Kadın cinayetleri Ekim ayında da durmadı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) 1-31 Ekim 2026 tarihleri arasında 21’i cinayet, 12’si ‘şüpheli ölüm’ olarak kayıtlara geçen 33 kadının erkekler tarafından katledildiğini açıkladı. TKDF, bu verilerin, “kadın cinayetlerinin münferit olaylar değil, yapısal sorunların sonucu olduğunu gösterdiği” değerlendirmesi yaptı.

TKDF, Ekim ayına ilişkin kadın cinayetleri raporunda, kadınların yine erkekler tarafından katledildiğini ortaya koydu. Rapora göre, “1 Ekim - 31 Ekim 2026 tarihleri arasında 33 kadın erkekler tarafından katledildi. Kadınların 21’i cinayete kurban giderken, 12 kadının ölümü ‘şüpheli ölüm’ olarak kayıtlara geçti.

Raporda, cinayete kurban giden kadınların medeni durumlarına da yer verildi. Katledilen kadınların 10'unun evli, 7'sinin bekar, 5'inin boşanmış ve 1'inin dini nikahlı olduğu tespitine yer verilen raporda, 10 kadının medeni durumunun tespit edilemediği bilgisi yer aldı.

Kadın Cinayetleri-5

Adli ve idari yargı sınavı 2026: Hâkim ve savcı sınavı ne zaman yapılacak? Adli ve idari yargı başvuruları ne zaman?
Adli ve idari yargı sınavı 2026: Hâkim ve savcı sınavı ne zaman yapılacak? Adli ve idari yargı başvuruları ne zaman?
İçeriği Görüntüle

Katledilen en genç kadın 16 yaşında

Katledilen en genç kadının 16 yaşında, en büyüğünün ise 61 yaşında olduğunun bilgisine yer verilen raporda, kadınların yaşlarına ilişkin dağılım şöyle yer aldı:

“Kadınların yüzde 6'sı 0-18 yaş aralığında, yüzde 58'i 19-35 yaş aralığında, yüzde 24'ü 36-50 yaş aralığında ve yüzde 12'si 51 yaş ve üzerindedir. En riskli yaş grubu olan 19-35 yaş aralığı, katledilen kadınların büyük çoğunluğunu oluşturmakta olup bu oran dikkat çekici biçimde yüksektir.”

Fail profilleri

Raporda, cinayetlerin faillerinin profillerine de yer verilerek şöyle denildi:

“Kadınların 7'sinin aile içindeki bir erkek, 5'inin boşandığı/boşanma aşamasında olduğu erkek, 4'ünün birlikte olduğu/yaşadığı erkek, 3'ünün ayrıldığı/reddettiği erkek ve 1'inin tanımadığı bir erkek tarafından katledildiği görülmektedir. 1 kadının failinin kimliği bilinmemektedir. 12 kadının ölümü ise şüpheli bulunmuştur.”

Öldürülme yöntemleri

Erkeklerin kadınları öldürme yöntemleri de raporda yer aldı. Buna göre en yaygın öldürme yönteminin ateşli silahlar olduğuna dikkat çekildi. Cinayetlerin 15'inde ateşli silah kullanıldığı ifade edilen raporda, 2 kadının kesici aletlerle öldürüldüğü, 4 kadının yüksekten düşme, 2 kadının asılı halde bulunduğu, 1 kadının boğulma, 1 kadının yakılarak, 1 kadının darp edilerek hayatını kaybettiği bilgileri yer aldı. Raporda 7 kadının öldürülme yönteminin bilinmediği ifade edildi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporu: Dijital şiddet vakaları artıyor

Kadınlar evlerinde öldürülüyor!

Cinayetlerin gerçekleştiği mekanlara ilişkin bilgilere de yer verilen rapora göre, kadınların büyük bir kısmının kendi evlerinde hayatını kaybettiğine ifade edildi. 22 kadının (yüzde 66,7) evlerinde/yaşam alanlarında öldürüldüğünün altı çizilen rapora göre, 6 kadın kamusal alanlarda (sokak, park vb.), 2 kadın ormanlık alanlarda, 1 kadın işyerinde hayatını kaybetti, 2 kadının ölüm yeri ise tespit edilemedi.

Şehirlere göre dağılım

Ekim 2026 döneminde illere göre gerçekleşen toplam vaka dağılımı da raporda şöyle yer aldı:

“Aydın 5 vaka; İzmir 3 vaka; Ankara, Antalya, Konya, Mardin ve Osmaniye 2'şer vaka; Adana, Amasya, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Malatya, Mersin, Niğde, Şanlıurfa, Şırnak ve Trabzon'da ise 1'er vaka kaydedilmiştir.”

TKDF'dan kasım ayı kadına şiddet bilançosu: 32 kadın öldürüldü

“Münferit değil, yapısal bir sorun”

Raporda dikkat çeken değerlendirme ise bu cinayetlerin “münferit olaylar değil, yapısal sorunların sonucu” olduğu. “Kadınların en çok kendi evlerinde öldürülmesi, eşitlikten uzak ve denetimsiz bırakılmış aile yapısının kadınlar açısından nasıl bir risk alanına dönüştüğünü ortaya koymaktadır” değerlendirmesi yapılan raporda, “Boşanma sürecinde olan ya da ayrılmak isteyen kadınların hedef haline gelmesi, kadınların yaşam hakkının kendi kararları üzerinden tehdit edildiğini gösterdiği” de ifade edildi.

Koruma kararı bulunmasına rağmen kadınların öldürülmesinin, “koruyucu ve önleyici mekanizmaların etkin uygulanmadığını bir kez daha gözler önüne serdiğine” vurgu yapılan raporda, “Risk değerlendirmelerinin yeterli yapılıp yapılmadığı, uzaklaştırma ve koruma kararlarının etkin biçimde uygulanıp uygulanmadığı, tutuksuz yargılama kararlarının hangi ölçütlerle verildiği ve kurumlar arası koordinasyonun neden sağlanamadığının” sorgulanması istendi.

“Şiddet her yerde”

Raporda, şiddetin yalnızca ev içinde değil; okullarda, kamusal alanda ve toplumsal ilişkilerin her katmanında yaşandığı kaydedilerek, şiddetin her yerde olduğuna ilişkin şu değerlendirme yapıldı:

“Eğitim sisteminde süreklilikten uzak politikalar, psikososyal destek mekanizmalarının zayıflaması ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği riskleri büyütmektedir. Şiddeti sıradanlaştıran dil, öğretmenlerin ve kamusal otoritenin itibarsızlaştırılması, gençler arasında artan agresyon ve denetimsizlik ortamı, uzun vadede toplumsal güvenliği tehdit etmektedir."

Kadın Cinayetleri Eylem1

“Yaşam hakkı güvence altına alınmalı”

Raporda şu değerlendirmenin altı çizildi:
“Sonuç olarak, Ekim 2026 verileri; ataerkinin beslediği eşitsizlik, cezasızlık kültürü ve etkisiz uygulamaların kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini bir kez daha göstermektedir. Kadın cinayetleri bireysel değil yapısal bir sorundur. Yaşam hakkının güvence altına alınması için koruyucu-önleyici mekanizmaların etkin işletilmesi, risk analizlerinin bilimsel kriterlerle yapılması, yargı süreçlerinde şiddet riskinin öncelikli değerlendirilmesi ve kadın erkek eşitliğini esas alan politikaların kararlılıkla uygulanması zorunludur.”

Muhabir: Sultan Özer