Van’da yaşamını sürdüren ve Urartu medeniyetine ait çivi yazısını çözerek dünyada bu dili konuşup yazabilen ender isimlerden biri haline gelen Mehmet Kuşman, hayat hikayesini, alfabe oluşturma sürecini ve Urartu yazıtlarındaki tarihi detayları ANKA Haber Ajansı'na anlattı. 1962 yılında bölgeye gelen arkeologların yönlendirmesiyle bu yola çıkan Kuşman, dilin gelecekte tamamen unutulmasından endişe duyduğunu dile getirdi.

786Cb7A3 3B25 4A71 9F68 6E44A2D69A2C W

1940 yılında Van'ın Gürpınar ilçesinin Çavuştepe Köyü'nde doğduğunu, 24 aylık askerlik görevini bitirdikten sonra 1960'ta köyüne döndüğünü belirten Mehmet Kuşman, Urartu diliyle tanışma hikayesini şu sözlerle aktardı:

"Daha önce hiç görmediğim, tanımadığım insanları okulun etrafında dolaşırken gördüm. Yanlarına gittim. Kimsiniz? diye sordum. 'Biz arkeoloğuz, İstanbul'dan geldik. Çavuştepe'yi, yani adı Boldağı olan dağı kazacağız' dediler. İşçi olarak yazıldım. Kazıların ilk haftasında bir kitabe çıkmıştı. Kitabenin üstünde oturuyorlardı. 'Hocam, kitabenin üstünde yemek yenmez' dedim. Aldık, getirdik. Aradan bir iki hafta geçtikten sonra yine kitabeler peş peşe çıkmaya başlayınca, 'Hocam, ben bu yazıyı öğrenemez miyim?' dedim. 'Yok' dedi. 'Hocam niye?' dedim. 'Zor, kolay değil' dedi. Ondan sonra bir doçent vardı, yanına gittim, yalvardım. Dedi ki, 'Azimli misin?', 'Evet, azimliyim'. dedim. 'O zaman biz 2-3 hafta sonra İstanbul’a döneceğiz. Sen de git, Van Kalesi’ndeki yazıtlara bak. Bir şeyler yap' dedi. Onlar gitti, ben de Van’a gittim."

Ec11561B 474F 4Deb Baf4 E15D0A38D01D W

"Üç yılda alfabe tamamlandı"

Alfabeyi oluşturabilmek için komşu ülkelere kadar giderek yazı topladığını ifade eden Kuşman, ilk resmi takdirini Milli Eğitim Bakanlığı'ndan aldığını belirterek şöyle devam etti:

"O zaman Van küçük bir şehirdi, orada da bir şey yoktu. Gittim, bir bakkaldan çizgili bir defter ve bir kurşun kalem aldım. Kaleye çıktım. Orada iki çeşit yazıyla karşılaştım; biri Asurca, biri Urartuca. Onları yazdık. Şimdi alfabe yapacağım ama malzeme yok. İran'a gittim, oradaki yazıları da topladım. Türkiye’nin her tarafını dolaştım. Suriye'de Halep'e kadar gittim. O yazıları getirdim. Üç yılda alfabe tamamlandı. O zaman Türkiye’den Kültür Bakanlığı yoktu. Turizm vardı ama Kültür yoktu. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıydı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Van Valiliği’ne telefon geliyor, 'Mehmet Kuşman’ı Ankara’daki sempozyuma gönderin' diye. Valilik gönderdi. Gittim, taşı da gösterdim."

"Taşları görür, taşlarla konuşursun"

Urartu dil yapısının modern dillerden çok farklı olduğunu ve öğrenme sürecinin adeta bir adanmışlık gerektirdiğini vurgulayan Kuşman, şu ifadeleri kullandı:

"O dönemde 15-20’ye yakın hoca Urartuca biliyordu. Benim öğrenmem de 22 yılımı aldı. Bu sürede ancak 650 kelime öğrenebildim. Doğru dürüst cümle de kullanamıyordum. Çünkü onların yazıları bizim yazılarımız gibi değil. Biz satır okuduğumuz zaman, o kelimelerin bir ikisinin yerini değiştirmek zorundasınız. Yoksa tam anlamıyla cümleyi kuramazsınız. Onu da öğrendik. Ondan sonra yaş 65 olunca emekli olunum. 40 yıl 9 ay çalışmışlığım var. Emekli olunca bu sefer gönüllü olarak devam ettim. Buraya gelenler beni çok seviyorlar. Sanki ben babalarıymışım gibi yanaklarımı öpüyorlar.

