Enflasyonun yükselişi bir türlü engellenemiyor, mutfağı ve cebi alev alev yakmayı sürdürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre nisan ayı enflasyonu beklentiler doğrultusunda yüzde 7.2...

Enflasyonun yükselişi bir türlü engellenemiyor, mutfağı ve cebi alev alev yakmayı sürdürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre nisan ayı enflasyonu beklentiler doğrultusunda yüzde 7.25, yıllık enflasyon ise yüzde 69.97 oldu. Lakin resmi veriler bu düzeyde olsa da sabit gelirli yurttaşın hissettiği cüzdan boşaltan enflasyon bunun çok üzerinde. Veriler 2002 yılı şubat ayından bu yana, yani son 20 yılın en yüksek oranı. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre nisan ayı enflasyonu yüzde 8.68, yıllık enflasyon ise yüzde 156.86. Arada çok büyük fark var. Çarşı pazarın fahiş fiyatları yaz mevsimine yaklaştığımız bu günlerde bile can yakmaya devam ediyor. 5 bin liraya ulaşan açlık sınırı altında yaşayan milyonlarca yurttaş hayat pahalılığı altında ne yapacağını şaşırmış durumda. Yılın ikinci aylık artışını sabırsızlıkla bekleyen milyonlarca işçi, esnaf, çiftçi emeklisi ile dul ve yetim temmuzda yüksek olasılıkla yüzde 35’e yakın zam alacak. Milyonlarca dar ve sabit gelirli kitlenin aylık ile maaşlarına yapılacak zam oranında esas alınan geriye dönük 6 aylık enflasyon yılın ilk 4 ayında yüzde 31.71 düzeyinde gerçekleşti. Mayıs ve Haziran aylarındaki Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ile emeklinin aylığına yılın ikinci yarısında yapılacak zam oranı belli olacak. 4 Temmuzda açıklanacak haziran verileri doğrultusunda aylık artış oranı netleşecek. İlk 4 ayda gerçekleşen yüzde 31.71 oranındaki TÜFE dikkate alındığında SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarına temmuzda yüzde 35’e yakın artış söz konusu. Mayıs ve haziran aylarında sebze ve meyvedeki ucuzluktan ötürü enflasyonun yükseliş hızını düşürmesi beklense bile eksiye geçmesi öngörülmüyor. 2021 yılında bağıtlanan toplu iş sözleşmesi uyarınca temmuzda maaşlarında yüzde 7 oranında artış olacak memur, memur emeklisi ile sözleşmeli personele de yüzde 25 oranında enflasyon farkı ödenmesi olası. Ocak ayında maaşlarında yüzde 5 toplu sözleşme ve yüzde 2.5 ek zam ile birlikte toplamda yüzde 7.5 oranında artış olan bu kitleye verilecek enflasyon farkı da 4 temmuzda saptanacak. En düşük aylık 2.500 lira alan 2 milyon emekli, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in “müjdeyi yakında açıklayacağız” açıklamaları doğrultusunda temmuza kalmadan sevindirici haberin biran önce gelmesini bekliyor. Beklentiler en düşük emekli aylığının 4.253 liralık asgari ücrete eşitlenmesi yönünde.

Eve dönme zamanı…

Her gün ayrı bir olay, her gün irite edici eylem ve tavır, her günyüzsüzlük ve arsızlık. Sayıları 10 milyona yaklaştığı belirtilen, yurdun her yerinde ikamet eden sığınmacılar iyiden iyiye dengesiz tutum sergilemeye başladı. Yaşadıkları illerde karışmadıkları kavga, uyuşturucu satıcılığı, kadınları taciz etme, egemenliklerini sağladığı gettolarda kabadayılık gibi erinç bozan asayiş olayı yok gibi. İç savaştan kaçarak hoşgörü ile kapılarımızı açtığımız Suriyelilerin ardından Pakistanlı, Afganlı, Iraklı, Somalili ve diğer Afrika ülkelerinden ipini koparan soluğu Türkiye’de alıyor. Sınırlarımız adeta kevgire döndü. Dünyada en çok sığınmacı barındıran ülke konumunda Türkiye. Acıma duygusu ile “Tanrı misafiri” diyerek kabul etmeye başladığımız sığınmacılar hızla çoğaldı, nüfusları giderek arttı. Bırakın konuk olmayı, Kilis, Hatay ve Gaziantep gibi illerde nüfus üstünlüğünü ele geçirmek üzereler. Varlıklı olanı konut aldı, kendi işyerlerini kurdu.Yoksul olanı ise üç beş kuruşa Türk gencinin ekmeğine ortak olarak kayıt dışı istihdama katıldı. Öylesine yaygınlaştılar ki, yoğun yaşadıkları kentlerin sokak ve caddelerinde Türkçenin yerini Arap tabelalar aldı. Bu olumsuzluk yetmezmiş gibi kabadayılığa yeltendiler, genç kızların ve kadınların gizliden telefonla görüntülerini çekerek sosyal medyada paylaştılar, travestilerin yaşadığı Beyoğlu’nda bir sokağa toplu halde giderek cinsel içerikli söylemlerde bulundular. Ne hadsizlik, ne utanmazlık! Yeter artık. Bıçak kemiğe dayandı. Bu misafirlik uzadı hem de çok uzadı. Çünkü konuk olduklarını unuttular. Hangi AB veya dünya ülkesinde bu denli kalabalık sığınmacı var? Varsa da yapabilecekleri terbiyesizliğe ne kadar hoş görü gösterebilir diğer ülkeler. Sahi sığınmacılardan öcü gibi korkan AB ülkelerinin yardım sözü ne oldu? Gönderilen 30 milyar dolar kadar bir para. Oysa ülkemizde barınanlara yapılan harcama 100 milyar dolara ulaştı. Emekli ikramiyesine “10 milyar lira maliyet getiriyor” gerekçesiyle karşı çıkılırken, sığınmacının gereksinimi için devasa para gidiyor. Kim ne derse desin, kim hangi söylemde bulunursa bulunsun sığınmacıların eve dönme zamanı geldi, geçti bile. Acı gerçekleri dile getirmek hiçbir zaman ”ırkçılık, yabancı düşmanlığı, halkı kin ve nefrete kışkırtmak”” olarak nitelendirilemez. Zira ülkenin geleceği ve bekası önemli. Devlet büyükleri de dönüşlerini sağlayacak çalışmaların sürdüğünü açıkladı. 1960’lı yıllarda Almanya’ya çalışmaya giden Türk işçileri ile ülkemizdeki sığınmacıları eşdeğer tutanlar var. Ne denli sakıncalı görüş. Türklerin Almanya’nın çağrısı ve talebi üzerine işgücü olarak gittiklerinden bihaberler. Nasıl aynı kaba konulur? Sonuçta nasıl bir zamanlar gerginlik yaşadığımız Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır ile diplomatik ilişkiler normalleşmeye dönüştüğüyse, Suriye ve Beşir Esad ile de biran önce barış havası sağlanmalı. Çünkü sığınmacıların çoğunluğunu oluşturan Suriyelilerin gönderilmesinin tek yolu Esad ile masaya oturmaktan geçiyor. Hem Suriye ile yeniden oluşturulacak diplomatik görüşme, başta terörü önleme ve ekonomik çıkar olmak üzere Türkiye’nin yararına olacaktır.