Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Lübnan Temsilcisi Abdinasir Abubakar, Beyrut’ta hastaların sevk edildiği iki büyük hastaneyi etkileyen tahliye emirlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Abubakar, söz konusu emirlerin siviller için alternatif bırakmadığını ifade ederek, mevcut sağlık koşulları nedeniyle derin endişe duyduklarını bildirdi. Açıklamalar, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısına çevrim içi katılım sırasında yapıldı.
“Tesislerde kesintisiz uzman desteğine ihtiyaç duyuyor”
Abubakar, Beyrut’un hastaların yönlendirildiği iki büyük hastanesini kapsayan tahliye emirlerinin sağlık hizmetleri açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti. Bu hastanelerin halihazırda tam kapasiteyle çalıştığını aktaran Abubakar, özellikle ağır yaralı hastaların bakımının sürdürüldüğünü ifade etti.
Abubakar açıklamasında, "Bu tesisler şu anda tam kapasiteyle çalışıyor ve 8 Nisan'daki yıkıcı olaylar sırasında ağır yaralananlar da dahil yüzlerce hastaya hayat kurtarıcı bakım sağlıyor. Şu anda bu tesislerde 450'den fazla hasta yatıyor. Bunların yaklaşık 40'ı yoğun bakımda olup durumları hayati tehlike arz ediyor ve kesintisiz, uzman desteğine ihtiyaç duyuyor" ifadelerini kullandı.
Yoğun bakım hastaları için kritik risk
Tahliye emirlerinin özellikle yoğun bakım hastaları açısından ciddi bir risk oluşturduğunu vurgulayan Abubakar, bu hastaların naklinin mevcut koşullarda büyük zorluklar barındırdığını belirtti. Alternatif sağlık tesislerinin kapasite ve ekipman açısından yetersiz kalabileceğine dikkat çekti.
Abubakar, bu durumun sağlık sistemi üzerindeki baskıyı daha da artırdığını ifade ederek, hastaların güvenli şekilde bakım almaya devam etmesinin kritik önemde olduğunu dile getirdi.
“Sadece bir tesiste 140 ölüm vakası kaydedildi”
Abubakar, 8 Nisan’da yaşanan saldırıların Beyrut’ta sağlık sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu belirtti. Kısa süre içinde çok sayıda saldırı gerçekleştiğini ve sağlık altyapısının ağır şekilde etkilendiğini aktardı.
Açıklamada, "(8 Nisan'daki İsrail saldırıları sırasında) Dakikalar içinde 100'den fazla saldırı gerçekleşti ve Beyrut'u büyük ölçüde etkiledi. Sağlık sistemi sınırlarına kadar zorlandı. 300'den fazla can kaybı ve 1100'den fazla yaralanma yaşandı. Bu iki sevk hastanesi acil müdahalenin ön saflarında yer aldı ve sadece bir tesiste 140 ölüm vakası kaydedildi. Birçok kurbanın kimliği henüz belirlenemedi, bu da krizin boyutunu ve ciddiyetini yansıtıyor" ifadeleri yer aldı.
Lübnan genelinde artış gösteren kayıplar
DSÖ temsilcisi Abubakar, 2 Mart’tan bu yana Lübnan’da devam eden saldırıların etkilerine ilişkin de bilgi verdi. Bu süreçte can kayıplarının ve yaralanmaların arttığını, özellikle Beyrut’un güney bölgelerinin yoğun şekilde etkilendiğini aktardı.
2 Mart'tan bu yana Lübnan'da devam eden saldırıların 1900'e yakın ölüm ve 6 binden fazla yaralanmaya neden olduğunu kaydeden Abubakar, özellikle Beyrut'un güney banliyölerinin bu saldırılardan çok etkilendiğini vurguladı.
"13 hastane hasar gördü"
Abubakar, yerinden edilme oranlarındaki artışa ve sağlık tesislerindeki hasara da dikkat çekti. Kısa süre içinde çok sayıda kişinin yerinden edildiğini ve bunun sağlık hizmetleri üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti.
Abubakar, saldırılardaki tırmanışın sağlık sistemi üzerinde benzeri görülmemiş bir baskıya neden olduğunu söyleyerek, "Sadece 40 günde, yaklaşık 1,1 milyon insan (Lübnan'daki her beş kişiden biri) yerinden edildi ve bunların büyük çoğunluğu Beyrut ve Dahiye bölgesinde yoğunlaştı. Bu süreçte 13 hastane hasar gördü ve 6'sı kapanmak zorunda kaldı. Bu da kalan faal tesislere muazzam bir yük bindirdi" dedi.
Abubakar, sağlık çalışanlarının ve sağlık tesislerinin korunmasının önemine dikkat çekerek, sağlık hizmetlerine güvenli erişimin sağlanması gerektiğini vurguladı.


