Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 36. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da bulunan Alba Otel’de ortak bir basın toplantısı düzenledi.

NATO’ya Hayır” yazılı pankartın arkasında bir araya gelen dört emek ve meslek örgütünün ortak açıklaması, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar tarafından kamuoyuna okundu.

“Zirve öncesi baskı politikaları artıyor”

Açıklamada, NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere yönelik baskıların arttığı vurgulandı.

Ali Ekber Çakar, zirve gerekçe gösterilerek ev baskınları yapıldığını, çok sayıda kişinin gözaltına alındığını, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklandığını ve demokratik kamuoyu üzerinde baskı kurulduğunu ifade etti.

Çakar, bu uygulamaların ifade ve örgütlenme özgürlüğünü hedef aldığını belirterek, şunları kaydetti:

"NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek günlerdir ev baskınları yapılmakta, çok sayıda kişi gözaltına alınmakta, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanmakta, demokratik kamuoyu üzerinde baskı kurulmaktadır. Kent yaşamının baskıcı uygulamalarla kuşatılması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün fiilen sınırlandırılması kabul edilemez. NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen bu saldırılar yalnızca belirli kesimleri değil, toplumun tamamını susturmaya dönük bir gözdağı politikasının parçasıdır. Demokratik hakların kullanılmasının suç gibi gösterilmesine, barış ve demokrasi talebinin baskıyla bastırılmak istenmesine sessiz kalmayacağız.

Bizler DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak; savaş politikalarının, baskı rejimlerinin ve emperyalist müdahalelerin karşısında; emekten, barıştan, demokrasiden ve halkların kardeşliğinden yana tutum almaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki NATO, kuruluşundan bu yana halklara barış değil savaş, güvenlik değil istikrarsızlık getirmiştir. Darbelerden işgallere, kontrgerilla faaliyetlerinden vekâlet savaşlarına uzanan tarihi bunun en açık kanıtıdır. Bugün de dünya, enerji kaynakları, ticaret yolları ve jeopolitik çıkarlar uğruna yürütülen çatışmaların ve savaş politikalarının ağır sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Türkiye de bu tablodan bağımsız değildir. Siyasal iktidar, kendi siyasal varlığını sürdürmek ve içeride yaşanan ekonomik, toplumsal ve siyasal krizleri baskı politikalarıyla yönetmek adına ülkemizi NATO'nun güvenlikçi ve saldırgan stratejileriyle daha fazla uyumlu hale getirmektedir."

“Savaşın bedelini halklar ödüyor”

Çakar, savaş ve çatışma ortamlarının bedelini işçiler, emekçiler, kadınlar ve gençlerin ödediği vurgulayarak şöyle devam etti:

Ebubekir Şahin'den BirGün Gazetesi'ne tazminat davası
Ebubekir Şahin'den BirGün Gazetesi'ne tazminat davası
İçeriği Görüntüle

"Emperyalist merkezlerle kurulan bu bağımlılık ilişkisi, dış politikadan ekonomiye kadar pek çok alanda ülkemizin geleceğinin uluslararası güç odaklarının ve sermaye çevrelerinin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesine hizmet etmektedir. Halkın barış, demokrasi ve özgürlük taleplerinin bastırılmaya çalışılması; savaş politikaları ile içerideki baskı politikalarının birbirini beslediğini açıkça göstermektedir. Başta ABD olmak üzere emperyalist güçler, kendi ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda halkları yeni savaşların içine sürüklemektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayan, işgalleri ve saldırıları meşrulaştırmaya çalışan bu anlayış; dünyanın dört bir yanında otoriter rejimleri güçlendirmekte, halkların iradesini yok saymakta ve demokratik değerleri aşındırmaktadır.

Orta Doğu'da süren savaşlar, bölge halkına yönelik saldırılar ve bölgeyi daha büyük çatışmalara sürükleyen müdahaleler bunun en güncel örnekleridir. Bu emperyalist barbarlığın bedelini ise halklar ödemektedir. Milyonlarca insan yoksulluk, göç, açlık ve ölümle karşı karşıya bırakılmaktadır. Savaşlardan ve gerilimlerden kazanç sağlayanlar silah tekelleri, enerji şirketleri ve uluslararası sermaye çevreleri olurken; bedeli işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve halklar ödemektedir. Silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan kaynaklar; eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten barınma hakkına kadar halkın temel ihtiyaçlarından eksiltilmektedir. Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı krizlerin faturası daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik olarak emekçilere çıkarılmaktadır. Emekçiler daha düşük ücretlere, daha güvencesiz çalışma koşullarına ve daha ağır yaşam koşullarına mahkûm edilirken; savaş sanayii şirketleri ve küresel sermaye çevreleri servetlerine servet katmaktadır."

“NATO üsleri kapatılsın, Türkiye NATO’dan çıksın”

NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek yapılan gözaltı ve baskı uygulamalarının sona ermesi çağrısında bulunarak Türkiye’deki NATO üslerinin kapatılması ve Türkiye’nin NATO’dan ayrılması gerektiğini ifade eden Çakar, şunları kaydetti:

"NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek sürdürülen gözaltılar, ev baskınları, hak ihlalleri ve tüm antidemokratik uygulamalar derhal son bulmalıdır. Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye, bir savaş örgütü olan NATO’dan derhal çıkmalıdır. Savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve baskı rejimlerine karşı; emek, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz."

Kaynak: Haber merkezi