Aspendos Opera ve Bale Festivali, "Attila" operasının ilk gösterimi ile başlayacak
Aspendos Opera ve Bale Festivali, "Attila" operasının ilk gösterimi ile başlayacak
İçeriği Görüntüle

Osmanlı Devleti'nin Batılılaşma döneminin en görkemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Dolmabahçe Sarayı'nın hizmete açılışının üzerinden tam 170 yıl geçti. Sultan Abdülmecid'in talimatı doğrultusunda 1843-1856 yılları arasında inşa edilen Beşiktaş sahilindeki bu muazzam yapı, hem Osmanlı İmparatorluğu'nun idari merkezi oldu hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarının en önemli dönüm noktalarına ev sahipliği yaptı.

Dolmabahçe Sarayı 170 yaşında-2

Dolmabahçe Sarayı, bugün Beşiktaş sahilinde 110 bin metrekarelik geniş bir alan üzerinde yükseliyor. Sarayın bulunduğu bölge, yüzyıllar boyunca doğal bir koy olarak kullanıldıktan sonra tarihi süreç içinde şekillendi. Sultan 2. Osman döneminde doldurularak "Dolmabahçe" adını alan bu alan, zamanla padişahların hasbahçesine ve Beşiktaş Sahilsarayının bir parçasına dönüştü.

Dolmabahçe Sarayı 170 yaşında

13 Haziran 1843 yılında inşasına başlanan saray kompleksi, ana yapıyı oluşturan Mabeyn, Muayede Salonu, Harem ve Veliaht dairelerinin yanı sıra; Bezmialem Valide Sultan Camii, Has Ahır, Saray Tiyatrosu, Saat Kulesi, Hazine-i Hassa ve Mefruşat daireleri gibi pek çok tarihi yapıyı bünyesinde barındırıyor. Yerleşke içerisinde ayrıca Kuşluk, Camlı Köşk, Gedikli Cariyeler ve Kızlarağası daireleri ile Hareket Köşkleri, Baltacılar, Agavat, Bendegan ve Musahiban daireleri de bulunuyor.

Thumbs B C5B4Aa44De1A75428B436F4Ba024B09C

"Batılı bir görüntüye sahip ama köklü geleneklerini yaşatıyor"

Milli Saraylar Müzecilik ve Tanıtım Daire Başkanı Güller Karahüseyin, sarayın inşasının bölüm bölüm devam ettiğini ve her bölümün girişindeki alınlıklarda Sultan Abdülmecid'in tuğrası ile o bölümün bittiği tarihin yer aldığını belirtti. Sultan Abdülmecid'in 7 Haziran 1856'da Dolmabahçe Sarayı'na taşındığını aktaran Karahüseyin, dönemin Ceride-i Havadis gazetesinde padişahın taşındığı günün ertesi sarayda devlet erkanını kabul ettiğine dair haberlerin yer aldığını ifade etti.

Sarayın mimari ve sosyo-kültürel yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahüseyin, şunları kaydetti:

"Bu saray aslında Osmanlı Devleti'ndeki batılılaşma ve yenileşme hareketinin geldiği noktayı bize gösteriyor. Sarayda çoğunlukla rokoko, barok, ampir gibi batılı sanat akımlarının etkilerini görmekteyiz. Fakat Dolmabahçe Sarayı her ne kadar batılı bir görüntüye sahipse de yine köklü geleneklerini yaşatmayı sürdüren bir saraydır. Aynı zamanda Türk yaşam biçiminin karakteristik özelliklerini taşımaktadır."

7F6De24407D3604A3E86A5B1Bd5B6B14

Her bölümü farklı bir tasarıma sahip

Sarayın monoblok ana yapı üzerinde "Mabeyn-i Hümayun (Selamlık)", "Muayede Salonu" ve "Harem-i Hümayun" olmak üzere üç ana bölüme ayrıldığına dikkat çekildi. Devlet yönetiminin yürütüldüğü Mabeyn bölümünün en üst düzeyde ihtişamlı süslemelere sahip olduğunu belirten Karahüseyin, dünyadaki teknolojik gelişmelerin ilk olarak bu sarayda uygulandığını vurguladı. Karahüseyin, "Dolmabahçe Sarayı yapılırken tüm dünyada olduğu gibi sarayın ısıtılması ve aydınlatılması için bir gazhane yapılması gibi" örneğini verdi.

Bayramlaşma törenleri ile çok özel ağırlamalara ev sahipliği yapan Muayede Salonu'nun ardından gelen Harem-i Hümayun bölümünü "asıl Türk yaşam biçiminin karakteristik özelliklerinin görüldüğü yer" olarak tanımlayan Karahüseyin, şu detayları paylaştı:

"Harem bölümü daha sade süslemelere sahiptir ve Türk evi plan tipine uygundur. Sofalar ve sofalara açılan odalar şeklindedir. Harem bölümünde başta Valide Sultan olmak üzere kadın efendilerin, gözdelerin ve ikballerin kendilerine ait daireleri vardır. Bu daireler bodrum katı ve tavan arasıyla birlikte dört kattır. Her dairede bir kadın efendi, çocuklarıyla ve hizmetlileriyle birlikte yaşamaktadır. O büyük dairelerden orta sofalara çıkılmakta ve oralarda birlikte sosyal bir hayat sürdürülmektedir."

Milli Saraylar Başkanlığı, tarihi mirası en iyi şekilde koruyarak gelecek kuşaklara aktarma hedefi doğrultusunda restorasyon süreçlerini Bilim ve Değerlendirme Kurulunun titiz incelemeleriyle yürütüyor. Tarihi yapıların korunmasının yanı sıra dijitalleşmeye de uyum sağlandığını belirten Güller Karahüseyin, ziyaretçilerin sarayı daha kapsamlı gezebilmeleri için sesli rehberlik sistemlerinin devreye alındığını söyledi. Ayrıca son dönemde, eserlere zarar vermemek adına flaş kullanılmaması ve amatör düzeyde kalması şartıyla belirli kurallar çerçevesinde fotoğraf çekimine de izin verilmeye başlandığı açıklandı.

Thumbs B2 B2009C9166D746D154Ac7Bc32F3893B6

Atatürk'ün çalışmalarına şahit oldu

Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı'nın son altı padişahına ve son halife Abdülmecid Efendi'ye ev sahipliği yapmasının ötesinde, Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinin de en önemli idari ve tarihi merkezlerinden biri oldu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında resmi çalışmalarının önemli bir bölümünü bu sarayda yürüttü. Latin alfabesine geçiş sürecindeki ilk kritik uygulamaların da gerçekleştirildiği Dolmabahçe Sarayı, Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de hayata gözlerini yumduğu yer olması vesilesiyle Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en anlamlı tanığı olarak tarihteki yerini koruyor.

Kaynak: AA