1960’lardan 1980’lere uzanan kadın gardırobunun izlerini taşıyan koleksiyoner, küratör ve 24 Saat Yazarı Esin Derin Aden'in Pembe Lotus koleksiyonu, “Geçmişin Gardırobu” sergisiyle Medya Sanat Galerisi'nde izleyiciyle buluştu. Elbiselerden çantalara, şapkalardan aksesuarlara uzanan parçalar, yalnızca geçmişin modasını değil, yıllar boyunca saklanan kadın hikâyelerini de yeniden görünür kıldı.

"Her parçanın bir zamanı ve mutlaka anlatacak bir hikâyesi var"
Gazeteciler Cemiyeti Medya Sanat Galerisi’nde açılan serginin açılışında konuşan Esin Derin Aden, serginin yalnızca eski kıyafetlerden oluşan bir seçki olmadığını vurgulayarak, “Bugün burada yalnızca eski kıyafetleri sergilemek için değil, modanın hafızasına birlikte dokunmak için buluştuk. Her parçanın bir zamanı, bir kadını ve mutlaka anlatacak bir hikâyesi var. Kimi bir sandıktan çıktı, kimi yıllarca özenle saklandı, kimi ise bir dönemin zarafetini sessizce bugüne taşıdı. Eski dönem kıyafetlerinin hafızasına, hikayesine dokunmak için buradayız. Bu, benim yaklaşık 9 yıldır hayal ettiğim bir şeydi. Hayalimi gerçekleştirdiğim için mutluyum” dedi.
Sergide 1960’ların, 1970’lerin ve 1980’lerin kadın gardırobundan seçilen parçaların yer aldığını belirten Aden, vintage kavramını geçmişte kalmışlık üzerinden değil, bugüne taşınan bir değer olarak ele aldığını söyledi. “Vintage benim için geçmişte kalmış olmak değil, geçmişin bugün hâlâ güzel, anlamlı ve ilham verici olabilmesi” diyen Aden, sergiyi gezenlerin kıyafetlerin yanı sıra onların taşıdığı kadın hikâyelerini de görmesini istediğini belirtti.

Aden, şöyle devam etti:
"Ben turizm otelcilik okudum, uzun yıllar bu işi yaptım ama büyük babam Mehmet Çiçekli, Diyarbakır'da bir terziydi. İstanbul'da o dönemin en iyi terzilerinden olan Şükrü Baysal'dan eğitim aldı ve daha sonra ordu evinde askerliğini devam ettirdi. 71 yılında Paris'e giderek eğitim aldı. Annem de stilist, modelist çok iyi bir terzi. Ben de 2000'lere doğru otelciliği bırakıp bugünlere geldim."
Aden, konuşmasında ayrıca serginin hayata geçmesinde katkı sunan Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Ayhan Aydemir’e, gazeteci Figen Balcı’ya ve Medya Sanat Galerisi sahipleri Ayşegül Bora ile Ayşe Arkün’e teşekkür etti.

Bir gelinlikten kalan aile hafızası
Pembe Lotus koleksiyonunda Aden’i en çok etkileyen parçalardan biri de ailesinden gelen, 1960’ların sonlarına ait krem rengi saten gelinlik.
Annesinin teyzesine ait olan gelinliğin yıllar içinde aile içinde el değiştirerek kendisine ulaştığını anlatan Aden, parçanın üzerinde hâlâ sandık lekelerinin bulunduğunu söyledi. Aden, gelinliğin günümüz mankenlerine dahi sığmadığını belirterek, “En çok etkileyen de S bedenin de altında olması. Hiçbir mankene sığmaması, hiçbir şekilde onu bir mankenle giydirip sunamamamız hem üzdü hem şaşırttı. ‘Bu nasıl bir incelik’ dedirtti. En etkili parça o benim için diyebilirim” dedi.

