Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler BM 81. Genel Kurulu'na katılmak üzere gerçekleştirdiği New York ziyaretinin sonunda Türkevi'nde açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, 130'dan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde temsil edildiği Genel Kurul etkinliklerinin bu yıl "Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek" temasıyla gerçekleştirildiğini belirtti.

BM Genel Kurulu'na hitap ettiğini hatırlatan Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin çok taraflılığa desteğini vurguladığını, bölgedeki gelişmelerle ilgili görüşlerini paylaştığını ve daha kapsayıcı, daha adil ve etkili bir küresel sisteme duyulan ihtiyacın altını çizdiğini söyledi. Erdoğan, Gazze'deki gelişmeleri de Birleşmiş Milletler kürsüsünden gündeme taşıdığını belirterek, "Gazzeli kardeşlerimize yönelik zulmü bir kez daha insanlığın gündemine taşıdık" dedi.

Bölgesel sahiplenmeyi esas alan bir yaklaşımı anlattığını belirten Erdoğan, aynı gün ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini bir araya getiren toplantıya ABD Başkanı Donald Trump'ın daveti üzerine katıldığını söyledi. Erdoğan, "Bu toplantıda da Orta Doğu’ya güvenlik ve istikrarın getirilmesi noktasında görüş ve önerilerimizi ifade ettik" diye konuştu.

"Bizim Meselemiz Afrika'nın, Asya'nın, Latin Amerika'nın Hakkaniyetli Temsili"

Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in reforma ihtiyacı olduğu yönündeki görüşünün hatırlatılması ve nasıl bir Birleşmiş Milletler tasavvur ettiği sorusuna, mevcut yapının adil olmadığını belirterek yanıt verdi. Erdoğan, "Değerli arkadaşlar, her şeyden önce bugün 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler’den söz ediyoruz. Bu adaletsiz yapının, küresel istikrar ve huzuru koruyabilmesi, ortaya koyduğu temel ilkelere bağlı kalabilmesi, insanlığa vaadini yerine getirebilmesi mümkün değildir" diye konuştu.

Meselenin yalnızca Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'de daha fazla söz sahibi olması olmadığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mesele Afrika’nın, Asya’nın, Latin Amerika’nın, İslam dünyasının, Avrupa’nın ve diğer bütün bölgelerin kendi tecrübeleriyle, kendi iradeleriyle bu küresel sistemde hakkaniyetli biçimde temsil edilme meselesidir.

Bunun için diyoruz ki; veto mekanizması kaldırısın; sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım. Genel Kurul’u güçlü, kuvvetli ve etkin kılalım. Kurulacak yeni yapıda, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı, yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanmak zorunda olduğu, daha adil bir sistem olmalıdır.

Dünyanın sorunlarına 5 üye değil, bütün üyeler çözüm sunsun ve kararlar alsın. Çünkü dünyanın artık yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyacı var."

"İlk Gün Söylediğimiz Yere Gelme Eğilimindedir"

Erdoğan, BM Genel Kurulu'na ilk kez hitap ettiği dönemden bugüne kadar geçen sürece ilişkin bir soruya, "Bu yolculuk dimdik bir duruştan ibarettir" yanıtını verdi. Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsüne ilk çıktığımızda ne söylüyor, nerede duruyorsak, bugün de hamdolsun aynı yerdeyiz. Suriye’de, Irak’ta, Ukrayna-Rusya Savaşı’nda, Afrika’da, Myanmar’da ve son olarak Gazze’de yaşananlar benim dile getirdiğim gerçeği tekrar tekrar gösterdi" yanıtın verdi.

Ukrayna-Rusya Savaşı'nın temellerinin yıllar önce atıldığını kaydeden Erdoğan, bölgede yaşanan birçok sorunun geçmişte atılan yanlış adımlarla büyüdüğünü söyledi. "O günlerde söylediklerimize dünya kulak kabartsa ve tedbir alınsaydı, bunca can kaybedilmeyecekti" diyen Erdoğan, Birleşmiş Milletler reformunun daha önce yapılması halinde çatışmaların ve savaşların önlenmesinin mümkün olacağını ifade etti.

Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın iki yıl üst üste Birleşmiş Milletler'de bulunamamasını da uluslararası sistemdeki adaletsizliğin göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. "Bizim meselemiz hiçbir ülkeye karşı olmak değildir. Bizim meselemiz adaletsizliğe karşı olmaktır" diyen Erdoğan, "Kendi adımıza mutluyuz ki o günlerden bu günlere hep tarihin doğru tarafında durduk, milletimizi utandıracak bir tek adım bile atmadık. Bugün dünya, bizim ilk gün söylediğimiz yere gelme eğilimindedir" ifadelerini kullandı.