Türkiye’den 7 kişi kaldık. İçlerinde en genç ben olduğum için bakanlık beni hep yurt dışına gönderiyor. Dünyada bu dili bilenlerin sayısı 12 ama hepsi yaşlı. Artık yürüyecek takat kalmadı onlarda. Urartuca dilini bilen bir çocuğum var, o öğrendi. Van’da SGK Müdür Yardımcısıdır. Ama bu dil unutulur. Çok zahmet çektik. Ben çok emek vererek öğrendim. Çünkü bu yazı öyle bir yazı, bu lisan öyle bir lisan ki devamlı kalbiyle olacak. Kendi kendine konuşursun, sanki deliymişsin gibi. Taşları görür, taşlarla konuşursun. Ağaçları görür, ağaçlarla konuşursun. Otları görür, otlarla konuşursun."

B3257C26 6E8E 4D6E 8A21 95B06A9Cc4D0 W

Çavuştepe Kalesi'ndeki tapınakta yer alan kitabelerin içeriğine ve Urartu krallarının bıraktığı mesajlara değinen Kuşman, yazıtlardaki bedduayı şu sözlerle tercüme etti:

"Yukarıda tapınak var. Tapınaktaki iki taşın üç satırını aldın mı şöyle der, 'Dingir, (Tanrı, Tengri) Argişti oğlu Sarduri, oradaki tapınağı Tanrı İrmuşini için inşa etti.' O kitabe önemli bir kitabedir. Çok sağlam ve temiz kalmış. Ondan sonra da kendisinin Sarduri II olduğunu, Hoşap’ın (Güzelsu) o zamanki adının Gugunay olduğunu, burada su kanalları açtığını, bağ ve bahçelerle güzel bir şehir meydana getirdiğini, bütün bunları babası Argişti'nin anısına yaptığını söylüyor. Gugunay'da bu kanalları açtığını, bağ ve bahçelerle güzel bir şehir meydana getirdiğini ve bütün bunları babası Argişti’nin anısına yaptığını söylüyor. Babasının Tuşba kentinin efendisi olduğunu anlatıyor. Ondan sonra da bir beddua var, 'Benim yaptığım eserleri kırmayın, yıkmayın, bozmayın. Yazdırdığım yazıları silip başkasının adını yazmayın. Bunları yapan olursa Haldi’nin gazabına uğrasın' diye bir beddua bırakıyor."

Kuşman ayrıca, Çavuştepe Kalesi’ni 1980-85 yıllarında en çok İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere yerli turistlerin ziyaret ettiğini; dış ülkelerden ise en çok Almanların, ardından Fransız, Amerikalı, İngiliz, Hollandalı, Belçikalı ve İtalyanların geldiğini, bu sene de Almanların çoğunlukta olduğunu sözlerine ekledi.

Dünya'da Urartuca bilen 12 kişiden biri olan 84 yaşındaki Mehmet Kuşman:

Bölgeye Urartu tarihi hakkında bilgi edinmek için turla gelen ziyaretçilerden Hakan Tekkaya, "Ülkemizin bu doğal zenginliklerini ve güzel tarihini herkesin keşfetmesi gerekiyor. Ayrıca Van’ın kendine özgü doğası, havası, gölü, kedisi ve kahvaltısı ile müthiş bir yer olduğunu düşünüyorum. Bizim için biraz geç bir keşif oldu ama çok da keyifli oldu. Bu yapılarda da Mehmet Kuşman hocamızla beraber Urartu tarihi hakkında bilgi sahibi olduk. Kendisi Urartu alfabesini de okuyabiliyor" şeklinde konuştu.

28 Ağustos Cuma akşamı hangi programlar var? Kanal D, ATV, TRT 1, TV8 ve Show TV yayın akışı
28 Ağustos Cuma akşamı hangi programlar var? Kanal D, ATV, TRT 1, TV8 ve Show TV yayın akışı
İçeriği Görüntüle

Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Münevver Üçer ise Mehmet Kuşman’a ve kaleye duyduğu hayranlığı şu cümlelerle ifade etti:

"Şu anda gerçekten muhteşem bir tepedeyiz. Böyle büyük bir uygarlığın içinde olmak muhteşemdi. Özellikle Mehmet Amca’nın anlattıklarını duyduktan sonra, 'Son kral Mehmet Kuşman' da diyebilirim. Bu kazıların devam etmesi gerekiyor ki Van’da kültür turizmi gelişsin. Kazı yapan herkese çok teşekkür ediyoruz. Biz İstanbul’dan geldik ama büyük bir grubumuz Antalya’da da var. Muhteşem bir tepe, muhteşem bir tarih. İyi ki buralardaymışlar. Müthiş bir şey. Çünkü böyle bir dilin devam etmesi lazım. Mehmet Amca da gördüğüm kadarıyla biraz yaşlı ama yaşını hiç göstermiyor. Çok dinç. Herhalde bu tepeleri devamlı gezdiği için. Özellikle tarihimizi anlatan bu dillerin yaşatılması ve çoğalması gerekiyor. Yani bilen kişilerin çoğalması gerekiyor. Çünkü Mehmet Kuşman’dan sonra da bize bunları anlatacak genç nesillerin olması gerekiyor. Bunun için de önem verilirse seviniriz."

Kaynak: Anka Haber Ajansı