Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, iktidarları döneminde "Türkiye'ye, Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını yaşattıklarını" ifade etti. İktidar sözcüleri ve ekonomi kurmayları da hayata geçirilen yatırımlar ve alınan tedbirlerle hayat pahalılığının sorun olmaktan çıkarılacağını belirtiyor.
Kadıköy Koşuyolu Pazarı’nda mikrofon uzatılan üreticiler ve vatandaşlar ise yaşadıkları ekonomik tabloya ilişkin beyanlarda bulundu.
"70 yaşından sonra faturalarımı ödemek için pazara çıkıyorum"
Geçinebilmek adına 70 yaşından sonra pazarcılık yapmaya başladığını aktaran bir vatandaş, şu ifadeleri kullandı:
"Benim maaşım yok. Önceleri evimize aldık, arabamıza aldık ama şimdi müteahhite verdik eve, onu bile ödeyemiyoruz. Bak faturalarım ödenmedi, onları ödeyeyim diye pazara çıkıyorum. Çok zor, geçim çok zor."
"Altını biz göremedik, köylüye öyle bir şey uğramadı"
Pendik Göçbeyli’den getirdiği domates ve biberleri satmaya çalışan bir üretici kadın, tarımsal üretimdeki maliyetleri ve yaşadığı zorlukları şu sözlerle dile getirdi:
"Ne altın çağı mı vardı daha biz yaşamadık kızım. Ben böyle burada, bu yaşta şalvarla bak ayakta duramıyorum. Tansiyon hastasıyım. Ondan sonra boynumda iki üç tane fıtık var aşağı eğilemiyorum. Bak sandalyede oturuyorum. Neyin altını? Altını biz göremedik pek görenler görmüştür. Bize gelmedi kızım. Bizim bize uğramadı. Köylüye öyle bir şey uğramadı...
Ne satış var ne bir şey var. Getirdik üç kuruşluk mal aynen duruyor. Bunlar ne kazanalım ne yapalım. Valla otuz senedir pazarlardayız kızım. Ah kızım eski günlerimiz biz o zaman Avrupa'da yaşıyormuşuz. Şimdi açlıktan ölüyoruz. Köylü böyle söylüyorsa, şehirli hep bitmiş zaten. Göçbeyli'den tarlalar falan hep boşta. Ekmiyoruz, ekmeyeceğiz de zaten. Bir şey kazanmıyor. Bir pancar motorunu çalıştırıyorsun, 5 bin lira mazot yakıyor. Günde 3 kere... Hadi gel sula. Sulamasan da bitki ölüyor. Nasıl yapacak biz bu işi? Yapamıyoruz. Çiftçi Bağ-Kur'umuz vardı ödeyemedik. Ben her ay nereden 20 lira 25 lira para bulacağım daha. Ben 20 lira 25 lira kazanmıyorum ki emekli Bağ-Kur'u ödeyeyim.
Sabahtan beri bakıyorum bir kiloyu geçemedik daha. Yarım kilo, yarım kilo... 20 liralık, 30 liralık. İnsanlar ne yapsın yok kızım yok. 8-10 sene önce daha iyiydi. Milletin maaşı azdı ama alım gücü çoktu. Bu Türkiye'nin en büyük sorunu ne biliyor musun? Çiftçiye, köylüye güzel destek. Hayvanda, sebzede, ekimde, dikimde, mazotta destek verecek. Benden sonra benim dört tane çocuğum var, bir tanesi girip de bu bahçe işini yapmaz. Benim tarlam boş. Koca koca ahırlar hep bomboş. Bir balya saman 200 lira. Nasıl yedireceksin hayvanlara? Yediremezsen de alamazsın. O zaman da süt pahalı, peynir pahalı. Atatürk ne demiş? 'Köylü milletin efendisidir' demiş. Niye demiş? Biliyor oradan gelecek burada yiyeceksiniz. Ben getirmezsem bu domatesi siz nasıl yiyeceksiniz?"
Pazara alışverişe gelen vatandaşların ekonomik duruma dair değerlendirmeleri ise şöyle kaydedildi:
-
Bir vatandaş: "Hayır düşünmüyorum. Gitgide kötüye, ilk önce yavaş yavaş kötüye gittik hep 25 yıldır... 25 yıl önce, yani az alsak bile hayat her şey ucuzdu. Geçinebiliyorduk. Mutluyduk. Ama şimdi herkesin yüzü böyle asık. Geçinemiyoruz işte. Bir emekli maaşıyla kendi evin olmasa hiç geçinemezsin. Çocuklar destek veriyor."
-
Bir başka vatandaş: "Bak santim santim düşüne düşüne hesaplayarak öyle alınıyor. Rahat yaşadığımızı unuttuk zaten. Unutmamamız lazım ama unutuyoruz tabii ki o günleri arıyoruz yani."
-
Alışveriş yapan bir kişi: "Görünüyor yani. Ben altın yılı göremiyorum. Geçim daha iyiydi... Emeklinin parasını görüyorsunuz. Ne olur ki o kadarla? Bir pazara çıkıyorsun. Hiçbir şey alma. Yine bir buçuk, iki bin lira gidiyor..."
-
Emekli bir yurttaş: "Vatandaş çok dertli... Çantayı 2500 liraya tam dolduramadık. İki kişiyiz. Domates aldım, biber aldım, meyve aldım. Soğan aldık. Hepsi o kadar. Et yok, yağ yok, tuz yok bunun içinde. Ne yapsın vatandaş? Biz çift maaşız hanımla birlikte, evimiz var. Anca geçiniyoruz. Hesabımızı, kitabımızı bilmesek çarşıya, pazara çıkamayız."
-
62 yaşındaki bir vatandaş: "Ben asla inanmıyorum. Ben 62 yaşındayım, yani bütün yaşadığımız, gördüğümüz şeyler maalesef... Benim cebime, senin cebine iktidarın söylediği gibi bir şey yansıyor mu? Hayır."
-
Bir diğer vatandaş: "Siyasi güç kendini her zaman iyi gösterecek açıklamalar yapar. Ekonomi politikası çok onu mümkün göstermiyor önümüzdeki dönemde. Dolayısıyla pahalılık hayatımızın bir gerçeği olarak devam edecek önümüzdeki yıllarda büyük ihtimalle."