"Hürmüz Boğazı'nda Seyrüsefer Serbestisinin Korunması Şarttır"

Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin azalmasına ilişkin soruya, gelişmelerin meselenin artık yalnızca İran ile ABD arasındaki bir sorun olmadığını gösterdiğini belirterek yanıt verdi. "Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır" diyen Erdoğan, bölgedeki her gerilimin Avrupa'yı, Asya'yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını etkilediğini söyledi.

Erdoğan, ticari gemi trafiğindeki düşüşün meselenin boyutunu ortaya koyduğunu belirterek, "Orası küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret için hayati önemdedir" dedi. Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesinin anahtarı olarak Hürmüz açılmalıdır. Biz bir an evvel müzakere zeminine dönülmesinin gerektiğini bütün muhataplarımıza anlatıyoruz. Yapılması gereken yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının açılmasıdır" diye konuştu.

MHP'li Feti Yıldız'dan milletvekillerine 'çakarlı araç' çıkışı
MHP'li Feti Yıldız'dan milletvekillerine 'çakarlı araç' çıkışı
İçeriği Görüntüle

"Karadeniz Tahıl Koridoru İçin Gayretlerimizi Artırdık"

Karadeniz'de ticaret gemilerine yönelik saldırılar ve tahıl gemilerinin limanlarda beklemesiyle ilgili soru üzerine Erdoğan, Karadeniz'in savaşın cephesi olmaması gerektiğini söyledi. "Karadeniz bu savaşın bir cephesi değildir, asla olmamalı" diyen Erdoğan, taraflarla yapılan görüşmelerde seyrüsefer emniyetinin yeniden sağlanmasının gereğini anlattıklarını belirtti. Bunun gıda güvenliğinin sağlanması ve savaşın yayılmasının önlenmesi açısından iki önemli fayda sağlayacağını ifade eden Erdoğan, "Karadeniz’de ticari gemilere saldırıyı kim yaparsa yapsın kabul etmediğimizi, tarafların sorumlu davranmasını beklediğimizi net bir şekilde ilan ettik" dedi.

Erdoğan, yeniden tahıl koridorunun kurulması için diplomatik girişimlerin artırıldığını belirterek, "Artık yeniden tahıl koridorunu tesis etmek için gayretlerimizi artırdık. Bunun için diplomatik adımlarımızı da hızlandırıyoruz" ifadelerini kullandı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yaptığı görüşmede konuyu yeniden ele aldığını belirten Erdoğan, "Kendisinden aldığım cevap da olumlu" dedi.

Mekke Savunma Anlaşması

Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması'nın geleceğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"Mekke Savunma Anlaşması doğru yolda atılmış güçlü bir adımdır. Bu kadar zorlu bir coğrafyada böylesine önemli bir girişim yapıyorsanız bazı sınamalarla karşılaşmanız sürpriz değildir. Yeni bir şey söylerseniz, yeni bir irade ortaya koyarsanız, elbette bundan rahatsız olanlar çıkacaktır. Biz, dün kurulmuş bir devlet değiliz; tahriklere gelmeyecek, tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz.

Kurumsallaşma çalışmalarının tamamlanmasıyla yolumuzda daha güçlü ilerleyeceğimizden şüphem yok. Bölgenin sorunlarına bölge kaynaklı çözümler üretecek bir zeminin temelleri atılmıştır. Dışarıdan gelip bölgemize güvenlik reçetesi yazanların çoğu zaman geride daha fazla istikrarsızlık bıraktığını hep birlikte gördük. Diktiğimiz bu fidan, kısa sürede boy verecek ve bir çınara dönüşecektir. Biz ülkemize ve milletimize güveniyoruz, kardeşlerimize güveniyoruz.

"İsrail, Saldırganlığını Sürdürmekte, Barışı Baltalamaktadır"

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve Körfez ülkeleriyle gerçekleştirilen toplantının Gazze konusunda yeni bir sonuç doğurup doğurmayacağı sorusuna, Gazze'de kalıcı barışın sağlanması için ateşkesin kalıcı hale getirilmesi gerektiğini belirterek yanıt verdi. Erdoğan, "Gazze’de akan kanı durdurmadan, ateşkesi kalıcı hale getirmeden ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olmasını sağlamadan Orta Doğu’ya kalıcı barış gelmeyecektir" dedi.

"Barış Planı" çerçevesinde oluşan iradenin önemli olduğunu belirten Erdoğan, "Gazze’de kalıcı barış, huzur ve istikrar için Hamas dahil neredeyse herkes, olumlu adımlar atmış ve çözüm isteklerini ortaya koymuştur. Fakat İsrail, saldırganlığını sürdürmekte, barışı baltalamaktadır" ifadelerini kullandı. Erdoğan, İsrail'e yönelik uluslararası baskı çağrısında bulunarak, "İsrail’e, başta Amerika olmak üzere uluslararası toplum, bu plana uymak zorunda olduğunu öğretmelidir" dedi.

