerinde İDA altyapısının planlanması da bu sistemlerin geçici bir proje değil, kuvvet yapısının kalıcı bir unsuru hâline geldiğini göstermektedir. Özellikle Ege gibi sürekli keşif ve gözetleme ihtiyacının yüksek olduğu bölgelerde, barış ve gerginlik dönemlerinde İDA’lardan yoğun biçimde yararlanılması mümkündür. Bir kriz veya silahlı çatışmada ise bu sistemler sahilden veya denizdeki görev gruplarından sevk edilerek insanlı unsurlarla birlikte kullanılabilir. Burada asıl mesele daha fazla İDA edinmek değil; İDA’ları teşkilat, doktrin, eğitim, komuta-kontrol ve insanlı platformlarla müşterek harekât bakımından bütünleşik bir kuvvet yapısına dönüştürmektir.

Muhabir: Esin Özdemir