Gösterişli gardıroptan rahatlığa
1960’lardan 1980’lere uzanan koleksiyona bakıldığında yalnızca modanın değil, kadınların gündelik yaşamının da değiştiği görülüyor. Aden’e göre bu değişimin en belirgin karşılığı, kıyafetlerin giderek sadeleşmesi ve hareket özgürlüğünün öne çıkması.
“Sadeleşmişiz gittikçe. Rahat kıyafetlere, rahat çizgilere geçmişiz” diyen Aden, geçmiş dönemlerde günlük yaşamda kullanılan parçaların bugüne kıyasla çok daha detaylı ve gösterişli olduğunu ifade etti. Aden, “60’larda, 70’lerde, 80’lerde dahil çok süslü, çok detaylı ama taşıması ve hareket etmesi bir o kadar zor parçalar varmış” diye konuştu.

“Artık yeniden kazanma zamanı”
Vintage parçaların Türkiye’deki karşılığının da değiştiğini söyleyen Aden, geçmişte “modası geçti” denilerek bir kenara bırakılan kıyafetlerin bugün yeniden değerlendirilmesine dikkat çekerek, “Bence Vintage Türkiye'de daha hak ettiği noktaya gelmedi ama çok az kaldı. Çok az kaldı, gelmek üzere, sonuna geldik diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Özellikle kadınların vintage konusunda daha bilinçli hale geldiğini belirten Aden, geçmişte değersiz görülen parçaların bugün yeniden kullanılabilir hale getirilmesinin önem kazandığını söyleyerek, “Eskisi gibi değil. Bir dönem ‘Bu artık ne olacak, bunun modası geçti, bu artık kullanılmaz’ deyip hep atılmış, verilmiş. Hiçbir şekilde kıymeti bilinmemiş. Ama o geçti. Artık ‘Nasıl dönüştürebilirim, nasıl tekrar kazanabilirim, bunu nerede değerlendirebilirim?’ zamanı" dedi.
Bu ilginin ekonomik nedenlerle de güçlendiğini belirten Aden, vintage parçaların fiyat açısından daha ulaşılabilir olmasının yanı sıra manevi değerlerinin de yeniden keşfedildiğini ifade etti.

Gençlerin gözü geçmişte: "Özellikle genç kesim çok beğeniyor"
Aden’in kendi dükkânındaki deneyimi de vintage kültürünün özellikle gençler arasında karşılık bulduğunu gösteriyor. Aden, “Bize gelen vintage dönem kıyafetlerini özellikle genç kesim çok beğeniyor, seviyor ve kapış kapış gidiyor” dedi.
İlginin özellikle üniversite öğrencileri ve 30 yaş civarına kadar olan gençlerde yoğunlaştığını belirten Aden, “Daha yok mu, gelecek mi, nasıl parçalar gelecek diye soranlar, sipariş verenler çok fazla var” sözleriyle bu ilgiyi ifade etti.

Bir terzinin gazete ilanından sergiye
Koleksiyonda Aden için özel anlam taşıyan bir başka parça ise Beyoğlu’nda faaliyet gösteren terzi Edibe Güneyer imzasını taşıyan, tamamen el dikişiyle hazırlanmış uzun elbise ve kısa ceket.

Parçanın kendisine neredeyse tesadüfen ulaştığını anlatan Aden, bir sahaf arkadaşının önerisi üzerine karşılaştığı bu tasarımın hikâyesini merak ederek araştırmaya başladığını söylüyor. Araştırması sırasında parçanın dönem gazetelerinde reklamının ve ilanının yayımlandığını da bulan Aden, “Gazete küpürleri de var bende, onları da bastırıp sosyal medyada paylaşacağım” dedi.
Parçanın kendisine ulaşma biçiminin de hikâyenin bir parçası olduğunu vurgulayan Aden, “Hiç çabasız bana gelmesi, hediye olması beni çok etkiledi. Çok mutlu olmuştum” ifadelerini kullandı.

Altı günlük bir hafıza yolculuğu
“Geçmişin Gardırobu”, 1960’lardan 1980’lere uzanan kadın gardırobunu elbiseler, çantalar, şapkalar ve aksesuarlar üzerinden yeniden kuruyor. Sergi, kıyafetleri yalnızca dönemsel bir moda göstergesi olarak değil, zamanın ve kişisel hafızanın taşıyıcısı olarak ele alıyor.
Pembe Lotus koleksiyonundan seçilen parçaların yer aldığı sergi, Gazeteciler Cemiyeti Medya Sanat Galerisi’nde hafta boyunca ziyaret edilebilecek.