Gazze'de yalnızca savaşın durdurulmasının yeterli olmadığını söyleyen Erdoğan, "Sadece 'Gazze’de savaş dursun' demek yetmiyor. Savaşın yeniden başlamasını engelleyecek mekanizmaları kurmamız, Gazze’nin imarını hızlandırmamız ve Filistinlilerin siyasi geleceğini güvence altına almamız gerekiyor" diye konuştu. Erdoğan, Gazze'deki insani duruma ilişkin ise "Gazze’deki insani felaket, dünya gözlerini kaçırsa da orada duruyor. Yıkıntılar arasında hayatta kalma mücadelesi veren insanlardan söz ediyorum. Üstelik bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl değil, yıllardır böyle bir durum var. Bu insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren bir meseledir" ifadelerini kullandı.

"F-35 Ve Eurofıghter Konusunda Somut Adımlara Dönüşmesini Bekliyoruz"

Erdoğan, Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda ABD Başkanı Trump'ın daha önce olumlu irade ortaya koyduğunu belirterek, bu iradenin somut adımlara dönüşmesini beklediklerini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu konuda temaslarımızı sürdürüyoruz. Netice alacağımıza inanıyorum. Sayın Trump ile ikili ilişkimiz Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine de ivme kazandırdı. İki ülke arasındaki iş birliği, bir önceki yönetim dönemine nazaran bir hayli mesafe almış durumda. İnanıyorum ki, burada da durmayacak ve daha ileri hedeflere ulaşacağız. Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. Bu bizim için çok çok önemli. KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz. Bu arada işte İngiltere Başbakanı ile de görüşmemizi yaptık. Onlarla da Eurofighter konusundaki adımlarımız, çalışmamız devam ediyor. Türkiye'nin güvenliği, savunma ihtiyaçları ve stratejik hedefleri var. Hedeflerimiz için çalışacak, geri adım inşallah atmayacağız."

"Terörsüz Türkiye Süreci İlerliyor"

Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" sürecinde gelinen aşamaya ilişkin soruya, bunun günübirlik bir mesele olmadığını belirterek yanıt verdi ve şöyle devam etti:

"Türkiye'nin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması meselesidir. Bildiğiniz gibi yasal çerçeveyi Türkiye Büyük Millet Meclisi ortaya koydu. İlgili mekanizmalar kuruldu, kuruluyor. İlgili kurumlarımız sahada ve gerekli takipleri yapıyorlar. Çerçeve yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerekir. Bunun nasıl tespit ve teyit edileceği de bellidir.

Süreç ilgili birimlerimizin kontrolünde adım adım ilerliyor. Meclisimiz de yasada tanımlanmış çerçevede sürece katkı verecek ve Türkiye, inşallah, birlik ve beraberlik içinde terör defterini kapatacaktır. Buna takoz koymaya çalışanlar kuşkusuz vardır. Terör endüstrisinin paydaşları bu defterlerin kapanmasını tabii ki istemiyor. Ama biz bunlara bekledikleri fırsatı vermeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak, devlet olarak bu konuda kararlıyız. Hasılı kelam, bize yansıyan bir sorun yok. Süreç ilerliyor ve inşallah neticeye de uzak olmayan bir zamanda ulaşacağız."

Irak'la İlişkiler ve Kalkınma Yolu

Erdoğan, Irak ile ilişkiler ve Kalkınma Yolu Projesi'ne ilişkin soruya, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin ilk ziyaretini Ankara'ya yaptığını belirterek, "Yeni döneme iyi başladık diyebilirim. İki ülke ilişkilerini geliştireceğimize ve birlikte kazanacağımıza inanıyorum" dedi.

Erdoğan, terör örgütü PKK'nın uzun süredir yerleştiğini söylediği Sincar bölgesine ilişkin, "Bildiğiniz gibi PKK'nın uzun süredir Irak'ta yerleştiği Sincar bölgesinde artık Irak hükümetinin otoritesi hakim olacak" dedi. Bölgenin terörden arındırılmasının ardından kontrolün nasıl sağlanacağının Irak makamlarıyla görüşüldüğünü belirten Erdoğan, Başika'nın devri konusunun da ele alındığını söyledi.

Erdoğan, "Komşumuz Irak ile artık terör konularını değil, Kalkınma Yolu'nu, karşılıklı ticaret hacmimizi artırmayı, istikrarı, huzuru ve refahı daha fazla konuşmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Sürecin olumlu ilerlediğini belirten Erdoğan, "İyi bir ivme yakaladık. İnşallah neticesi de güzel olacak" dedi.

