Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, 6. Demokratik Eğitim Kurultayı'nda yaptığı konuşmada ana dilde eğitimin önemine dikkat çekerek, “Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır. Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Eğitim Sen’in kurultayı başladı

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) 29 Ağustos’a kadar sürecek 6. Demokratik Eğitim Kurultayı başladı. Kurultayda eğitimin temel sorunlarının yanı sıra laik ve ana dilde eğitim ile dijital dönüşüm başlıkları ele alınıyor.

Kurultayın açılışında Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Avrupa Eğitim Sendikaları Komitesi (ETUCE) Başkanı John MacGabhann ve Eğitim Enternasyonal Başkanı Mugwena Maluleke değerlendirmelerde bulundu.

“Bu düzen hep böyle olmak zorunda değil”

Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, çocukların soru sormasının ve sorgulamasının önemine dikkat çekti.

Gülez, soru soran çocukların yoksulluk, eşitsizlik, ayrımcılık, sömürü, erkek egemenliği ve savaş gibi konuları da sorgulayacağını belirterek, “Bu düzen hep böyle olmak zorunda mı?” sorusuna yanıtlarının “Hayır” olduğunu söyledi.

Kamusal, bilimsel ve laik eğitimin gerekliliğini vurgulayan Gülez, çocukların eğitim hakkının yalnızca okul binasına erişimle sınırlı olmadığını ifade etti. Gülez, beslenme, ulaşım, barınma ve ders materyalleri gibi ihtiyaçların da kamusal olarak güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

“Mesele kaynak değil, tercih meselesi”

Eğitim bütçesine ilişkin eleştirilerde de bulunan Gülez, kamu kaynaklarının kullanımına dikkat çekti.

Gülez, sermayeye, büyük projelere ve farklı harcamalara kaynak ayrılırken öğrencilerin beslenmesi ve eğitim emekçilerinin istihdamı için yeterli kaynak bulunmamasını eleştirerek şöyle konuştu:

"Sermayeye kaynak bulunuyor da öğrencilerin, çocukların bir öğün yemeğine mi bulunamıyor? Dev projelere bütçe bulunuyor, harekatlara kaynaklar aktarılıyor da okulların temizliğine mi bulunamıyor? Şirketlere teşvik bulunuyor da yeterli sayıda eğitim ve bilim emekçisi istihdamı yapmaya mı kaynak bulunamıyor? Her türlü harcamaya bütçe bulunuyor da eğitim ve bilim emekçilerinin insanca yaşayacağı durumlara mı bütçe bulunamıyor? Demek ki mesele bir kaynak meselesi değil, mesele bir tercih meselesi"

“Dinselleştirme ve piyasalaştırma”

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise müfredat değişiklikleri, ÇEDES projeleri ve Milli Eğitim Akademisi gibi uygulamaların aynı siyasal projenin parçaları olduğunu savundu.

Irmak, bu projenin iki temel ayağının “dinselleştirme ve piyasalaştırma” olduğunu belirterek bilimsel, laik ve demokratik eğitimin önemine vurgu yaptı:

"Bu projenin iki temel ayağı olduğunu ifade ettik. Bunlardan birisi dinselleştirme, diğeri de piyasalaştırma. Bilimsel eğitim şüphe etmeyi öğretir. Bunlar şüphe edilmesini istemiyorlar. Bilimsel eğitim, eleştirel eğitim soru sormayı öğretir. Laik eğitim farklı inançlara ve inançsızlıklara eşit durmayı öğretir. Demokratik eğitim ise çocuğu devletin makbul yurttaşı olarak değil, kendi aklına ve iradesine sahip özgür insan olarak yetişmesini sağlıyor. Piyasalaştırma, eğitim hakkını sınıfsal bir ayrımcılığa dönüştürdü. Bugün Türkiye'de aynı yaştaki çocuklar aynı ülkenin çocukları olabilirler. Eğitimdeki eşitsizlikler toplumsal eşitsizliğin okul içindeki görünümüdür. Yoksulluk çocukla birlikte okul kapısından da maalesef içeri giriyor. Eğitimin dinselleştirilmesine yönelik itirazlarımızı da doğru yerden kurmak istiyoruz. Laiklik dinsizlik değildir. Laiklik herhangi bir inanca karşı olmak da değildir. Laiklik, devletin bütün inançlar ve inançsızlıklar karşısında tarafsız olmasıdır. Okul ise bütün çocukların ortak kamusal alanıdır. Ortak kamusal alanında herkes laik bir eğitimden yeterince desteğini görebilmelidir."

