Ankara’da yolu Kızılay’dan, Karanfil Sokak’tan geçenlerin hafızasında tek bir ortak adres vardır: "Dost’un önü." Yarım asra yaklaşan ömrüyle Dost Kitabevi, sadece entelektüel bir sığınak ve kent hafızasına kazınan bir buluşma noktası değil; Türkiye’de yayıncılık ekosistemine barkod sistemini getiren, dağıtım ağlarının kurallarını baştan yazan bir öncü Üstelik Dost, sadece bir perakendeci de değildir; Kültür Kitaplığı serisiyle Nietzsche’den Foucault’ya, Spinoza’dan Kafka’ya uzanan devasa felsefe ve sanat monografilerini; kuşe kağıda basılı o meşhur Görsel Gezi Rehberleri'ni Türkçeye kazandıran dev bir mutfak. Bu yönüyle geçmişte yaygın olsa da günümüzde giderek azalan, yayınevine sahip kitabevlerinden biri olarak Ankara kültür ve sanat dünyasıyla iç içe geçmiş bir adres Dost.

Dostafis (1) (1)

Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri ve April Yayıncılık editörü Nazlı Berivan Ak, bağımsız kitapçılara odaklanan belgesel serisinin ikinci halkası "Dost: 49 Yılın Hikâyesi" ile kamerasını bu efsanevi yayıncılık kalesinin kurucusu Erdal Akalın’a çeviriyor. Belgeselde popüler kültürün tek tipleştirici etkisine karşı nitelikli kitap seçme süreçlerinden bağımsız kalabilme inadına kadar Türkiye’de yazılı kültürü koruma mücadelesini masaya yatırılıyor. Belgesel, izleyiciye Dost Kitabevi'nden girince karşımıza çıkan, ziyaretçisini yeşillerle buluşturan o aydınlık alandaki hisleri bırakıyor: Kitaplar ve edebiyat iyi ki var. Ve elbette yayıncılık emekçileri de...

"Dost: 49 Yılın Hikâyesi" vesilesiyle Nazlı Berivan Ak ile kurgu masasından bağımsız yayıncılığın geleceğine uzanan bir sohbet gerçekleştirdik.

Bu çalışmada görsel dili inşa eden bir yönetmen olarak varsınız hem de köklü bir editör kimliğiniz var. Uzun yıllara dayanan editörlük ve yayıncılık tecrübeniz, yönetmenlik koltuğunda size nasıl bir bakış açısı sundu?

Çok güzel bir soru, teşekkür ederim. Şöyle ki, ben çok uzun yıllardır, dile kolay 16-17 senedir yayıncılık sektörünün içindeyim ve editörlük yapıyorum. Son dört senedir de bu birikimi sinemaya taşıyarak ikinci filmine imza atmış bir yönetmen olarak karşınızdayım. Aslında bu iki disiplinin birbirine katkısı muazzam. Benim çalıştığım yayınevi olan April Yayıncılık, disiplinleraras bir topluluk. Müziğin modayla, edebiyatın sahneyle kesiştiği noktaları çok önemseyen bir yapıya sahip. Ben de filme bu yaklaşımla yaklaştım.

Editörlük, en nihayetinde herhangi bir metnin fazlalıklardan kurtulması; okuru en çok mutlu edecek ve ona en çok şey öğretecek rafine hale getirilmesi mesleği. Yönetmenliğin de buna çok benzediğini düşünüyorum. Hikaye orada, karşınızda duruyor. Sizin tek yapmanız gereken şey o fazlalıkları budamak, olanı parlatmak ve ortaya çıkarmak. Bu yüzden yayıncılık deneyimim, yönetmenliğime fazlasıyla katkıda bulundu. Bütün güzel sanatların ve yaratıcı işlerin birbirini beslediğine inanıyorum.

I M G 20250817 W A0005

"Kısa videolar çağında uzun anlatılardan korkmamalıyız"

Günümüzde özellikle genç nesilde okumaktan ziyade izlemeye, hızlı bilgi tüketimine yönelik bir eğilim var. Yemek yerken bile kısa bir video ya da belgesel izleniyor. Edebiyatı ve yayıncılık tarihini belgesel üzerinden anlatmak, bu genç kuşakla kurulacak bağda nasıl bir köprü görevi görüyor?

Çok haklısınız. Artık hepimizin konsantrasyon süresi çok düşük; sürekli kısa videolar peşindeyiz. Hemen tüketilip bir kenara konulacak metinler, filmler bize çekici gelebiliyor. Ama madalyonun bir de diğer yüzü var: Günümüze baktığımızda klasik metinlerin, klasik yazarların yükselişte olduğunu görüyoruz. Çok hacimli kitapların satışları çok iyi gidiyor; tarih gibi nispeten "zor" sayılabilecek türler tüm dünyada ve Türkiye'de daha çok okur tarafından anlamlandırılıyor. Bu durum bize bir şey söylüyor: "Gerçekten kısa görseller mi arıyoruz, yoksa bunlar sürekli önümüze çıkarıldığı için mi bunlara alışıyoruz?"