"Türkiye Yunanistan'ın Düşmanı Değildir"

Erdoğan, Yunanistan'daki seçimler öncesinde Türkiye'nin gündeme getirilmesine ve F-35 tartışmalarına ilişkin soruya, Yunanistan'ın iç siyasetiyle ilgilenmediklerini söyledi. "Yunanistan'ın ya da başka komşularımızın iç siyasetiyle bizim zaten ilgilenmek gibi bir derdimiz yok. Yunanistan'da seçim olur, hükümet değişir, muhalefet değişir; bunlar bizim meselemiz değil" diyen Erdoğan, Türkiye'nin kendi hakları ve güvenliğine odaklandığını belirtti. Erdoğan, "Bizim meselemiz Türkiye'nin hakları, güvenliği, Ege ve Doğu Akdeniz'de sulhu sükunun korunmasıdır" dedi. Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ilişkin Erdoğan, "Türkiye Yunanistan'ın düşmanı değildir, komşusudur, NATO şemsiyesi altında müttefikidir" ifadelerini kullandı.

İki ülke ilişkilerinin seçim malzemesi yapılmaması gerektiğini belirten Erdoğan, "İki ülke ilişkileri seçim malzemesi yapılmayacak kadar nazik ve mühimdir" diye konuştu. Erdoğan, "Biz kendi gündemimize odaklandık, şimdi de kendi işimizle ilgileniyoruz" dedi.

"İklim Değişikliğiyle Mücadele Artık Söz Değil, İcraat Gerektiriyor"

Erdoğan, Türkiye'nin kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31'e ilişkin, iklim değişikliğinin oluşturduğu sorunların göz ardı edilemeyeceğini belirtti. "COP31'de, bu tedbirlerimizi, yol haritalarımızı, iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadelede neler yapmayı planladığımızı ortaya koyacağız" diyen Erdoğan, Birleşmiş Milletler'deki konuşmasında da iklim değişikliği konusuna değindiğini söyledi.

Erdoğan, "Dünya bizim evimiz ve onu kirlenmekten korumak da görevimiz" ifadelerini kullandı. COP31'in gelişmekte olan ülkelerin taleplerini dile getirebilecekleri bir platform olması gerektiğini belirten Erdoğan, "COP31 sadece bir iklim konferansı değil, gelişmekte olan ülkelerin seslerini duyurabilecekleri, beklentilerini ortaya koyabilecekleri ve somut sonuçların konuşulabileceği bir platformdur" dedi.

Finansman güçlüğü yaşayan ülkelerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Finansman güçlüğü çeken ülkelerin yanında durmak ve onları desteklemek de gelişmiş ülkelerin sorumluluğudur" diye konuştu. "İklim değişikliğiyle mücadele artık söz değil, icraat gerektiriyor" diyen Erdoğan, yangın, sel ve kuraklık gibi felaketlerin sınır tanımadığını belirtti. Erdoğan, "Biz de bu sorunların çözümü için sınırları kaldırmalıyız. İnanıyorum ki Antalya'da düzenleyeceğimiz COP31 zirvesi bu uzun yolda önemli bir kavşak olacak" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'dan "Fon Krizi"Ne Değerlendirme

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde kamuoyunda "fon krizi" olarak adlandırılan ve 455 bin yatırımcıyı ilgilendirdiği belirtilen soruşturmayla ilgili soruya da şöyle yanıt verdi:

"Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk Borsasına yapılmış bir haksızlık olur. Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor. Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı; bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu.

Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur. Tabii, sürecin, sermaye piyasalarının yapısı gereği hem şeffaf hem de son derece hassas yürütülmesi önemlidir. Bizim de talimatımız bu yöndedir. Ayrıca benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız."

Erdoğan, New York ziyaretindeki temaslarının yoğun geçtiğini belirterek, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in yanı sıra Vietnam, Libya, Kuveyt, Kosova, Lübnan, Gürcistan, Katar, Senegal, Birleşik Krallık, Japonya, Polonya, Bangladeş, Ermenistan, Irak ve Ukrayna'dan muhataplarıyla görüştüğünü söyledi.

İkili ilişkilerin yanı sıra bölgedeki istikrarsızlık ve çatışmaların önlenmesi için atılabilecek adımların ele alındığını belirten Erdoğan, ABD'deki iş çevreleri ve düşünce kuruluşlarıyla da Türkiye'deki yatırım ve ticaret fırsatlarını görüştüğünü ifade etti. Erdoğan ayrıca Türk-Amerikan Müslüman toplumuyla bir araya geldiğini belirterek, Türkiye-ABD diplomatik ilişkilerinin gelecek yıl 100. yılının kutlanacağını hatırlattı.

"İki dost ülke arasındaki bu önemli tarihi, hakkını vererek değerlendirmeyi hedefliyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trump'ın da benzer görüşlere sahip olduğunu belirterek, "2027 yılını Türk-Amerikan münasebetleri açısından bir referans haline getirelim istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Kaynak: ANKA