“Çocuklarımız işçi, MESEM’ler bir eğitim modeli değildir”

Irmak, Mesleki Eğitim Merkezleri'ne (MESEM) ilişkin de eleştirilerde bulundu.

MESEM'lerde öğrencilerin yaşamını yitirdiğini ve staj süreçlerinde çeşitli sorunlarla karşılaştığını savunan Irmak, “Çocuklarımızın yeri MESEM’ler değildir, MESEM’ler bir mesleki eğitim modeli değildir” ifadelerini kullandı.

“Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır”

Irmak'ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de ana dilde eğitim oldu.

Eğitim Sen'in kuruluşundan bu yana ana dilde eğitim talebini sürdürdüğünü belirten Irmak, ana dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını söyledi.

Irmak, “Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır, ailesiyle, yaşadığı coğrafyayla kurduğu bir bağdır. Çocuğun dünyayı anlamlandırmaya başladığı ilk alandır” dedi.

Bir çocuğun ana dilini okulun dışında bırakmasının, çocuğun varlığının bir bölümünü okulun dışında bırakmak anlamına geldiğini savunan Irmak, “Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz” diye konuştu.

Irmak, Türkiye'deki farklı kimlik ve kültürlere işaret ederek çok dilliliğin ve çok kültürlülüğün sağlanması gerektiğini ifade etti.

2026 Öğretmen seminerleri ne zaman? Öğretmen seminerleri 2026 hangi gün başlayacak, ilk hafta çevrim içi mi yapılacak?
2026 Öğretmen seminerleri ne zaman? Öğretmen seminerleri 2026 hangi gün başlayacak, ilk hafta çevrim içi mi yapılacak?
İçeriği Görüntüle

KESK: “Dilinizi anlamadığımız çocukla kolektif değer üretemeyiz”

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da ana dilde eğitim talebinin önemine dikkat çekti.

Koçak, "Sistem eğitim yoluyla kendi insan tipini yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken de farklı kimlikleri, dinleri ve kültürleri yok sayarak işe başlıyor. Sonra farklı mezhepleri yok sayıyor. Ardından cinsiyet kimliklerinden gelen farklılıkları toplumsal cinsiyet rolleri kapsamında ayrıştırıyor, kadının kimliğini ve iradesini olabildiğince yok etmeye çalışıyor. Biat kültürünü kadının üzerinden örgütlemeye çalışıyor. Geldiğimiz noktada iktidar, inanca nasıl yaklaşılacağına bile kendisi karar vermek istiyor" dedi.

ETUCE Başkanı: “Eğitim piyasalaştırılıyor”

Avrupa Eğitim Sendikaları Komitesi (ETUCE) Başkanı John MacGabhann ise Eğitim Sen'in eğitim ve sendikacılık değerlerini temsil ettiğini belirterek, eğitim alanında piyasalaştırma ve özelleştirme eğilimlerinin farklı ülkelerde de görüldüğünü söyledi:

"Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu olarak bunu görüyoruz, bizim açımızdan bir umut ve bir ilham kaynağısınız. Sizler şu anda bu kadar cesaret, zeka ve dayanıklılık anlamında hakiki zorluklarla karşı karşıya kaldınız, karşı karşıya kalmaya devam ediyorsunuz. Şu anda sizlerin karşı karşıya olduğu ideolojik saldırı bizlerin de aslında karşı karşıya olduğumuz ideolojik saldırı aslında artık birbiriyle örtüşmeye başladı. Daha fazla ülkede eğitimin piyasallaşması ve özelleştirilmesi söz konusu ve bizim karşımızda bir mutlak görev var. Bu yeni emperyalizme karşı savaşmamız gerekiyor. Piyasallaştırılan, bizleri bölen ve köleleştiren bu yeni emperyalizmin karşısında durmamız gerekiyor."

Kaynak: Haber merkezi