Ben hem yayınladığım kitaplarda hem de yaptığım iki belgeselde, tam da "yapılmaması gereken" şeyi yaptım; hikayelerin uzun hallerini kullanmayı önceledim. Çünkü izleyicinin de okurun da iyinin, niteliklinin peşinde olduğunu düşünüyorum. İyi bir metin, iyi bir belgesel veya iyi bir hikayenin ne uzunlukta olduğu, kaç dakika sürdüğü aslında o kadar önemli değil; yeter ki işin bir derinliği olsun. Bu yönüyle belgeseli 6 dakikalık kısa bir iş olarak da kurgulayabilirdim ama ben 37-38 dakikalık bir belgesel haline getirdim, elimi korkak alıştırmadım. Henüz ikinci gününde organik bir şekilde, kulaktan kulağa yayılarak 15 bin izlenmeye ulaşması, doğru bir yöntem uyguladığımı gösteriyor.

Bu çalışma gençleri okuma ve kitapçılık kültürüne mutlaka yaklaştıracaktır ama bir yandan da uzun metinlerden ve uzun filmlerden korkmamamız gerektiğinin bir sağlaması oldu.

"Mesleki anlamda keşkelerim yok, iyi kilerim var"

Birçok bağımsız kitabevi kapandı, "Dost: 49 Yılın Hikâyesi" sizin ikinci belgeseliniz. Geçmişe dönüp baktığınızda, "Keşke daha önce başlasaydım, keşke şu konuyu da dosyayı da çekseydim" dediğiniz bir iç çekişiniz var mı?

Çok geçmişe bakıp "keşke yapsaydım" dediğim bir şey yok açıkçası. Çok uzun yıllardır bağımsız kitabevleri üzerine çalışıyorum. Aslında bütün hikaye, 2010’ların başında Erdal Gürsoy ile birlikte, kitapçıların yazılarını ve kitap eleştirilerini kaleme aldığı "Kitapçı" adında bir dergi çıkarmamızla başladı. Devamında, 2019 yılında Konda için "Bağımsız Kitabevleri Raporu" hazırladım. Pandemi döneminde, 2020-2022 yılları arasında Türkiye’nin dört bir yanındaki bağımsız kitabevleriyle Zoom üzerinden söyleşiler yapıp hepsini kayıt altına aldım. meraklıları YouTube hesabımdan izleyebilir. 2023’te ilk belgeselim "Kitapçı" geldi, şimdi de 2025-2026 sürecinde "Dost Kitabevi" belgeseli...

Dolayısıyla keşkelerim yok ama yapmak istediğim çok fazla şey var. Yazılı kültürün korunması için şövalyelik yapan, emek ve zaman tüketen insanları daha fazla arşivlememiz, kayıt altına almamız gerekiyor. Benimkisi bir "iyi ki". Sadece biraz daha hızlanmam, daha sık ve etkili görsel-yazılı malzeme üretmem gerekiyor, olsa olsa bunu söyleyebilirim.

3 Kasım Ankara'da sular ne zaman gelecek? Ankara'da 3 Kasım'da hangi ilçelerde sular kesilecek?
3 Kasım Ankara'da sular ne zaman gelecek? Ankara'da 3 Kasım'da hangi ilçelerde sular kesilecek?
İçeriği Görüntüle

Peki, bu yoğun tempoda tüm bunlara zaman bulabiliyor musunuz?

Zaman bir şekilde yaratılıyor. Kendi hayatınızdan pay biçin; şu an yapabileceğiniz çok farklı, keyifli şeyler varken benimle bu röportajı yapmayı tercih ediyorsunuz. Benim için de öyle. Severek yaptığınızda o zamanı bir şekilde var ediyorsunuz.

I M G 20250816 W A0014

"Bağımsızlığın sırrı kendi imkanlarınızla yola çıkmak"

Müjdesini buradan paylaşmak istediğiniz, kafanızda netleşen yeni bir proje var mı?

Şu an kafamda çok net, hazırlığına başladığım bir proje yok ama bir hayalimi paylaşabilirim. Bundan sonraki projem de yine yazılı kültürü dönüştüren, bugünkü noktasına getiren güzel insanların ve mekanların hikayesi olacak.

Özellikle Türkiye Yayıncılar Birliği’nin hikayesini derli toplu anlatmayı çok istiyorum. Birlik, yıllardır tamamen gönüllülük esasıyla çok büyük mücadeleler veriyor; çok önemli başkanlarımız, genel sekreterlerimiz oldu. Ben de üç dönemdir orada Genel Sekreterlik görevini yürütüyorum. Genç nesil yayıncılar bu mücadelenin ne kadar farkında, emin değilim. Bu teker teker dizilen tuğlaların hikayesini anlatmak beni çok heyecanlandıran büyük bir proje. Bir noktada mutlaka yapacağım.

Genç yayıncılar Yayıncılar Birliği'ni yeterince keşfedebiliyor mu sizce?

"Keşfetmek" belki doğru sözcük olmayabilir ama daha çok tanımaları, burada verilen mücadelenin kıymetini bilmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu yayıncıların bir araya gelip ortak dertleri gür bir sesle haykırması çok kıymetli. Daha çok yayıncıyı aramızda görmek istiyoruz. Ortak mücadeleyi büyütecek her türlü projeyi yayın emekçileriyle birlikte yapmak için büyük bir heves ve heyecan duyuyorum.

Dost: 49 Yılın Hikâyesi'ni buradan izleyebilirsiniz.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar