Serginin açılışında konuşan Fransız Kültür Merkezi Ankara Müdürü Pascale Boeglin Rodier, sergiyi 2026 dans sezonunun “sembolik açılışı” olarak tanımladı. Boeglin Rodier, Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’deki faaliyetlerinde dansın özel bir yeri olduğunu vurgulayarak, “Dans, Türkiye’de hayata geçirdiğimiz kültürel programda önemli bir yer tutmaktadır” dedi.

Projeyi hem sade hem güçlü bir düzenek olarak nitelendiren Boeglin Rodier, herkes için aynı çerçevede ve sabit planda çekilen bir dakikalık dansların “adeta geliştirilmiş bir fotoğraf kabini gibi” kurgulandığını söyledi. Bir dakika içinde bedenin “dile, hafızaya ve kendini ifade etmenin aracına” dönüştüğünü belirten Boeglin Rodier, her portrenin “biricik bir varoluşu” görünür kıldığını ifade etti.
Türkiye’de üretilen serinin projenin gelişiminde merkezi bir yerde durduğunu anlatan Boeglin Rodier, “Burada sunulan on Türk dansçıya ait portreler, Türkiye’nin çağdaş koreografi sahnelerinin canlılığını, çeşitliliğini ve zenginliğini gözler önüne sererken, aynı zamanda Kolombiya, Kamboçya, Fransa, Tunus gibi birçok ülkede gerçekleştirilen diğer portrelerle de güçlü bir yankı ve etkileşim kurmaktadır” dedi.

100’ü aşkın portre, küresel bir harita
Koleksiyon bugün Fransa, Portekiz, Kolombiya, Myanmar, İsviçre, Çin, Kamboçya, Tunus ve Türkiye’den 100’ü aşkın dansçı portresini bir araya getiriyor. Fas ve Kanada’da gerçekleştirilmesi planlanan yeni serilerle birlikte proje, güncel dansların küresel bir haritasını oluşturmayı hedefliyor.
Halil İbrahim Aygün, Ece Çamlı, Mustafa Kaplan, Melih Kıraç, Serap Meriç, Canan Yücel Pekçeten, Leyla Postalcıoğlu, Kamola Rashidova, Filiz Suzani ve Yunus Emre Şahin’in yer aldığı seri, çağdaş Türkiye koreografi sahnesinin canlılığını ve çeşitliliğini yansıtıyor. Serginin açılış etkinliği kapsamında dans sanatçısı Tunara Duranöz de canlı bir performans sergiledi.

Çizgi ile dans arasında diyalog
Sergide Belanger’in işleriyle diyalog içinde çizer Benttt’in grafik çalışmaları da yer alıyor. Benttt, video portrelerden elde edilen görüntüler üzerinden hareketin ivmesini, jestin enerjisini ve bedenin bıraktığı izi çizgisel bir dille yeniden yorumluyor.
Tekrar, teknik çeşitlilik ve imge dönüşümüne dayalı süreçle üretilen bu çizimler, dansı ekranın ötesine taşıyor. Çalışmalar, hareketi form verilebilir bir maddeye dönüştürürken, bedenin bıraktığı izi canlı bir hafıza alanına dönüştürüyor.
“Donnez-moi une minute / Bana bir dakika ver” sergisi, 28 Mart 2026 tarihine kadar Fransız Kültür Merkezi Ankara’da ziyaret edilebilecek.




